6. EN’ÂM:

‘Rahmetinden kovulan’, Taşlanmış şeytanın ‘şerrinden’, Allâh’a sığınırım. ‘16:98’

Sonsuz şefkatle merhamet eden, inançlıları esirgeyen, bahşeden Allâh’ın adıyla…

 

‘Eûzü billâhi mineş-şeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm’…

 

 

6:1         Yüceltilme, övgü Allâh’adır ki O, gökleri ve yeri yaratandır. Karanlıkları ve aydınlığı var etti. Sonra da ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlar, Rablerine ‘O’nun yarattıklarını denk tutarak, onunla’ hükmederler.

 

6:2          O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; yaratandır sizi nemli topraktan, sonra olmasına hükmetti bir vade ‘ömür’. Ve adlandırılmış vade ‘bunun ilmi’, O’nun katındadır. Sonra da siz, şüphe ediyorsunuz.

 

6:3          Ve göklerde ve yerde Allâh ‘tek İlâh’ O’dur. Sizin sırrınızı ve açıkladığınızı ve ‘günahlar ve sevaplardan’ kazanacağınız şeyi bilir.

 

6:4          Ve onlara gelmez ki, ‘hakikati örtmeye şartlanmışlara’, Rabbinin âyetlerinden ‘hakikat bilgisinden’ bir âyet, onu umursamamış olmasınlar.

 

6:5          Böylelikle onlara gerçek ‘hakikat bilgisi’ geldiğinde onu yalanlamışlardı. Fakat alay etmiş oldukları şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

 

6:6          Görmüyorlar mı? Kendilerinden önce nice nesilleri nasıl yok ettiğimizi. Onları, yerleştirdik yeryüzünde; sizi yerleştirmediğimiz biçimde ‘size vermediğimiz imkânları verdik’. Ve gönderdik gökten üzerlerine sağanak. Zemininden akan ırmaklar var ettik. Fakat suçları ‘sebebiyle’ onları mahvettik. Ve onların ardından başka nesiller inşa ettik ‘yarattık’.

 

6:7          Ve eğer sana ‘hakikat bilgisini’ yazılı kitap olarak indirseydik, hatta mutlaka ona elleriyle dokunsalar bile, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler elbette derdi ki: „Bu apaçık bir büyüden başka ‘bir şey’ değildir.“.

 

6:8          Ve dediler ki: „Ona ‘Muhammed a.s.’a’, bir melek indirilseydi ya? “. Ve eğer bir melek indirseydik, mutlaka emir bitirilir ‘kıyâmet hükmü yerine getirilirdi’. Sonra göz açtırılmaz ‘süre verilmez’.

 

6:9          Ve eğer onu ‘istedikleri elçiyi’ melek yapsaydık, onu mutlaka erkek ‘insanoğlu’ var ederdik. Ve şüphe ettikleri şeyi, mutlaka onlara ‘yine’ şüphe ettirirdik.

 

6:10       ‘Yâ Muhammed!’ Ve andolsun ki; senden önceki elçilerle de alay edildi. Böylelikle onunla alay etmiş oldukları şey, onlardan alay eden kimseleri sarıverdi.

 

6:11       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Yeryüzünde dolaşın. Sonra bakın, akıbeti nasıl oldu yalanlayanların.“.

 

6:12       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Göklerdeki şeyler ve yerdekiler kimindir? “. De ki: „Allâh’ındır.“. Allâh, Zat’ı üzerine şefkati, lütfu, bağışlamayı yazdı. Hakkında şüphe olmayan kıyâmet gününde sizi mutlaka bir araya toplayacak. O kimseler ki… ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’, canlarını hüsrana uğrattılar. Artık onlar ‘Allâhü Teâlâ’ya, elçilerine ve kıyâmete’ samimiyetle inanmazlar.

 

6:13       Ve O’nundur ‘Allâhü Teâlâ’nındır’, gece ve gündüzde yerleşen şeyler. Ve O, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir, en iyi bilendir.

 

6:14       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Gökleri ve yeri örneksiz, sanat inceliği bakımından üstün yaratan Allâh’tan başkasını mı dost edineyim? Ve O, yedirir ve yedirilmeyendir ‘muhtaç olmayandır’.“. De ki: „Doğrusu ben, emrolundum teslim olan kişilerin ilki olmakla ve sakın ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştıranlardan olma.“ ‘diye de’.

 

6:15       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Doğrusu ben, korkarım eğer isyan edersem Rabbime, büyük bir günün azabından.“.

 

6:16       İzin günü ‘Allâhü Teâlâ’nın izniyle gerçekleşecek kıyâmet günü’ kim ondan ‘azaptan’ uzaklaştırılırsa, o hâlde ‘Allâhü Teâlâ’ onu, esirgeyendir, bahşedendir. Ve işte budur apaçık başarı, kurtuluş.

 

6:17       Ve eğer Allâh, sana bir zarar dokundurursa, artık onu, O’ndan başka açacak ‘giderecek’ yoktur. Ve eğer sana bir hayır dokundurursa, o hâlde O ‘Allâhü Teâlâ’, her şey üzerinde dilediğini yapmaya, yaratmaya güç yetirendir.

 

6:18       Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, kullarının üstünde mutlak galiptir. Ve O, her şeyi yerli yerince yapan, adaletle hükmeden, haberdar olan, üstün bilgi sahibidir.

 

6:19       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Hangi şey şahit olarak daha büyüktür? “. De ki: „Benim ve sizin aranızda Allâh şahittir. Ve vahyolundu bana bu Kur’ân, onunla sizi ve kime ulaşırsa onu, korkutmam ‘kıyâmet ile uyarman’ için. Siz, muhakkak Allâh ile beraber başka ilâhların olduğuna gerçekten şahitlik ediyor musunuz? Ben şahitlik yapmam.“. De ki: „O, ancak yegâne İlâhtır. Ve muhakkak ben, sizin ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştırdığınız şeylerden ilişkisizim.“.

 

6:20       Kendilerine kitap ‘hakikat bilgisi’ verdiklerimiz ‘Yahudiler ve Hristiyanlardan bazıları’, onu ‘Muhammed a.s.’ı’ kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler. O kimseler ki… ‘Hakikati örtmeye şartlanmışlar’, Canlarını hüsrana uğrattılar. Ve artık onlar ‘Allâhü Teâlâ’ya, elçilerine ve kıyâmete’ samimiyetle inanmazlar.

 

6:21       Ve kimdir, Allâh üzerine yalanla iftira eden kimseden daha zalim? Veya yalanlayandan O’nun âyetlerini ‘hakikat bilgisini’? Şüphesiz O ‘Allâhü Teâlâ, inkâra şartlanmaları sebebiyle’, kurtuluşa erdirmez zalimleri.

 

6:22       Ve o gün ‘kıyâmet günü’ topluca ‘Allâhü Teâlâ’nın huzurunda’ toplayacağız, sonra ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştıranlara deriz ki: „Zanda bulunmuş olduğunuz ortaklarınız ‘ilâhlarınız’ nerede? “.

 

6:23       Sonra onların: „Yemin olsun ki; Rabbimiz! ‘Sana’ benzer yakıştıran olmadık.“ demelerinden başka fitneleri ‘zararları’ olmayacak.

 

6:24       Bak, nasıl yalan ‘söylediler’ benlikleri aleyhine. Ve ‘uzaklaşıp’ kayboldu onlardan, iftira etmiş oldukları şeyler ‘uydurma ilâhları’.

 

6:25       Ve onlardan kim seni dinlerse, onu ‘Kur’ân-ı Kerim’i’ anlamamaları için ‘anlamak istemedikleri sebebiyle’ kalplerinin üzerine perdeler koyduk ‘idrak kuvveleri kilitlidir’ ve kulaklarında ağırlık vardır. Ve eğer tüm âyetleri ‘alâmetleri’ görseler, ona ‘Kur’ân-ı Kerim’e’ inanmazlar. Hatta sana geldikleri zaman seninle mücadele ederler. ‘Hakikati’ örtmeye şartlanmışlar derler ki: „Bu evvelkilerin masallarından başka ‘bir şey’ değildir.“.

 

6:26       Ve onlar, ondan ‘Kur’ân-ı Kerim’den’ vazgeçirirler ve onlar da ‘kendileri de’ ondan vazgeçerler. Ve benliklerinden başkasını mahvetmezler ve ‘bunun’ farkında olmazlar.

 

6:27       ‘Yâ Muhammed!’ Ve ateşin üzerinde durdurulduklarında görsen. O zaman derler ki: „Keşke biz ‘dünyaya’ geri döndürülseydik ve Rabbimizin âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ yalanlamaz ve samimiyetle inananlar olurduk.“.

 

6:28       Aksine, daha önce gizlemekte oldukları şeyler ‘âhiret’ onlara açıklandı ‘diye böyle söylüyorlar’. Ve eğer ‘dünyaya’ geri döndürülselerdi, ‘bilinçleri yine silineceği için’ yasaklanan şeylere mutlaka geri dönerlerdi. Ve doğrusu onlar gerçekten yalancıdırlar.

 

6:29       Ve derler ki: „Bizim hayatımız, o ise dünyadan başka değildir ‘dünya hayatıyla sona erer’. Ve biz diriltilecek te değiliz.“.

 

6:30       Ve Rableri huzurunda durdurulduklarında görsen. Denir ki: „Bu ‘diriltilme’ gerçek değil mi? “. Derler ki: „Evet ve Rabbimize andolsun.“. ‘Allâhü Teâlâ’ Der ki: „O hâlde inkâr ettiğiniz şeyler sebebiyle azabı tadın.“.

 

6:31       Hüsrana uğradılar, o kimseler ki, Allâh’a kavuşmayı yalanladılar. Hatta o saat ‘kıyâmet vakti’ ansızın onlara gelince, sırtlarında yüklerini ‘günahlarını’ taşıyarak derler ki: „Orada ‘dünyada’ aşırı gittiğimiz şeyler ‘günahlar’ üzerine bize yazıklar olsun.“. Sırtlarına yüklendikleri şey ne kötü değil mi?

 

6:32       Ve dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka ‘bir şey’ değildir. Ve elbette âhiret yurdu, ‘günahlardan’ korunanlar için hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?

 

6:33       ‘Yâ Muhammed!’ Onların söylediklerinin mutlaka seni üzdüğünü biliyorduk. Fakat doğrusu onlar ‘aslında’ seni yalanlamıyorlar. Ve lâkin zalimler, Allâh’ın âyetlerine ‘hakikat bilgisine’ inatla direniyorlar.

 

6:34       Ve andolsun ki; senden önceki elçiler de yalanlandı. Fakat onlara yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları şeylere ve uğradıkları eziyetlere sabrettiler. Ve Allâh’ın kelimelerini ‘hakikat bilgisini’ değiştirebilecek kimse yoktur. Ve andolsun ki; gönderilmiş elçilerin haberlerinden sana geldi.

 

6:35       Ve onların ‘çağrıyı’ umursamamaları sana büyük ‘ağır’ gelirse, haydi güç yetirebilirsen yeryüzünde ‘inebileceğin’ bir delik veya göğe ‘tırmanacağın’ bir merdiven ara, haydi onlara bir âyet ‘alâmet’ getir. Ve eğer Allâh dileseydi, elbette yönlendirilme üzerinde bir araya toplardı. Artık sakın cahillerden ‘idrak edemeyenlerden’ olma.

 

6:36       ‘Çağrıya’ Sadece işitenler icabet eder. Ve Allâh, ölüleri diriltir. Sonra O’na döndürülecekler.

 

6:37       Ve dediler ki: „Ona ‘Muhammed a.s.’a’, Rabbinden bir âyet ‘alâmet’ indirilseydi ya? “. ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Şüphesiz Allâh, bir âyet ‘alâmet’ indirmeye güç yetirendir.“. Ve lâkin onların birçoğu bilmezler. ‘Anlamak istemedikleri sebebiyle idrak kuvveleri kilitlidir.

 

6:38       Ve yeryüzünde hiçbir hareket eden mahlûk ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi millet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rableri ‘huzurunda’ toplanacaklar.

 

6:39       Ve o kimseler ki, yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’. ‘Onlar, anlamak istemedikleri sebebiyle’, Karanlıklar içinde sağırdır ve dilsizdir. Allâh dilediği ‘inkâr eden’ kimseyi şaşkın bırakır ve dilediği ‘O’na yönelen’ kimseyi de ‘razı olduğu’ doğru yol üzerinde tutar.

 

6:40       ‘Yâ Muhammed! Allâh’a benzer yakıştıranlara’ De ki: „Siz ‘aczinizi’ gördünüz mü? Eğer Allâh’ın azabı size ‘ansızın’ gelse veya o saat ‘kıyâmet vakti’ size ‘ansızın’ gelse, Allâh’tan başkasını mı davet ‘dua’ edersiniz, ‘itiraf edin’ eğer sözünde samimilerseniz.“.

 

6:41       Aksine, yalnızca O’na ‘Allâhü Teâlâ’ya’ davet ‘dua’ edersiniz… Artık O dilerse, O’na davet ‘dua’ ettiğiniz şeyi giderir ve ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştırdığınız şeyleri unutursunuz.

 

6:42       ‘Yâ Muhammed! Andolsun ki; Biz gönderdik, milletlere ‘nice elçileri’ senden önce de. Hatta onları da sıkıntıya ve darlığa aldık ‘sınadık’. Umulur ki, böylelikle yalvarırlar.

 

6:43       Oysaki onlara sıkıntımız geldiğinde yalvarsalardı ya. Ve lâkin onların kalpleri katılaştı. Ve şeytan, onlara yapmış oldukları şeyleri süsledi ‘güzel gösterdi’.

 

6:44       Hatırlatıldıkları şeyleri unuttuklarında, verilen şeylerle ‘imkânlarla’ neşeleninceye kadar her şeyin kapısını onlara açtık. Ansızın onları aldığımızda ‘kıstırdığımızda’, artık ümitlerini kestiler.

 

6:45       Böylelikle ‘günaha sebebiyet verecek işleri yapmakla, benliklerine’ zulmeden toplumun arkası kesildi. Ve yüceltilme, övgü, var olan her şeyin Rabbi, Allâh’adır.

 

6:46       ‘Yâ Muhammed! Allâh’a benzer yakıştıranlara’ De ki: „Siz ‘aczinizi’ gördünüz mü? Eğer Allâh, işitme duyunuzu ve görme duyunuzu alsa ve sizin kalplerinizin üzerini mühürlese, Allâh’tan başka onları size ‘geri’ getirecek ilâh kimdir? “. ‘Anlamak İstemedikleri sebebiyle idrak kuvveleri kilitlidir. Bak, âyetleri ‘hakikat bilgisini’ nasıl ayrı ayrı açıklıyoruz. Sonra onlar ‘Allâhü Teâlâ’dan’ yüz çeviriyorlar.

 

6:47       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Siz ‘aczinizi’ gördünüz mü? Eğer Allâh’ın azabı size ansızın gelse veya açıkça gelse, zalimler toplumundan başkası mı mahvedilir? “.

 

6:48       Göndermeyiz elçileri ‘hakikat bilgisi ve cennet ile’ müjdeleyiciler ve korkutanlar ‘kıyâmet ile uyaranlar olmak’ dışında. Artık kim, samimiyetle inanır ve durumlarını düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.

 

6:49       Ve o kimseler ki, yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’. Onlara, yoldan çıkmış olmaları sebebiyle azap dokunacaktır.

 

6:50       ‘Yâ Muhammed!’ De ki’: „Ben size Allâh’ın hazineleri yanımdadır demiyorum ve gizliyi bilmiyorum ve size, muhakkak ben, bir meleğim de demiyorum. Sadece bana vahyedilen şeyden ‘hakikat bilgisinden’ başkasına uymam.“. De ki: „Kör ve gören ‘idrak eden’ aynı olur mu, hâlâ inceden inceye düşünmez misiniz? “.

 

6:51       Ve korkut ‘kıyâmet ile uyar’ onunla, Rableri ‘huzurunda’ toplanmaktan korkan kimseleri. Onların, yoktur O’nun ‘Allâhü Teâlâ’nın’ yanı sıra samimi dostları ve şefaat edenleri. Umulur ki, böylelikle onlar ‘günahlardan’ korunanlar olurlar.

 

6:52       Ve Rablerinin yüzünü isteyerek ‘rızası için’ sabah ve akşam, davet edenleri ‘dua eden, fakir inançlıları’ kovma. Onların hesabından senin üzerine bir şey, senin hesabından da onların üzerine bir şey yoktur ki ‘onları kovman gereksin’. Artık onları kovarsan, o hâlde ‘günaha sebebiyet verecek bir iş yapmakla’ zalimlerden olursun.

 

6:53       Ve böylelikle onların bazılarını bazılarıyla ‘Kureyş’in ileri gelenlerini, fakirlerle’ imtihan ettik ki ‘ileri gelenler’: „Aramızdan, Allâh’ın lütufta bulunduğu bunlar mı? “ desinler. Allâh, şükredenleri en iyi bilen değil mi?

 

6:54        ‘Yâ Muhammed!’ Âyetlerimize ‘hakikat bilgisine’ inanan kimseler sana geldiğinde de ki: „Selâmun aleykum! ‘Esenlik üzerinize olsun!’. Rabbiniz, Zat’ı üzerine şefkati, lütfu, bağışlamayı yazdı. Oldu ki, sizden kim cahillikle bir kötülük yapar, sonra onun ardından tövbe eder ve durumunu düzeltirse, o hâlde O’nun ‘Allâhü Teâlâ’nın’, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayan, inançlıları esirgeyen, bahşeden olduğunu ‘görecektir’.“.

 

6:55       Ve işte böyle âyetleri ‘hakikat bilgisini’ ayrı ayrı açıklıyoruz ve suçluların ‘günahkârların’ yolu belli olsun ‘açığa çıksın’.

 

6:56       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Doğrusu ben, Allâh’ın yanı sıra davet ettiğiniz ‘tapındığınız’ şeylere kulluk etmekten yasaklandım.“. De ki: „Sizin tutkularınıza uymam; o zaman, sapmışlardan olurum ve ‘Allâhü Teâlâ’nın razı olduğu doğru yola’ yönlendirilmişlerden olmam.“.

 

6:57       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Muhakkak ben, Rabbimden açıkça bir delil üzerineyim ‘hakikat bilgisine dayanıyorum’ ve siz onu yalanladınız. Acele ettiğiniz şey ‘kıyâmet’, benim yanımda değil. Hüküm illâki Allâh’ındır; O ‘Allâhü Teâlâ’, doğru olanı anlatır. Ve O, ‘gerçeği, asılsızdan’ ayırt edenlerin en hayırlısıdır.“.

 

6:58       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Eğer acele ettiğiniz o şey ‘kıyâmet’, yanımda olsaydı, benim ve sizin aranızda emir elbette bitirilir ‘kıyâmet hükmü yerine getirilirdi’ “. Ve Allâh, en iyi bilendir zalimleri.

 

6:59       Ve algılanamayanların anahtarları O’nun ‘Allâhü Teâlâ’nın’ katındadır, onu O’ndan başkası bilmez. Ve karada ve denizde var olan şeyleri bilir. Ve düşmez bir yaprak, onun bilgisi olmaksızın. Ve yerin karanlıkları içinde nemli ve kuru tane yoktur ki, apaçık kitapta ‘Levh-i Mahfûz’da: Allâhü Teâlâ’nın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt kitabında’ olmasın.

 

6:60       Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; vefat ‘uykuyla bilinçsiz’ ettirendir sizi geceleyin ve gündüzleri tesir ettiğiniz şeyleri bilir, sonra adlandırılmış bir vadenin ‘ömrün’ tamamlanması için gündüzün içinde sizi tekrar diriltir. ‘Dönüş’ Mevkiiniz O’nadır ‘Allâhü Teâlâ’yadır’. Sonra size haber verecek, yapmış olduğunuz şeyleri.

 

6:61       Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, kullarının üstünde mutlak galiptir. Ve üzerinize muhafız ‘melekler’ gönderir. Sizden birinize ölüm gelince, onu, elçilerimiz ‘Azrâîl a.s. ve yardımcıları’ vefat ettirir. Ve onlar ‘görevlerinde’ kusur etmezler.

 

6:62       Sonra onların varlığı gerçek ve sabit olan sahibi, koruyucusu Allâh’a döndürülürler. Hüküm O’nun değil mi? Ve O, hesabı en tez ‘noksansız görendir’.

 

6:63       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarır? “. Ve gizlice yalvararak O’na davet ‘dua’ edersiniz: „Eğer bizi bundan kurtarırsan, biz mutlaka şükredenlerden oluruz.“.

 

6:64       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Ondan ve tüm sıkıntılardan sizi Allâh kurtarır. Sonra siz ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştırıyorsunuz.“.

 

6:65       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „O, sizin üstünüzden ‘gökten’ veya ayaklarınızın zemininden ‘yerden’ üzerinize azap göndermeye veya sizi bölük bölük birbirinize katıp ‘düşman edip’, sizin birilerinizin şiddetini, birilerinize tattırmaya güç yetirendir.“. Bak, âyetleri ‘hakikat bilgisini’ nasıl ayrı ayrı açıklıyoruz. Umulur ki, böylelikle onlar idrak ederler.

 

6:66       Ve o ‘hakikat bilgisi’, gerçek olduğu hâlde senin toplumun onu yalanladı. ‘Yâ Muhammed!’ De ki „Ben sizin üzerinize himayeci değilim.“.

 

6:67       Her haberin kararlaştırılmış ‘gerçekleşeceği yeri ve zamanı vardır’… Ve yakında bileceksiniz!

 

6:68       Âyetlerimiz ‘hakikat bilgisi’ hakkında ‘alaylı’ konuşmaya dalanları gördüğünde ondan başka bir söze dalıncaya kadar artık onları umursama. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra, artık o zalimler toplumuyla beraber oturma.

 

6:69       Ve ‘günahlardan’ korunan kimselere, onların hesabından bir şey ‘sorumluluk’ yoktur. Ve lâkin hakikat bilgisi hatırlatılmalıdır. Umulur ki, böylelikle ‘onlarda, günahlardan’ korunurlar.

 

6:70       Ve bırak, o kimseleri ki, dînlerini ‘İlâhi esasları’ oyun ve eğlence edindiler. Onları aldattı dünya hayatı ‘geçici bir menfaat’. Ve kazandığı şeyler ‘günahları’ sebebiyle benliklerin yıkıma uğrayacağını onunla ‘hakikat bilgisi ile’ hatırlat. Onun yoktur, Allâh’tan başka samimi dostu ve şefaat edeni. Ve ‘azabı uzaklaştırmak için’ tüm fidyeleri verse de ondan alınmaz. İşte onlar… o kimseler ki, kazandıkları şeyler ‘günahları’ sebebiyle mahvolmuşlardır. Onlaradır ‘âhirette’ kaynar sudan içecek ve elem azap, inkâr etmiş oldukları şeyler sebebiyle.

 

6:71       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Allâh’ın yanı sıra bize fayda sağlamayan şeylere ve zarar vermeyenlere mi davet edelim ‘tapalım?’. Ve bizi Allâh’ın yönlendirmesinden sonra topuklarımızın üzerinde geriye mi döndürülelim? O kimse gibi ki, şeytanların yeryüzünde kandırıp şaşırttıkları, ahalisin de: „Bize gel yönlendirilmeye.“ ‘diye’ çağırdığı. De ki: „Şüphesiz Allâh’ın, ‘razı olduğu yol doğrultusunda’ yönlendirmesi o, ‘tek gerçek’ yönlendirilmedir. Ve biz var olan her şeyin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.“.

 

6:72       „Ve ibadeti ‘namazı’ titizlikle, gereğince uygulamayla ‘emrolunduk’.“. Ve O’na ‘Allâhü Teâlâ’ya’ karşı ‘gelmekten’ korunun. Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; O’na ‘huzurunda’ toplanacaksınız

 

6:73       Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; yaratandır gökleri ve yeri hak ile ‘amaç için’. Ve „Ol!“ dediği gün ‘o şey’ hemen olur. O’nun sözü gerçektir. Ve hükümranlık o gün Sûr’a üfürüldüğünde O’nundur. Gizliyi ve şahit olunanı ‘görüneni’ en iyi bilendir. Ve O, her şeyi yerli yerince yapan, adaletle hükmeden, haberdar olan, üstün bilgi sahibidir.

 

6:74       Ve bir zamanlar dedi ki İbrâhîm, babası Azer’e: „Sen putları ilâhlar mı ediniyorsun? Doğrusu ben, seni ve toplumunu apaçık sapkınlıkta görüyorum.“.

 

6:75       Ve işte böyle Biz İbrâhîm’e gösteriyorduk, göklerde ve yerde uyumlu işleyişin hükümranlığını ki, kati inananlardan olsun.

 

6:76       Gece onun üzerini örtünce, bir gezegen gördü, ‘inkârcılarla dalga geçme amaçlı’ dedi ki: „Bu benim Rabbim!“. Fakat batınca, dedi ki: „Batanları sevmem.“.

 

6:77       Ay’ı doğarken görünce ‘yine dalga geçerek’ dedi ki: „Benim Rabbim bu!“. Fakat batınca dedi ki: „Eğer Rabbim beni yönlendirmezse, mutlaka sapkınlar toplumundan olurum.“.

 

6:78       Güneş’i doğarken görünce dedi ki: „Bu benim Rabbim, bu daha büyük!“. Fakat batınca dedi ki: „Ey halkım! Muhakkak ben, sizin ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştırdığınız şeylerden ilişkisizim.“.

 

6:79       „Muhakkak ben, Hanif ‘tek bir İlâh’a inanan’ olarak yüzümü ‘Allâhü Teâlâ’ya’ döndüm ki O, gökleri örneksiz, sanat inceliği bakımından üstün yaratandır ve yeri de. Ve ben, ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştıranlardan değilim.“.

 

6:80       Ve toplumu onunla mücadele etti. ‘İbrâhîm a.s.’ Dedi ki: „Ve ‘Rabbim’ beni yönlendirmişken, benimle mücadele mi ediyorsunuz Allâh hakkında? Ve ben korkmuyorum, Rabbimin ‘aksi’ bir şeyi dilemesi hariç, O’na ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştırdığınız şeylerden. Rabbim ilmiyle her şeyi kapsamıştır. Hâlâ, hatırda tutmaz mısınız? “.

 

6:81       „Ve nasıl korkarım sizin ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştırdığınız şeylerden? Ve siz korkmuyorsunuz da onun hakkında size bir delil indirilmeyen şeylerle, Allâh’a benzer yakıştırıyor olmaktan. Artık iki topluluktan hangisi emniyette olmayı daha çok hak ediyor? Eğer bilirseniz ‘haydi deyin’. “.

 

6:82       Samimiyetle inanan o kimseler ki, inançlarını ‘günaha sebebiyet verecek işleri yapmakla benliklerine’ zulümle karıştırmayanlardır. İşte onlar emniyettedirler ve onlar yönlendirmişlerdir.

 

6:83       Ve bunlar İbrâhîm’in, toplumu üzerine verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimiz ‘Bize yönelen’ kimselerin derecelerini arttırırız. Şüphesiz Rabbin, her şeyi yerli yerince yapan, adaletle hükmeden, en iyi bilendir.

 

6:84       Ve ona ‘İbrâhîm a.s.’a’ İshâk ve ‘torunu’ Yâkub’u bağışladık. Hepsini yönlendirdik. Ve daha önce Nûh’u yönlendirmiştik ve onun soyundan Dâvûd ve Süleymân ve Eyyûb ve Yûsuf ve Mûsâ ve Hârûn’u da. Ve işte böyle, iyi davranıp, iffetli olanlara hak ettiklerini ‘veririz’.

 

6:85       Ve Zekeriyyâ ve Yahyâ ve Îsâ ve İlyâs hepsi iyi ahlâk sahibi idiler.

 

6:86       Ve İsmâil ve Elyesâ ve Yûnus ve Lût ve hepsini milletler üzerine üstün kıldık.

 

6:87       Ve onların atalarından ve soylarından ve kardeşlerinden de… Ve onları seçtik ve onları da ‘Allâhü Teâlâ’nın razı olduğu’ doğru yola yönlendirdik.

 

6:88       İşte bu, Allâh’ın ‘razı olduğu yol doğrultusunda’ yönlendirmesidir. Kullarından dilediği ‘O’na yönelen’ kimseyi onunla yönlendirir. Ve eğer ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştırsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler ‘sevapları’ boşa giderdi.

 

6:89       İşte onlar… O kimseler ki, kendilerine kitap ‘hakikat bilgisi’ verdik ve idrak ‘yetisi’ ve peygamberlik. Bunlar ‘hakikati örtmeye şartlananlar’, ona eğer nankörlük ederlerse, artık onu nankörlük etmeyecek bir toplumu ona himayeci ederiz.

 

6:90       İşte onlar ‘peygamberler’… O kimseler ki, Allâh, ‘onları’ yönlendirdi. ‘Yâ Muhammed!’ Öyleyse onların yönlendirdiğine uy. De ki: „Ona ‘tebliğime karşılık’, sizden bir ücret istemiyorum.“. O ise, illâki milletlere hakikat bilgisini hatırlatan ‘Kur’ân-ı Kerim’dir’.

 

6:91       Ve ‘Yahudiler’ takdir edemediler Allâh’ı hakkıyla, O’nun liyakatini, Bir zamanlar dediler ki: „Allâh, insana bir şey indirmedi.“. ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Kim indirdi kitabı ‘Tevrât’ı?’. Ki o, Mûsâ’nın insanlara getirdiği aydınlık ‘hakikat bilgisi’ ve yönlendirmesidir. Onu kâğıtlara ‘yazıp’ açıklıyorsunuz ve çoğunu gizliyorsunuz. Ve ‘onunla’ size, sizin de atalarınızın da bilmediğiniz şeyler öğretildi.“. De ki: „Allâh!“. Sonra onları bırak daldıklarının içine oynasınlar ‘oyalansınlar’.

 

6:92       Ve bu da indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, o ellerindekini ‘diğer mukaddes kitapları’ tasdik eden ve şehirlerin anası ‘Mekke’ ve onun etrafındakileri kimseleri korkutman ‘kıyâmet ile uyarman’ içindir. Ve âhirete inananlar, ona da ‘Kur’ân-ı Kerim’e de’ samimiyetle inanırlar ve onlar ibadetlerini ‘namazlarını’ korurlar’.

 

6:93       Ve kimdir, Allâh üzerine yalanla iftira eden kimseden daha zalim? Veya der ki: „Bana da vahyolundu.“ ve ona bir şey vahyolunmadı. Ve kim der ki: „Ben de Allâh’ın indirdiği şeylerin benzerini indireceğim.“. Ve bir görsen o zaman zalimleri; ölümün şiddetinde ‘can çekişirken’ ve melekler ‘Azrâîl a.s. ve yardımcıları’ ellerini uzatıp ‘onlara’: „Çıkarın canlarınızı! Bugün alçaltıcı azap ile cezalandırılacaksınız. Allâh üzerine söylediğiniz gerçek olmayan şeyler sebebiyle ve siz O’nun âyetlerine büyükleniyordunuz.“ ‘derlerken’…

 

6:94       Ve andolsun ki; sizi ilk defasında yarattığımız gibi Bize tek tek geldiniz ve size verdiğimiz şeylere sırt ‘çevirip’ ardınıza atıp bıraktınız. Ve görmüyoruz sizlerle beraber şefaatçilerinizi ‘ilâhlarınızı’ ki, onları ‘Allâhü Teâlâ’ya’ ortak olduğunu zannettiniz. Andolsun ki; sizlerle aranızda parçalanmış ‘bağları koparılmış’ ve sizlerden kaybolmuşlardır ‘ilâhlar’ zannettiğiniz şeyler.

 

6:95       Şüphesiz Allâh, tohumu ve çekirdeği yarandır ‘filizlendirendir’. Diriyi çıkarır ölüden ve ölüyü çıkarandır diriden. İşte budur Allâh! O hâlde ‘O’ndan’ nasıl çevriliyorsunuz?

 

6:96       Sabahı ‘gecenin karanlığından’ yarıp çıkarandır. Ve geceyi dinlenme vakti ve Güneş’i ve Ay’ı hesap ‘vesilesi’ yaptı. İşte bu, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayan, en iyi bilenin takdiridir.

 

6:97       Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; var edendir sizin için yıldızları; onunla karanın karanlıklarında ve denizde yönlendirilmeniz için. ‘Anlaya’ Bilen bir toplum için âyetleri ‘alâmetleri’ ayrı ayrı açıkladık.

 

6:98       Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; inşa edendir ‘yaratandır’ sizi tek bir candan ‘hücreden’. Nihayet ‘sizin için’ kararlaştırılmış ve emanet yeri ‘vardır. Âyetleri ‘alâmetleri’ ayrı ayrı açıkladık, idrak eden bir toplum için.

 

6:99       Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; indirendir gökten su; böylelikle çıkardık onunla her şeyin ‘türlü’ bitkisinden böylelikle çıkardık ondan da bir yeşillik. Çıkarırız ondan da üst üste taneler ‘başaklar’ ve hurma ağacının tomurcuklarından sarkan salkımları ve birbirine benzeyen ve benzemeyen üzüm bağları ve zeytin ve nar ‘ağaçları’. Bakın onun meyvesine ‘mahsulüne’ meyve verdiğinde ve ‘bir de’ olgunlaştığında. Muhakkak bunlarda, elbette âyetler ‘alâmetler’ vardır, samimiyetle inanan bir toplum için.

 

6:100     Cinleri Allâh’a ortak ‘ilâhlar’ yaptılar. Ve onları da yaratandır ‘Allâhü Teâlâ’. Ve bilgisizce O’na oğullar ve kızlar uydurdular. O, noksan sıfatlardan, kusurdan ve eksiklikten uzak ve vasıflandırdıkları şeylerden, mümkün her şeyin üstündedir.

 

6:101     ‘Allâhü Teâlâ’ Gökleri ve yeri, örneksiz, yoktan var edendir. Nasıl evladı olur O’nun ve eşi olmamıştır ki. Ve her şeyi yaratandır. Ve O, en iyi bilendir.

 

6:102     Rabbiniz, Allâh, işte budur. O’ndan başka İlâh yoktur. Her şeyi yaratandır. Öyleyse ‘yalnızca’ O’na ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk edin. Ve O, her şey üzerinde her hususta yeterlidir, idareyi üstlenen, itimat edilendir.

 

6:103     Bakışlar O’na yetişemez ‘nüfuz edemez’. Ve O, görenlere yetişir. Ve O, hoş, nazik, tüm inceliklere, ayrıntılara nüfuz ederek bilen, lütufkârdır, haberdar olan, üstün bilgi sahibidir.

 

6:104     Rabbinizden size görme ‘idrak kuvveleri’ gelmiştir. Artık kim görürse onun benliğinedir ‘lehinedir’. Ve kim de kör olursa ‘görmezden gelirse’, o hâlde ‘sorumluluğu kendi’ üzerinedir. Ve ben, sizin üzerinize muhafız değilim.

 

6:105     Ve işte böyle âyetleri ayrı ayrı açıklıyoruz ve ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’ desinler ki: „Sen ders almışsın ‘bunları bir yerden öğrenmişsin’.“. Ve onu ‘hakikat bilgisini’ açıklayalım, ‘anlaya’ bilen bir topluma.

 

6:106     Rabbinden sana vahyolunana uy! O’ndan başka İlâh yoktur. Ve ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştıranları umursama.

 

6:107     Ve eğer Allâh dileseydi, ‘O’na’ benzer yakıştırmazlardı. Ve seni onların üzerine muhafız yapmadık ve sen onların üzerine himayeci de değilsin.

 

6:108     Ve onların, Allâh’ın yanı sıra davet ettiklerine ‘taptıklarına’ sövmeyin, bu yüzden, düşmanlıkla, bilgisizce Allâh’a söverler. İşte böyle, her millete gayretlerini süsledik. Sonra ‘dönüş’ mevkileri Rablerinedir. Artık onlara haber verecek, yapmış oldukları şeyleri.

 

6:109     Ve Allâh’a var güçleriyle yemin ettiler ki, eğer onlara bir âyet ‘alâmet’ gelirse, ona mutlaka inanacaklar. ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Âyetler ‘Alâmetler’ ancak Allâh katındadır.“. Ve ‘alâmet’ geldiğinde de onların inanmayacak olduklarını siz idrak edemezsiniz.

 

6:110     Ve ‘alâmet gelse bile, gelmeden önce’ gönüllerini ‘idrak kuvvelerini’ ve görmelerini ilk defasında ona inanmadıkları gibi ‘eski hâllerine’ çeviririz. Ve onları bırakırız azgınlıkları içinde ‘yaptıklarıyla keyiflenip’ bocalasınlar.

 

6:111     Ve eğer Biz, onlara melekler indiriyor olsaydık ve ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi onların karşısında toplasaydık, Allâh’ın dilemesi ‘O’na yönelen’ hariç, inanan olmazlar. Ve lâkin onların birçoğu cahillik ederler ‘idrak edemezler’.

 

6:112     Ve bunun gibi, peygamberlerin hepsine, insan ve cin şeytanları düşman yaptık. Onlar, birbirlerini aldatarak süslü ‘cazip’ sözler fısıldarlar. Ve eğer Rabbin dileseydi, onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira ettikleri şeylerle ‘uydurma ilâhlarıyla baş başa’ bırak.

 

6:113     Ki o, âhirete inanmayanların gönülleri ona ‘cazip sözlere’ meyletsin ve ondan razı olsunlar. Ve işledikleri şeylerini ‘günahlarını’ işlesinler.

 

6:114     ‘Yâ Muhammed! De ki’: „Artık Allâh’tan başka bir hükmeden, hakkı yerine getiren mi arayım? Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; indirendir size kitabı ‘Kur’ân-ı Kerim’i’ ayrı ayrı açıklanmış olarak.“. Ve kendilerine kitap ‘hakikat bilgisi’ verdiklerimiz ‘Yahudiler ve Hristiyanlardan bazıları’, onun ‘Kur’ân-ı Kerim’in’, gerçekten Rabbinden indirilmiş olduğunu biliyorlar. O hâlde sakın ‘onların bilmediğini zannedip’ şüphe edenlerden olma.

 

6:115     Ve Rabbinin sözü ‘hükümleri’ doğruluk ve adaletle tamamlandı. O’nun ‘Allâhü Teâlâ’nın’ kelimelerini ‘hakikat bilgisini’ değiştirebilecek kimse yoktur. Ve O, ‘Allâhü Teâlâ’, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir, en iyi bilendir.

 

6:116     Ve eğer yeryüzündeki kimselerin birçoğuna itaat edersen, seni saptırırlar Allâh yolundan. ‘Onlar’, Zandan başkasına uymazlar. Ve onlar, illâki saçmalarlar.

 

6:117     Şüphesiz Rabbin… O, Kendi yolundan sapan kimseyi en iyi bilendir. Ve O, yönlendirilmişleri de en iyi bilendir.

 

6:118     O hâlde üzerine Allâh’ın adı ‘besmele ile’ anılan şeylerden yiyin, eğer O’nun ‘Allâhü Teâlâ’nın’ âyetlerine ‘hakikat bilgisine’ samimiyetle inananlarsanız.

 

6:119     Ve size ne oluyor ki, üzerine Allâh’ın adı ‘besmele ile’ anılan şeylerden yemiyorsunuz? Ve size ayrı ayrı açıklamıştı, size haram kıldığı ‘yasakladığı’ şeyleri, darda kalıp, ona mecbur olduğunuz şeyler başka. Ve Muhakkak onların birçoğu bilgileri olmaksızın kendi istekleriyle ‘başkalarını’ şaşırtıyorlar. Şüphesiz Rabbin… O, haddi aşanları en iyi bilendir.

 

6:120     Ve günahın açığını ve gizlisini de bırakın. Muhakkak günah kazananlar, işlemiş oldukları şeyler sebebiyle yakında ‘âhirette’ cezalandırılacaklar.

 

6:121     Ve üzerine Allâh’ın adı ‘besmele ile’ anılmayan şeylerden yemeyin. Ve muhakkak o, yoldan çıkmaktır. Ve şeytanlar, mutlaka sizlerle mücadele etmeleri için dostlarına ‘izin verilen-yasaklanan hakkında’ vahyederler. Ve eğer ‘yasaklananı, izin verilen saymakla’ onlara itaat ederseniz, mutlaka ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştıranlardan ‘farksız’ olursunuz.

 

6:122     Ve ‘ruhen’ ölüyken dirilttiğimiz ve insanlar arasında kendisine onunla yürüyeceği ve aydınlık ‘İlâhi esaslar ile görebilmeyi’ verdiğimiz kimsenin misali, karanlıklar ‘hakikat bilgisizliği’ içinde olup, ondan çıkamayacak kimse gibi midir? Böylelikle ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlara, yapmış oldukları şeyler süslendi ‘cazip gösterildi’.

 

6:123     Ve işte bunun gibi, her şehirde onun suçlularını ‘günahkârlarını’ orada kurnazca düzen kurmaları için ileri gelenler yaptık. Ancak, kendilerinden başkasına düzen kurmazlar ve ‘bunun’ farkında olmazlar.

 

6:124     Ve onlara ‘günahkârlara’ bir âyet ‘hakikat bilgisi’ geldiğinde ‘bildirildiğinde’ dediler ki: „Allâh’ın elçilerine verilen şeyin aynısı bize de verilmedikçe asla inanmayız.“. Vahiylerini ‘hakikat bilgisiyle vazifelendirilmeyi’ kime vereceğini Allâh, en iyi bilendir. Yakında ‘âhirette’ Allâh’ın katında bir küçümseme ve şiddetli azap isabet edecek suçlu ‘günahkâr’ kimselere, yapmış oldukları kurnazca düzenler sebebiyle.

 

6:125     Artık Allâh, dilediği ‘O’na yönelen’ kimseyi, razı olduğu yolu idrak ettirmek isterse, onun göğsünü yarar, İslâm’a ‘Allâhü Teâlâ’ya teslime’ açar. Ve kimi şaşırtmayı dilerse ‘inkârı sebebiyle’ onun göğsüne sıkıntıyla darlık oluşturur ki, sanki göğe tırmanıyormuşçasına. İşte bunun gibi Allâh, oluşturur murdarlığı inanmayanların üzerlerine.

 

6:126     Ve bu, Rabbinin razı olduğu yoldur. Ayrı ayrı açıkladık âyetleri ‘alâmetleri’, hatırda tutan bir toplum için.

 

6:127     Rableri katında onlar ‘Allâhü Teâlâ’nın razı olduğu’ için esenlik ve güven yurdu vardır. Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, yapmış oldukları şeyler sebebiyle onların samimi dostudur, işlerini yoluna koyan, lütfedendir.

 

6:128     Ve onları ‘insan ve cin topluluğunu, huzurunda’ topladığı gün, topluca ‘Allâhü Teâlâ’: „Ey cin ‘cinlerden şeytan’ topluluğu! ‘İnkârcı’ İnsanlarla sayınızı artırdınız.“. Ve der ki onlara, insanlardan olan dostları: „Rabbimiz! Birilerimiz birilerimizden istifade ettik ve vademizin sonuna ulaştık ki o, ‘belirlediğin’ vadedir.“. ‘Allâhü Teâlâ’ Der ki: „Allâh’ın dilediği şey ‘cehennemin yok olmasını dilemesi’ hariç, kalacağınız yer ateştir, orada kalıcılarsınız.“. Şüphesiz Rabbin, her şeyi yerli yerince yapan, adaletle hükmeden, en iyi bilendir.

 

6:129     Ve işte böyle döndürürüz ‘dost yaparız’, zalimlerin bir kısmını bir kısmına, kazanmış oldukları şeyler ‘günahları’ sebebiyle.

 

6:130     ‘Allâhü Teâlâ’: „Ey cin ve insan topluluğu! Size âyetlerimi ‘hakikat bilgisini’ anlatan ve size bu gününüzle buluşacağınızı korkutan ‘uyaran’, aranızdan elçiler gelmedi mi? “. Derler ki: „Benliklerimiz aleyhine şahit olduk.“. Ve onları aldattı dünya hayatı. Ve şahitlik ettiler, benlikleri aleyhine, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlar olduklarına.

 

6:131     İşte bu, Rabbinin, şehirleri ve halkını habersizken zulümle ‘haksız yere’ yok edici olmamasındandır.

 

6:132     Ve her biri için yaptıkları şeylerden dereceler vardır. Ve Rabbin, yaptıkları şeylerden bihaber değildir.

 

6:133     Ve Rabbin, hiçbir şeye muhtaç olmayandır; ‘O’ şefkatin, lütfun, bağışlamanın sahibidir. Eğer dilerse sizi giderir ‘yok eder’; ve yerinize halef yapar ardınızdan dilediğini. Sizi inşa ettiği ‘yarattığı’ gibi, başka bir toplumun soyundan.

 

6:134     Muhakkak vadolunduğunuz şey ‘kıyâmet’ elbette gelecek. Ve ‘hükmün yerine getirilmesinde Allâh’ı’ aciz bırakacak değilsiniz.

 

6:135     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Ey halkım! Yapabileceğiniz şey üzere gayret edin. Mutlaka ben de ‘vazifeme’ gayret ediciyim. Artık ‘esenlik’ yurdunun akıbetinin kimin ‘lehine’ olacağını yakında ‘âhirette’ bileceksiniz.“. Muhakkak o, zalimler kurtuluşa eremezler.

 

6:136     O’nun ‘Allâhü Teâlâ’nın’, türettiği o şeylerden, ekinlerden ve ‘sağmal’ hayvanlardan Allâh için hisse yaptılar ‘ayırdılar’. Ve böylelikle kendi zanlarınca dediler ki: „Bu Allâh için ve bu da ortaklarımız ‘ilâhlarımız’ için.“. Fakat ortakları için olan, Allâh’a ulaşmaz, ‘Allâhü Teâlâ’nın rızasını kazandırmaz’. Fakat o ‘hiçbir şeye muhtaç olmayan’ Allâh için olan, onların ortaklarına ulaşır ‘kendileri yaratılan, yaratmaktan aciz olan ilâhlarına ayrılmakla, onları ortaklarına yakınlaştırır’. Hükmettikleri şey ne kötüdür.

 

6:137     Ve bunun gibi, onların ortakları ‘şeytanlar, Allâh’a’ benzer yakıştıranların birçoğuna onları, mahvetmek için ve onlara dînlerini ‘dîni algılarını’ karıştırmaları için, evlatlarını öldürmeyi süsledi ‘güzel gösterdi’. Ve eğer Allâh dileseydi, onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira ettikleri şeylerle ‘uydurma ilâhlarıyla baş başa’ bırak.

 

6:138     Ve onlar, kendi zanlarıyla dediler ki: „Bizim dilediğimiz kimseler hariç bu ‘sağmal’ hayvanlar ve ekinler haramdır ‘yasaktır’, onları yemeyin. Ve ‘bazı’ hayvanların sırtında ‘yük taşımak’ haram kılındı ‘yasaklandı’.“. Ve ‘bazı’ hayvanları da O’na, iftira ederek ‘Allâhü Teâlâ’nın emri diyerek’, üzerlerine Allâh’ın adını anmazlar. ‘Allâhü Teâlâ’, İftira etmiş oldukları şeyler sebebiyle onları yakında ‘âhirette’ cezalandıracaktır.

 

6:139     Ve dediler ki: „Bu ‘sağmal’ hayvanların karnının içindeki şey ‘yavrular, canlı doğarsa’ erkeklerimize hastır ‘sadece onlara’ aittir ve eşlerimize haramdır ‘yasaktır’. Ve eğer ölü olursa, o hâlde onlar ‘erkek ve kadınlar’ onda ‘onu yemekte’ ortaktırlar.“. ‘Allâh, bu’ Vasıflandırmaları sebebiyle onları yakında ‘âhirette’ cezalandıracaktır. Şüphesiz O ‘Allâhü Teâlâ’, her şeyi yerli yerince yapan, adaletle hükmeden, en iyi bilendir.

 

6:140     Hüsrana uğradılar, o kimseler ki, bir bilgisi olmaksızın akılsızca evlatlarını öldürdüler. Ve Allâh üzerine iftira ederek, Allâh’ın onları rızıklandırdığı şeyi ‘Allâhü Teâlâ’nın emri diyerek’, haram ‘yasak’ kıldılar. ‘Onlar’, Şaşkınlıkta kalmışlardır ve ‘Allâhü Teâlâ’nın razı olduğu doğru yola’ yönlendirilmişte değillerdi.

 

6:141     Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; inşa edendir ‘yaratandır’, çardaklı ve çardaksız bahçeleri ve hurmaları ve o yenilen çeşitli ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları. Mahsul verdiğinde onun mahsulünden yiyin. Onun hasat edildiği gün, onun hakkını ‘sadakasını’ verin. Ve israf etmeyin. Şüphesiz O ‘Allâhü Teâlâ’, ‘haddi aşarak’ israf edenleri sevmez.

 

6:142     ‘Sağmal’ Hayvanlardan yük taşıyanı ve ‘kesilmek için’ yere yatırılanı da ‘yaratan O’dur’. Allâh’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden ‘izin verilenlerinden’ yiyin. Ve ‘Allâhü Teâlâ’nın yasaklamadıklarını yemeyerek’ şeytanın ayak izlerinin peşine düşmeyin. Doğrusu o, size apaçık düşmandır.

 

6:143     ‘Allâh, dişili, erkekli’ sekiz adet eşli ‘yük ve kesim hayvanı yarattı’. ‘Bunların’ İkisi koyundan ve ikisi keçidendir. ‘Yâ Muhammed! Allâh’a benzer yakıştıranlara’ De ki: „ ‘Allâhü Teâlâ’ iki erkek mi veya iki dişi mi, ya da iki dişinin rahimlerinin kapsadıklarını mı ‘yavruları mı’ haram kıldı ‘yasakladı?’. Bana bir bilgiyle haber verin, eğer sözünde samimilerseniz.“.

 

6:144     Ve deveden iki ve sığırdan iki. ‘Yâ Muhammed! Allâh’a benzer yakıştıranlara’ De ki: „ ‘Allâhü Teâlâ’ iki erkek mi veya iki dişi mi, ya da iki dişinin rahimlerinin kapsadıklarını mı ‘yavruları mı’ haram kıldı ‘yasakladı?’. Veya Allâh’ın bununla size vasiyet ettiğine şahit mi oldunuz? “. O hâlde kimdir, Allâh üzerine yalanla iftira eden kimseden daha zalim? Bir bilgileri olmaksızın insanları şaşırtmak için. Şüphesiz Allâh, ‘inkâra şartlanmaları sebebiyle’ yönlendirmez zalimler toplumunu.

 

6:145     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Bana vahyolunan şeyde ‘hakikat bilgisinde’, yiyene, yiyecekleri üzerinde ölü ‘leş’ veya akıtılmış kan veya domuz eti ki, o, mutlaka pisliktir. Veya yoldan çıkıp, Allâh’tan başkası için boğazlanandan ‘kesilen hayvandan’ başka, haram ‘yasaklı’ bir şey bulamıyorum.“. Artık kim darda kalırsa, hakka ‘başkasının hakkına’ tecavüz etmeksizin ve haddi aşmadan ‘yiyebilir’. O hâlde şüphesiz Rabbin, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır, inançlıları esirgeyen, bahşedendir.

 

6:146     Ve Yahudi olanlar üzerine, tırnaklı ‘hayvanlardan’ hepsi ve sığırdan ve koyundan ikisinin de sırtında taşıdığı veya bağırsaklarındaki veya kemiğe karışmış olanları hariç, iç yağını haram kıldık ‘yasakladık’. İşte böyle onları azgınlıkları sebebiyle cezalandırdık. Ve şüphesiz Biz, elbette sözünde samimileriz.

 

6:147     ‘Yâ Muhammed!’ Artık eğer seni yalanlarlarsa, o hâlde de ki: „Rabbiniz geniş şefkatin, lütfun, bağışlamanın sahibidir. Ve geri döndürülemez O’nun azabı, suçlu ‘günahkâr’ toplumdan.“.

 

6:148     Yakında derler ki ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştıranlar: „Eğer Allâh dileseydi, biz ve atalarımız ‘Allâhü Teâlâ’ya’ benzer yakıştırmaz ve hiçbir şeyi haram kılmazdık.” ‘Yasaklamazdık’. Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar ‘peygamberlerini’ işte böyle yalanladılar. ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Sizin yanınızda bilgiden bir şey var mı? O hâlde onu bize çıkarın. Ancak zanna uyuyorsunuz ve saçmalıyorsunuz.“.

 

6:149     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Öyleyse kesin delil Allâh’ındır. O hâlde eğer O ‘Allâhü Teâlâ’, dileseydi, elbette sizin hepinizi yönlendirirdi.“.

 

6:150     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Allâh’ın bunu haram kıldığına ‘yasakladığına’ şahitlik eden şahitlerinizi getirin.“. Hâlâ eğer şahitlik ederlerse, onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’ yalanlayan kimselerin isteklerine uyma. Ve onlar Âhirete inanmazlar ve onlar, Rablerine ‘O’nun yarattıklarını denk tutarak, onunla’ hükmederler.

 

6:151     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Gelin, Rabbinizin size haram ‘yasak’ kıldığı şeyleri okuyayım: O’na bir şeyi ortak koşmayın. Ve anne-babaya iyi davranın. Ve yokluktan evlatlarınızı öldürmeyin. Ve onları da sizi de yalnızca Biz rızıklandırırız. Ve yüz kızartıcı işlerin, onların açığına ve gizlisine de yaklaşmayın. Ve haklı olmanız dışında cana ‘kıyıp’ öldürmeyin ki, onu Allâh haram kıldı ‘yasakladı’. ‘Allâhü Teâlâ’ işte bunları size vasiyet etti.“. Umulur ki, böylelikle bununla akıl edersiniz.

 

6:152     „Ve yetimin malına, o olgunluk çağına ulaşıncaya kadar, ona iyi ‘maksat’ olmaksızın yaklaşmayın. Artık ölçü ve tartıya adaletle vefa edin. ‘Hiçbir’ Canı gücünün yettiğinin dışında sorumlu tutmayız. Ve söylediğiniz zaman ve eğer akrabanız olsa bile, artık adil olun. Ve Allâh’ın ‘aldığı’ taahhüde vefa edin. ‘Allâhü Teâlâ’ işte bunları size bununla vasiyet etti.“. Umulur ki, böylelikle hatırda tutarsınız.

 

6:153     „Ve ‘gerçek’ olan, Benim ‘razı olduğum’ doğru yol budur. O hâlde ona uyun ve ‘başka’ yollara uymayın. Oysaki ‘çelişkiler’ sizi O’nun ‘Allâhü Teâlâ’nın’ yolundan ayırır. ‘Allâhü Teâlâ’ işte bunları size vasiyet etti.“. Umulur ki, böylelikle ‘günahlardan’ korunursunuz.

 

6:154     Sonra Mûsâ’ya kitabı ‘Tevrât’ı’ verdik, en iyi ‘davrananlara’ tamamlayıcı olarak, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve yönlendiren ve şefkat, lütuf, bağışlama ‘olarak’. Umulur ki, böylelikle onlar, Rablerine kavuşacaklarına samimiyetle inanırlar.

 

6:155     Ve indirdiğimiz bu kitap ‘Kur’ân-ı Kerim’ bereket kaynağıdır. O hâlde ona uyun ve ‘günahlardan’ korunun. Umulur ki, böylelikle şefkat ‘edilen, imkânlar’ lütfedilen, bağışlananlar olunursunuz.

 

6:156     Demeyesiniz ki: „Kitap ‘hakikat bilgisi’, sadece bizden önceki iki grubun üzerine ‘Yahudi ve Hristiyanlara’ indirildi ve biz onların okuduklarından elbette habersizdik.“.

 

6:157     Veya demeyesiniz: „Eğer bize de bir kitap ‘hakikat bilgisi’ indirilseydi, elbette onlardan daha çok yönlendirilirdik.“. İşte size gelmiştir açıkça delil Rabbinizden ve yönlendiren ve şefkat, lütuf, bağışlama ‘olarak’. O hâlde kim, Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ yalanlayan kimseden ve ondan alıkoyandan daha zalimdir? Âyetlerimizden ‘hakikat bilgisinden’ yüz çeviren kimseleri, geri çevirtmekte oldukları şeyler sebebiyle, yakında ‘âhirette’ azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.

 

6:158     İllâki meleklerin ‘Azrâîl a.s. ve yardımcılarının’ veya Rabbinin veya Rabbinden bazı âyetlerin ‘alâmetlerin’ onlara gelmesine mi bakınırlar? Rabbinden bazı âyetlerin ‘alâmetlerin’ geldiği ‘kıyâmet’ günü, daha önceden inanmamışsa veya inancıyla bir hayır kazanmamışsa onun inancı canına bir fayda sağlamaz. ‘Yâ Muhammed!’ De ki: ‘Sonucu’ „Gözleyin, doğrusu biz de gözleyenleriz.”.

 

6:159     Muhakkak o kimseler ki, dînlerini ‘İlâhi esasları’ ayırdılar ve gruplar oldular. Sen bir şeyde ‘bu hususta’ onlardan değilsin. Onların işi Allâh’a ‘kalmıştır’. Sonra onlara haber verecek, işlemekte oldukları şeyleri.

 

6:160     Kim, ‘Allâhü Teâlâ’nın huzuruna’ iyilikle gelirse, o hâlde onun ‘sevabının’ on misli onundur. Ve kim, kötülükle gelirse, artık onun ‘günahı’, kadarından başkasıyla cezalandırılmaz. Ve onlar zulmedilmezler.

 

6:161     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Şüphesiz Rabbim, beni ‘razı olduğu’ doğru yola yönlendirdi. Dîn ‘İlâhi esaslar’ olarak ki, ‘kıyâmete kadar’ ayakta kalacak, Hanif olan ‘tek bir İlâh’a inananların’ İbrâhîm’in milletinin ‘aynı inancı paylaşanların dînine’. Ve ‘o, sizin gibi, Allâh’a’ benzer yakıştıranlardan olmadı.“.

 

6:162     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Muhakkak ibadetim ‘namazım’ ve hizmetlerim hayatım ve ölümüm, var olan her şeyin Rabbi, Allâh içindir.“.

 

6:163     „Ortağı yoktur O’nun. Ve ben, Müslümanların ‘Allâhü Teâlâ’ya teslim olanların’ ilkiyim ve bununla emrolundum.“.

 

6:164     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „Ve O, her şeyin Rabbiyken, Allâh’tan başka Rab mı arayım? “. Ve her can, ‘günahı, kendi’ üzerine olandan başkasını kazanmaz. Ve ‘günah’ yükü taşıyan, bir başkasının ‘günah’ yükünü taşımaz. Sonra ‘dönüş’ mevkiiniz Rabbinizedir. Artık size haber verecek, anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri.

 

6:165     Ve O ‘Allâhü Teâlâ’, O ki; yeryüzünün halifeleri ‘varisleri’ yapandır sizi ve size verdiği şeylerle sizi imtihan etmek için, birilerinizin derecelerini birilerinizin üstüne yükseltendir. Şüphesiz Rabbinin, cezası tezdir. Ve şüphesiz O ‘Allâhü Teâlâ’, elbette fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır, inançlıları esirgeyen, bahşedendir.