5. MÂİDE:

 

‘Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm…’

 

Sığınırım Allâh’a, ‘rahmetinden kovulmuş’ taşlanmış şeytanın ‘şerrinden’. >16:98<

Allâh’ın adıyla… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, bahşedendir.

 

 

5:1          Ey samimiyetle inananlar! ‘Yaptığınız’ Sözleşmelere vefa edin. Ve ‘hac veya umre için’ ihramdayken, avı helâl ‘izin verilen’ saymamakla beraber, sizlere okunacak olanlar haricinde ‘sağmal’ hayvanlar sizlere helâl ‘izin verilen’ kılınmıştır. Şüphesiz Allâh, dilediği şeye hükmeder.

 

5:2          Ey samimiyetle inananlar! Allâh’ın İslâm hukukuna ve haram aya ‘saldırmanın yasak olduğu aya’ ve ‘hediye olarak Kâbe’ye gönderilen’ kurbanlıklara ve gerdanlıkla ‘işaretlenmiş davarlara’ ve Rablerinden bir lütuf ve rızasını talep ederek, hürmet edilen Beyt-el Harâm’a ‘hürmetli, yasakların uygulandığı ev, Kâbe’ye’ gelenlerin güvenliğine saygısızlık etmeyin. Ve ihramdan çıktığınızda avlanın ‘avlanabilirsiniz’. Ve sizleri haddi aşmaya sevk etmesin, kin; bir toplum, sizleri Mescid-i Harâm’dan ‘hürmetli, yasakların uygulandığı ibadethaneden’ alıkoydular ‘diye’. Ve samimiyetle inanmışlığı yansıtan yaşam ve ‘günahlardan’ korunma üzerine yardımlaşın. Ve şaibe ve saldırganlık üzerine yardımlaşmayın. Ve Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun! Şüphesiz Allâh’ın cezası azametli, şiddetlidir.

 

5:3          Sizlere ‘bunlar’ haram kılındı ‘yasaklandı’: Leş ve kan ve domuz eti ve Allâh’tan başkasının adına boğazlanan şey ‘kesilen hayvan’, boğularak ve ‘cisimle’ vurularak ve ‘yüksekten’ yuvarlanarak ve boynuzlanarak ölen ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanıp yenen ‘hayvan ki, canı çıkmadan’ yetişip kesilmesi başka. Ve putlar adına boğazlanan hayvanlar ‘kesilen hayvanlar’ ve fal oklarıyla ‘kehanet araçlarıyla’ kısmet aramanız. İşte bu, yoldan çıkmaktır. Bugün ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlar sizleri dîninizden ‘İlâhi esaslardan’ döndüremedikleri için ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın ve Benden korkun. Bugün dîninizi ‘dîni algılarınızı’ bütünlüğe erdirdim ve üzerinizdeki lütfumu tamamladım. Ve sizlere dîn olarak İslâm’dan ‘Allâh’a teslim dîninden’ razı oldum. Artık kim açlık tehlikesiyle, günaha meyil etmeksizin zarurette ‘yasaklanan etlerden yemek zorunda’ kalırsa, şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, bahşedendir.

 

5:4          ‘Yâ Muhammed!’ Sana kendileri için nelerin helâl ‘izin verilen’ kılındığını soruyorlar. De ki: „ Sizlere, temiz ‘rızıklar’ helâl kılındı ‘izin verildi’. Allâh’ın sizlere öğrettiği şeyden onlara öğrettiğiniz şeyle, eğittiğiniz avcı hayvanların, sizlere tuttukları şeylerden ‘avlardan’ artık yiyin ve üzerine de ‘besmele ile’ Allâh’ın adını anın. “. Ve Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun! Şüphesiz Allâh, tez, noksansız hesaplayandır.

 

5:5          Bugün sizlere temiz ‘rızıklar’ helâl kılındı ‘izin verildi’. Ve kendilerine Kitap ‘hakikat bilgisi’ verilenlerin ‘Yahudiler ve Hristiyanların’ yemeği de sizlere helâl ve sizlerin yemeği de onlara helâldir. Ve samimiyetle inanan iffetli kadınlar ve sizlerden önce kendilerine Kitap ‘hakikat bilgisi’ verilenlerden iffetli kadınlar, namussuzluk etmeksizin ve gizli dost tutmaksızın iyi davranıp, iffetli olmak şartıyla, bağışını verdiğinizde sizlere helâldir. Ve kim, ‘Allâh’a’ inanmayı inkâr ederse, artık onun gayreti boşa gitmiştir. Ve o âhirette hüsrana uğrayanlardandır.

 

5:6          Ey samimiyetle inananlar! İbadete ‘namaza’ duracağınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın ve başlarınıza hafifçe sürün ve ayaklarınızı topuklarınıza ‘ayak bileklerine’ kadar yıkayın. Ve eğer boy abdestini gerektiren hâldeyseniz, o hâlde iyice yıkanıp temizlenin ‘boy abdesti alın’. Ve eğer hasta veya yolculuktaysanız veya aranızdan biriniz tuvaletten gelmişse veya kadınlara dokunmuş ‘ilişkiye girmiş’ fakat su bulamamışsanız, o hâlde temiz toprağa yönelip, ‘niyet edip’ böylelikle ondan yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün. Allâh, sizlere güçlük çıkarmayı dilemez ve lâkin diler ki, sizleri temizlemek ve üzerinizdeki lütfunu tamamlamayı. Umulur ki, böylelikle şükredersiniz.

 

5:7          Hatırlayın Allâh’ın, üzerinizdeki lütfunu ve: „ İşittik ve itaat ettik. “ dediğiniz zaman ve onunla sizleri bağladığı kesin sözünüzü. Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun! Şüphesiz O ‘Allâh’, en iyi bilendir göğüslerde ‘gönüllerde’ olanı.

 

5:8          Ey samimiyetle inananlar! Allâh için doğru olanı kollayıcılar olun. Adaletli şâhitler olun. Ve sizleri haddi aşmaya sevk etmesin, kin; bir topluma ‘olan öfkeniz sebebiyle’ adaletsizliğe ‘kapılmayın’. Adil olun. O, ‘günahlardan’ korunanlara en yakın ‘davranıştır’. Ve Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun! Şüphesiz Allâh, yaptıklarınız şeylerden haberdar, üstün bilgi sahibidir.

 

5:9          Allâh vadetmiştir. O kimselere ki, samimiyetle inandılar ve iyi niyet ve amaçlarla, yararlı gayretler yaptılar. Onlaradır ‘âhirette’ bağışlanma ve büyük mükâfat.

 

5:10       Ve o kimseler ki, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlardır ve yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’. İşte onlar, alevli ateş ‘cehennem’ ahalisidir.

 

5:11       Ey samimiyetle inananlar! Hatırlayın Allâh’ın, üzerinizdeki lütfunu. Bir toplum sizlere ellerini uzatmaya ‘zarar vermeye’ yeltendiği zaman ‘Allâh’ onların ellerini sizlerden çekmişti. Ve Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun! Ve artık samimiyetle inananlar, Allâh’a itimat etsinler.

 

5:12       Ve andolsun ki; Allâh, İsrail oğullarından kesin söz almıştı. Ve aralarından on iki himayeci çıkardık. Ve Allâh dedi ki: „ Şüphesiz Ben, sizlerle beraberim, eğer ibadeti ‘namazı’ mutlaka titizlikle, gereğince uygularsanız; ve zekâtı verirseniz; ve elçilerime inanır ve onlara yardım ederseniz; ve Allâh’a iyilikle borç verirseniz, elbette sizlerden kötülüklerinizi ‘günahlarınızı’ örterim. Ve sizleri mutlaka dâhil ederim cennetlere. ‘Cennetin’ Zemininden ırmaklar akar. Artık, bundan sonra aranızdan kim ‘hakikati’ örterse, o hâlde düzgün yoldan sapmış olur. “.

 

5:13       Ancak, kesin sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini de katılaştırdık. Onlar, ‘Tevrât’taki’ kelimeleri yerlerinden değiştirirler. Ve hatırlatıldıkları şeyden ‘hakikat bilgisinden’ nasip almayı unuttular. Ve daima, aralarından onlardan hainlik görürsün; azı müstesna. Yine de onları affet ve hoş gör. Şüphesiz Allâh, iyi davranıp, iffetli olanları sever.

 

5:14       Ve „ muhakkak ki Hristiyanlarız. “ diyen kimselerden kesin sözlerini aldık, ne var ki hatırlatıldıkları şeyden ‘hakikat bilgisinden’ nasip almayı unuttular. Bu yüzden kıyâmet ‘Allâh’ın huzuruna dikilme’ gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Ve yakında ‘âhirette’ onlara, haber verecek Allâh, iktisadi etkinlikle işliyor oldukları şeylerin ‘yol açtığı sebepleri’.

 

5:15       Ey ‘diğer’ Kitapların erbapları ‘Yahudiler ve Hristiyanlar!’. Sizlere gelmiştir elçimiz ‘Muhammed a.s.’ ki, sizlere açıklıyor Kitap’tan, çoğunu gizlemekte olduğunuz şeyleri ve çoğunu affediyor. Sizlere, Allâh’tan bir aydınlık ve apaçık bir Kitap ‘hakikat bilgisi’ gelmiştir.

 

5:16       Allâh onunla ‘hakikat bilgisiyle’ yönlendirir. Ve rızasına uyan kişiyi, esenlik ve güven yollarına çıkarır izniyle, onları karanlıklardan ‘hakikat bilgisizliğinden’ aydınlığa ‘İlâhi esasları görmeye’. Ve ‘razı olduğu’ doğru yola yönlendirir. >7:178, 13:27, 64:11<

 

5:17       Andolsun ki; „ Doğrusu Allâh… O, Meryem oğlu ve Mesih’tir. ‘Îsâ a.s.’dır’ ”; diyen kimseler inkârcılardır. ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ O hâlde ‘önlemeye’ kim ehildir? Allâh’tan bir şeye, eğer dilese yok etmeyi, Meryem oğlu Mesih’i ‘Îsâ a.s.’ı’ ve annesini ve yeryüzündeki kimseleri topluca. “. Ve Allâh’ındır, göklerin saltanatı, hükümranlığı ve yerin de; ve onların arasında olan şeylerin de. ‘O’, Yaratır dilediğini. Ve Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir.

 

5:18       Ve derler ki, Yahudiler ve Hristiyanlar: „ Bizler, Allâh’ın oğulları ve O’nun sevdikleriyiz. “. ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ O hâlde neden ‘Allâh’ sizlere suçlarınızdan azap ediyor? “. Aksine sizler, ‘O’nun’ yarattığı kimselerden, insansınız. ‘O’, Dilediği ‘O’na yönelen’ kimseyi bağışlar ve dilediği ‘inkâr eden’ kimseye de azap eder. Ve Allâh’ındır, göklerin saltanatı, hükümranlığı ve yerin de; ve onların arasında olan şeylerin de. Ve Ona’dır varış.

 

5:19       Ey ‘diğer’ Kitapların erbapları ‘Yahudiler ve Hristiyanlar!’. Sizlere gelmiştir elçimiz ‘Muhammed a.s.’ ki, sizlere açıklıyor gerçekleri, elçilerin aralarının kesildiği devirde. >2:127, 2:128, 2:129< „ Bizlere bir ‘hakikat bilgisi ve cennet ile’ müjdeleyici ve ‘kıyâmet ile’ uyaran gelmedi demeyesiniz. İşte sizlere, gelmiştir elçi müjdeleyici ve korkutan. “. Ve Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir.

 

5:20       Ve bir zamanlar dedi ki Mûsâ halkına: „ Ey halkım! Hatırlayın Allâh’ın, üzerinizdeki lütfunu, aranızdan peygamberler yaptığını ve sizleri hükümdarlar yaptığını ve milletlerden hiçbirine vermediği şeyi sizlere verdiğini. “.

 

5:21       „ Ey halkım! Allâh’ın, sizlere yazdığı ‘zorunlu kıldığı’ kutsal yere girin ve arkanıza ‘eskiye’ dönmeyin. Yoksa hüsrana uğrayanlara döndürülürsünüz. “.

 

5:22       Dediler ki: „ Yâ Mûsâ! Gerçekten orada zorba bir toplum var. Ve doğrusu, onlar oradan çıkıncaya kadar asla oraya girmeyiz. Nihayet eğer oradan çıkarlarsa, o hâlde mutlaka oraya gireriz. “.

 

5:23       Allâh’ın, kendilerine iyi hâl verdiği, korkanların arasından iki adam ‘Yûşa’ ile Kâleb’ dedi ki: „ Üzerlerine kapıdan ‘ansızın şehrin kapısından’ girin, nihayet oradan girdiğinizde artık mutlaka sizler galip gelirsiniz. Ve artık Allâh’a itimat edin, eğer samimiyetle inananlarsanız. “.

 

5:24       Dediler ki: „ Yâ Mûsâ! Doğrusu, asla onlar orada olduğu sürece ebedî oraya girmeyiz. Artık sen ve Rabbin gidin öyleyse ikiniz savaşın, doğrusu, ‘onlarla savaşmaktansa’ burada otururuz. “.

 

5:25       ‘Mûsâ a.s.’ Dedi ki: „ Rabbim! Doğrusu ben, canımdan ve ağabeyimden başkasına sahip değilim ‘söz geçiremiyorum’. Artık yoldan çıkmış olan toplumla aramızı ayır. “.

 

5:26       ‘Allâh’ Dedi ki: „ Öyleyse muhakkak orası onlara kırk sene haram kılınmıştır ‘yasaklanmıştır’. Onlar yeryüzünde sersemce dolaşacaklar. Artık kederlenme, yoldan çıkmışlar toplumuna. “.

 

5:27       ‘Yâ Muhammed!’ Ve oku onlara, Âdem’in iki oğlunun ‘Hâbil ile Kâbil’in’ haberini gerçeğiyle. Allâh’a yaklaştıracak kurban sunmuşlardı, ‘kurban’ onlardan birininki ‘Hâbil’den’ kabul edilir ve diğerinden ise kabul edilmez. ‘Kâbil’ Dedi ki: „ Seni mutlaka öldüreceğim. “. ‘Hâbil’ Dedi ki: „ Allâh sadece ‘günahlardan’ korunanlardan kabul eder. “.

 

5:28       „ Gerçekten eğer sen, beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Doğrusu ben korkarım Allâh’tan, var olan her şeyin Rabbinden. “.

 

5:29       „ Doğrusu isterim, günahımı yüklenmeni ve kendi günahını da. Nihayet ateş ahalisinden olasın. Ve işte budur, cezası zalimlerin. “.

 

5:30       Nihayet bencilliği, onu ‘Kâbil’i’, kardeşini öldürmeye ikna etti. Böylelikle onu öldürdü, sonra hüsrana uğrayanlardan oldu.

 

5:31       Böylelikle Allâh çıkardı ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga. ‘Bunun üzerine Kâbil’ Dedi ki: „ Eyvahlar olsun! Bu karga kadar olmaktan aciz mi oldum ki, kardeşimin cesedini nihayet gömmekten? “. Artık ‘bilemediğinden’ pişmanlık duyanlardan oldu.

 

5:32       İşte bu sebeple ‘Tevrât’ta’ İsrail oğullarına yazdık ki: „ Kim, bir cana ‘kıyar’ öldürürse, bir cana bedel ‘kısas’ olmaksızın veya yeryüzünde bir bozguna karşılık olmaksızın, artık topluca insanları öldürmüş gibidir. Kim de ‘hayat kurtarır’ diriltirse, artık topluca insanları diriltmiş gibi olur. “. Ve andolsun ki; elçilerimiz onlara açıkça delillerle geldi. Sonra da muhakkak aralarından birçoğu, bundan sonra mutlaka yeryüzünde ‘haddi aşarak’ israf etmektedir.

 

5:33       Ancak, Allâh ve O’nun elçisiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgun çıkarmaya çalışanların cezası ‘öldürmüşlerse’ öldürülmeleri veya ‘malını çalıp öldürmüşlerse’ asılmaları veya ‘yalnız mallarını çalmışlarsa, sağ’ ellerinin ve ‘sol’ ayaklarının çapraz kesilmesi veya ‘tehditle insanları korkutmuşlarsa’ bulundukları yerden ‘hapsedilerek’ sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rezilliğidir. Ve onlaradır âhirette büyük azap.

 

5:34       Onları ele geçirmenizden önce ‘mağdurların mallarını iade, haklarını kısas edip’ tövbe edenler başka. O hâlde bilin ki, şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, bahşedendir.

 

5:35       Ey samimiyetle inananlar! Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun ve O’na ‘yaklaşmaya’ vesile talep edin. Ve O’nun yolunda cihâd edin ‘kararlılıkla İslâm’ı yaşama mücâdelesi verin’. Umulur ki, böylelikle kurtuluşa erersiniz.

 

5:36       Muhakkak o kimseler ki, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlardır. Eğer yeryüzünde olanlar topluca onların olsa ve onunla beraber bir misli daha, feda etmek için onları, kıyâmet ‘Allâh’ın huzuruna dikilme’ gününün azabından kurtulmak için, onlardan kabul edilmez. Ve onlaradır ‘âhirette’ elem azap.

 

5:37       Ateşten çıkmak isterler ve onlar oradan çıkacak da değiller. Ve onlaradır ‘âhirette’ sürekli azap.

 

5:38       Ve hırsız erkek ve hırsız kadının, ‘sağ’ ellerini kesin kazandıkları şeylere karşılık, Allâh’tan ibret olarak. >4:149, 5:39< Ve Allâh, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir.

 

5:39       Artık kim, zulmünün ardından ‘mağdurların mallarını iade, haklarını kısas eder’ tövbe ederse ve durumlarını düzeltirse, o hâlde mutlaka Allâh, onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, bahşedendir.

 

5:40       Bilmez misin ki, göklerin ve yerin saltanatı, hükümranlığı şüphesiz Allâh’ındır. Dilediği ‘O’na yönelen’ kimseyi bağışlar ve dilediği ‘inkâr eden’ kimseye de azap eder. Ve Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir.

 

5:41       Yâ elçi! Ağızlarıyla samimiyetle inandık deyip, kalben inanmayan, ‘hakikati’ örtmeye koşan ‘yarışan’ o kimseler seni üzmesin. Ve Yahudi olanlardan can kulağıyla dinleyen o kimseler ki, sana gelmeyen başka bir topluma yalan ‘söylemek’ için can kulağıyla dinleyenlerdir. ‘Tevrât’taki’ kelimeleri sonradan yerlerinden değiştirirler ve derler ki: „ Eğer sizlere bu verilirse o hâlde onu alın, eğer ‘böyle’ verilmezse o hâlde kaçının. “. Ve Allâh, ‘hakikati örtmeye şartlandıkları için’ kimin fitne ‘sapkınlık’ içinde kalmasını dilerse, artık sen, onun için Allâh’tan bir şeye asla mâni olacak değilsin. İşte onlar… Öyle kimselerdir ki, Allâh, onların kalplerini temizlemeyi dilemez. Onlaradır dünyada rezillik ve onlaradır âhirette büyük azap.

 

5:42       Yalan ‘söylemek’ için can kulağıyla dinleyenler, çok haram ‘yasaklanan’ yiyenler ‘Yahudiler’, sonra da ‘hakikat bilgisinin hükümlerine razı olmayıp’ eğer sana gelirlerse, o hâlde onların arasında hüküm ver veya onları umursama. Ve eğer, onları umursamazsan, artık sana asla bir şeyle zarar veremezler. Ve eğer, aralarında hükmedecek olursan, o hâlde adaletle hükmet. Şüphesiz Allâh, adil olanları sever.

 

5:43       Ve içinde Allâh’ın hükümleri olan Tevrât onların yanındayken, seni nasıl hakem yapıyorlar. Ardından bunu, ‘hükmü, kabullenmeyip’ dönüp gidiyorlar. Ve işte onlar, inançlı da değiller.

 

5:44       Muhakkak Tevrât’ı Biz indirdik. İçinde yönlendirilme ve aydınlık ‘hakikat bilgisi’. ‘Allâh’a’ teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederler. Ve Rabbanîler ‘kendini Rabbine adamış’ ve Ahbarlar da ‘Yahudi Hahamlar’ Allâh’ın kitabından ‘hakikat bilgisinden’ korumakla görevlendirildikleri şeyle ‘hüküm verirler’ ve onun üzerine şahitler oldular. Artık insanlardan korkmayın ve Benden korkun. Ve satmayın âyetlerimi ‘hakikat bilgisini’ az bir bedele. Ve kim, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hükümle’ hükmetmezse, o hâlde işte onlar… Onlar, inkârcılardır.

 

5:45       Ve üzerlerine yazdık ki ‘zorunlu kıldık’ onda ‘Tevrât’ta’: „ Cana canla ve göze gözle ve buruna burunla ve kulağa kulakla ve dişe dişle ve yaralamalara da kısas olduğunu. “. Fakat kim, onu bağışlar da ‘kısastan vazgeçerse’ o hâlde o, kendisi için ‘günahlarına’ kefaret olur. Ve kim, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hükümle’ hükmetmezse, o hâlde işte onlar… Onlar, zalimlerdir.

 

5:46       Ve gönderdik onların ‘geçmiş peygamberlerin’ izleri üzerine Tevrât’tan ellerindeki sebebi tasdik edici Meryem’in oğlu Îsâ’yı, ardından. >2:127, 2:128, 2:129< Ve ona ‘Îsâ a.s.’a’, ellerindeki şeyi Tevrât’tan tasdik eden içinde yönlendirilme ve aydınlık ‘hakikat bilgisi’, ve bir yönlendirilme ve nasihat olan İncîl’i verdik ‘günahlardan’ korunanlara.

 

5:47       Ve İncîl ehli, Allâh’ın onda ‘İncîl’de’, indirdiği şeyle ‘hükümle’ hükmetsinler. Ve kim, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hükümle’ hükmetmezse, o hâlde işte onlar… Onlar, yoldan çıkmışlardır.

 

5:48       Ve sana azar azar indirdik, kitabı ‘Kur’ân-ı Kerim’i’ hak ile ‘amaç için’; ellerindeki sebep ‘olan’ Kitapları ‘Tevrât ve İncîl’i’ onayan ve denetleyen. Artık onların ‘Yahudiler ve Hristiyanların’ aralarında, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hakikat bilgisiyle’ hükmet; ve sana gelen gerçeklerden ayrılıp, onların isteklerine uyma. Sizlerden hepiniz için bir yaşam ortamı ve şartlarına göre kurallar ve açık bir yol oluşturduk. Ve eğer dileseydi Allâh, elbette sizleri bir tek millet yapardı. Ve lâkin bu sizleri, verdikleri şeylerle denemek içindir. Öyleyse, ‘Allâh’ın rızası için’ hayırlarda yarışın. Topluca ‘dönüş’ mevkiiniz Allâh’adır. Artık sizlere haber verecek, ayrılığa düşmüş olduğunuz şeyleri.

 

5:49       Ve onların ‘Yahudiler ve Hristiyanların’ aralarında Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hakikat bilgisiyle’ hükmet ve onların isteklerine uyma. Ve Allâh’ın sana indirdiği şeyin ‘Kur’ân-ı Kerim’in’ bir kısmından seni fitneye ‘sapmaya’ düşürmelerinden sakın. Bundan sonra eğer ‘eskiye’ dönerlerse, o hâlde bil ki, Allâh zaten, onları bir musibete uğratmayı diliyor; bazı suçları sebebiyle. Ve muhakkak insanların birçoğu elbette yoldan çıkmışlardır.

 

5:50       O hâlde cahiliyet ‘İslâm öncesi’ devrine ait hükmü mü istiyorlar? Ve kati inanan bir topluma, Allâh’tan daha iyi kim, hükmedendir.

 

5:51       Ey samimiyetle inananlar! Yahudi ve Hristiyanları dostlar edinmeyin. Onlar birbirinin dostlarıdır. Ve aranızdan kim onlara döner de ‘sizlerden uzaklaşırsa’, artık o, mutlaka onlardandır. Şüphesiz Allâh, ‘inkâra şartlandıkları için’ yönlendirmez zalimler toplumunu. >2:86, 2:88, 3:108, 4:155, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

5:52       Bu yüzden, kalplerinde hastalık ‘şüphe’ olanların: ‘Devir Yahudi ve Hristiyanların lehine’ „ Dönerse, bizlere bir musibet isabet etmesinden korkuyoruz. “ diyerek aralarında koşuştuklarını görürsün. Böylelikle ola ki Allâh, ‘sizlere ikiyüzlülük yapanlar hususunda’ katından bir zafer veya bir emir ‘hüküm’ getirir de artık ‘onlar’ içlerinde sakladıkları şeye pişman olurlar.

 

5:53       Ve derler ki samimiyetle inanan kimseler ‘ikiyüzlülerin hâllerine şaşarak’: „ Kendilerinin, mutlaka sizlerle beraber olduğuna, Allâh’a var güçleriyle yemin eden onlar, bunlar mı? “. Onların ‘ikiyüzlülük yapanların’ gayretleri boşa gitti, bu yüzden hüsrana uğradılar.

 

5:54       Ey samimiyetle inananlar! Sizlerden kim dîninden ‘İlâhi esaslardan’ dönerse, öyleyse Allâh, yakında ‘başka’ bir toplum getirecektir ki, ‘Allâh’ onları sever ve ‘onlar da’ O’nu severler. İnançlılar üzerine alçak gönüllü, inkârcılar üzerine güçlü, üstünlerdir. Allâh yolunda cihâd ederler ‘kararlılıkla İslâm’ı yaşama mücâdelesi verirler’, ve kınayanın kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allâh’ın lütfudur, onu dilediği ‘O’na yönelen’ kimseye verir. Ve Allâh, ilmi, kudreti, lütufları geniş ‘olandır’; en iyi bilendir.

 

5:55       Sizlerin dostu sadece Allâh ve O’nun elçisi ve samimiyetle inananlardır. O kimseler ki, ibadeti ‘namazı’ titizlikle, gereğince uygularlar; ve zekâtı verirler ve onlar rükû edenlerdir.

 

5:56       Ve kim yönelirse, Allâh’a ve O’nun elçisine ve samimiyetle inananlara, o hâlde şüphesiz Allâh taraftarıdır. Onlar galip olanlardır.

 

5:57       Ey samimiyetle inananlar! sizlerden önce kendilerine Kitap ‘hakikat bilgisi’ verilmiş olanlardan, dîninizi ‘İlâhi esasları’ alay ‘konusu’ ve oyun edinenleri ve ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışları dostlar edinmeyin. Ve Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun, eğer samimiyetle inananlarsanız.

 

5:58       Ve ‘ezanla’ ibadete ‘namaza’ çağırdığınızda, onu alay ‘konusu’ ve oyun edindiler. İşte bu, onların akıl etmeyen bir toplum oldukları sebebiyledir.

 

5:59       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Ey ‘diğer’ Kitapların erbapları ‘Yahudiler ve Hristiyanlar!’. Bizleri, illâki Allâh’a, bizlere indirilen şeye ‘Kur’ân-ı Kerim’e’ ve daha önce indirilen şeye ‘diğer mukaddes Kitaplara’ inandığımızdan mı çekemiyorsunuz? Ve birçoğunuz yoldan çıkmış olanlarsınız. “.

 

5:60       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Bundan daha şerli olup, Allâh katında kesinleşmiş kazancı ‘cezayı’ sizlere haber vereyim mi? Onlar, Allâh’ın lânetlediği ve öfke duyduğu ve aralarından maymunlar ve domuzlar oluşturduğu ve tâğut’a ‘Allâh’a sırt çeviren herkese’ kul ettiği kimselerdir. İşte onlar, konumu en şerli olanlar ve orta yoldan daha çok sapanlardır. “.

 

5:61       Ve ‘Yahudi ikiyüzlülük yapanlar’ sizlere geldiklerinde: „ Samimiyetle inandık. “ derler. Ve onlar, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmayla girmişlerdir ve onunla ‘hakikati inkârla’ çıkmışlardır. Ve Allâh, bilir onların gizlemekte oldukları şeyleri.

 

5:62       Ve aralarından birçoğunun görürsün yarıştıklarını, şaibe ve saldırganlıkta ve haram ‘yasaklanan’ yemede. Elbette yapmakta oldukları şey ne kötüdür.

 

5:63       Onları men etseydiler ya? Rabbanîler ‘kendilerini Rablerine adamış olanlar’ ve Ahbarlar ‘Yahudi Hahamlar’, günah sözlerinden ve haram ‘yasaklananı’ yemelerinden. Elbette işliyor oldukları şeyler ne kötüdür.

 

5:64       Yahudiler dedi ki: „ Allâh’ın eli bağlıdır ‘cimridir’. “. ‘Bu sözleriyle ‘Allâh’ın rızası için’ hayır yapmak hususunda’ Onların elleri bağlandı ve bu şeyler sebebiyle lânetlendiler. Aksine O’nun ‘Allâh’ın’, iki eli de açıktır; dilediği gibi bağışta bulunur. Ve Rabbinden sana indirilen şey ‘hakikat bilgisi’, mutlaka aralarından birçoğunun azgınlığını ve inkârını arttırır. Ve aralarına kıyâmete ‘Allâh’ın huzuruna dikilme gününe’ kadar sürecek düşmanlık ve kin koyduk. Her defasında savaş için bir ateş yaktılarsa, Allâh onu söndürdü. Ve onlar yeryüzünde bozgun çıkarmaya çalışırlar. Ve Allâh, bozgun çıkaranları sevmez.

 

5:65       Ve eğer ‘diğer’ Kitapların erbapları ‘Yahudiler ve Hristiyanlar’, samimiyetle inansalar ve ‘günahlardan’ korunsalardı, elbette onlardan kötülüklerini ‘günahlarını’ örterdik ve onları elbette Naîm cennetlerine dâhil ederdik.

 

5:66       Ve eğer ‘diğer’ Kitapların erbapları ‘Yahudiler ve Hristiyanlar’, Tevrât ve İncîl’i ve Rablerinden kendilerine indirileni ‘hakikat bilgisini’ gereği gibi uyguluyor olsalardı, mutlaka onlar hem üstlerinden hem de ayaklarının zemininden yerlerdi ‘yağmur ve mahsullerle rızıklandırılırlardı’. Onlardan orta yolu tutan millet vardır. Ve aralarından birçoğunun yaptıkları şey ne kötüdür.

 

5:67       Yâ elçi! Rabbinden sana indirilen şeyi ‘hakikat bilgisini’ bildir. Ve eğer bunu yapmazsan, o hâlde O’nun vahiylerini bildirmemiş olursun. Ve Allâh, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allâh, ‘inkâra şartlandıkları için’ yönlendirmez nankörler toplumunu. >2:86, 2:88, 3:108, 4:155, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

5:68       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: Ey ‘diğer’ Kitapların erbapları ‘Yahudiler ve Hristiyanlar!’. Tevrât’ı ve İncîl’i ve Rabbinizden sizlere indirilen şeyi ‘hakikat bilgisini’ titizlikle, gereğince uygulamadıkça sizler bir şey üzere değilsiniz ‘tutarlı bir inanç temelinden yoksunsunuz’. Ve Rabbinden sana indirilen şey ‘Kur’ân-ı Kerim’ mutlaka onların birçoğunun azgınlık ve inkârını arttırır. Artık kederlenme, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlar toplumuna.

 

5:69       Muhakkak o kimseler ki, samimiyetle inanırlar ve onlardan Yahudi olanlar ve Sâbiîler ‘Yahudi ve Hristiyan karışımı dîn’ ve Hristiyanlardan kim, Allâh’a ve âhiret gününe inanır ve iyi niyet ve amaçlarla, yararlı gayretler yaparsa, artık onlara korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.

 

5:70       Andolsun ki; Biz, İsrail oğullarından kesin söz aldık ve onlara elçiler gönderdik. >2:127, 2:128, 2:129< Bir elçi onlara her defasında canlarının ‘istemeyip’ hoşlanmadığı şeyleri getirdiğinde bir kısmını yalanladılar ve bir kısmını da öldürüyorlardı.

 

5:71       Ve yaptıklarının bir fitne ‘kargaşa’ olmayacağını zannettiler, bu yüzden ‘anlamak istemedikleri için’, kör ve sağır oldular. Sonra, Allâh onların tövbesini kabul etti. Sonra yine aralarından birçoğu kör ve sağır oldular. Ve Allâh, yaptıkları şeyleri her hâliyle görendir.

 

5:72       Andolsun ki; „ Doğrusu Allâh… O, Meryem oğlu ve Mesih’tir ‘Îsâ a.s.’dır’. “ diyen kimseler inkârcılardır. Ve Mesih ‘Îsâ a.s.’ dedi ki: „ Ey İsrail oğulları! Benim de Rabbim, sizlerin de Rabbi Allâh’a, ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk edin. Mutlaka kim, Allâh’a ortak yakıştırırsa, o hâlde Allâh ona, cenneti haram ‘yasak’ kılmıştır. “. >4:117, 6:100, 7:190, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 46:5< Ve onun varacağı yer ateştir. Ve zalimlere yoktur yardımcılardan ‘kimse’.

 

5:73       Andolsun ki; „ Doğrusu Allâh, üçün üçüncüsüdür ‘üç ilâhtan biridir’. “ diyen kimseler de inkârcılardır. Ve tek; İlâh’tan başka bir İlâh yoktur. Ve eğer bu söylediklerinden vazgeçmezlerse, mutlaka dokunacaktır aralarından ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselere ‘âhirette’ elem azap.

 

5:74       Hâlâ, Allâh’a tövbe edip, O’ndan bağışlanma istemiyorlar mı? Ve Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, bahşedendir.

 

5:75       Meryem oğlu Mesih ‘Îsâ a.s.’ elçiden başkası değildir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Ve onun annesi, sözünde samimi, hakikati kabul edendir. İkisi de ‘her insan gibi’ yemek yerlerdi. Bak nasıl, onlara âyetleri ‘hakikat bilgisini’ açıklıyoruz. Sonra bak, nasıl ‘Allâh’tan’ çevriliyorlar.

 

5:76       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ ‘Hizmetle, ibadetle’ Kulluk mu ediyorsunuz? Allâh’ın yanı sıra; sizlere zarar ve fayda sağlamaya ehil olmayan şeye ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’. “. >4:117, 6:100, 7:190, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 46:5< Ve Allâh… O, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir.

 

5:77       ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Ey ‘diğer’ Kitapların erbapları ‘Yahudiler ve Hristiyanlar!’. Dîninizde ‘dîni algılarınızda’ haksız yere haddi aşmayın. Ve daha önce sapmış ve birçoklarını da saptırmış ve orta yolu da şaşırmış bir toplumun tutkularına ‘kötü arzuların esiri olanlara’ uymayın. “.

 

5:78       İsrail oğullarından, ‘hakikati’ örtenler, Dâvûd ve Meryem oğlu Îsâ’nın diliyle lânetlendiler. İşte bu, isyan edip ve haddi aşmış olmaları sebebiyledir.

 

5:79       Yapmakta oldukları fenalıklardan men etmiyorlardı. Elbette yapmakta oldukları şey ne kötüdür.

 

5:80       Onlardan birçoğunun ‘ikiyüzlülük yapanların, hakikati’ örtmeye şartlanmışlara döndüğünü ‘özendiğini’ görürsün. Bencilliklerinin onlara sunduğu ‘günahları yüzünden’, Allâh’ın onlara öfkelenmesi ne kötü şey. Ve ‘âhirette’ azap içinde onlar kalıcılardır.

 

5:81       Ve eğer Allâh’a ve Peygamber’e ve ona indirilene ‘hakikat bilgisine’ samimiyetle inanıyor olsalardı, onları ‘inkârcıları’ dostlar edinmezlerdi. Ve lâkin aralarından birçoğu yoldan çıkmış olanlardır.

 

5:82       Mutlaka insanlardan düşmanlıkta en şiddetlisi, inançlılara ‘karşı’, Yahudileri ve ‘Allâh’a’ ortak yakıştıranları bulursun. Dostluk bakımından inançlılara, en yakını da: „ Muhakkak ki Hristiyanlarız. “ diyen kimseleri bulursun. Bu, onların arasında papazlar ve rahiplerin olması ve onların büyüklenmemesindendir.

 

5:83       Ve işittiklerinde elçiye indirilen şeyleri ‘hakikat bilgisini’, varlığı gerçek, sabit ‘Allâh’ı’, tanıdıkları sebebiyle, onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki „ Rabbimiz! Bizler samimiyetle inandık, artık bizleri şahitlerle ‘Allâh’a ve peygamberlerine tanıklık edenlerle’ beraber yaz. “.

 

5:84       „ Ve Rabbimizin bizleri, iyi ahlâk sahibi toplumla beraber ‘cennete’ dâhil etmesini isterken, neden Allâh’a ve varlığı gerçek, sabit ‘Allâh’tan’ bizlere gelen şeye ‘Kur’ân-ı Kerim’e ve elçiye’ inanmayalım? “.

 

5:85       Böylelikle onlara, isabet ettirdi Allâh, dedikleri şeyler sebebiyle cennetler. ‘Cennetin’ Zemininden ırmaklar akar. Kalıcılardır ‘onlar’ onun içinde. Ve işte bu, iyi davranıp, iffetli olanların hak ettikleridir.

 

5:86       Ve o kimseler ki, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlardır ve yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’. İşte onlar, alevli ateş ‘cehennem’ ahalisidir.

 

5:87       Ey samimiyetle inananlar! Allâh’ın, sizlere helâl kıldığı ‘izin verilen’ güzel ve temiz şeyleri ‘rızıkları’ haram kılmayın ‘yasaklamayın’ ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allâh, haddi aşanları sevmez.

 

5:88       Allâh’ın sizlere rızık ‘olarak’ verdiği şeylerden, helâl hoş ‘olarak’ yiyin. Ve samimiyetle inandığınız Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun!

 

5:89       Allâh sizleri yeminlerinizdeki boş sözler sebebiyle sorumlu tutmaz. Ve lâkin sözleşme yaptığınız yeminler sebebiyle sorumlu tutar. Artık onun kefareti, ev halkınıza yedirdikleriniz şeylerin ortalamasından on yoksulu yedirmeniz veya onları giydirmeniz veya bir köle azat etmenizdir. Fakat kim bunları bulamazsa, o hâlde üç gün oruç tutsun. İşte bu, yeminlerinizi bozduğunuzda onların kefaretidir. Ve yeminlerinizi koruyun ‘tutun’. İşte böyle açıklıyor Allâh, sizlere âyetlerini ‘hakikat bilgisini’. Umulur ki, böylelikle şükredersiniz.

 

5:90       Ey samimiyetle inananlar! Ancak şarap ‘sarhoşluk veren içkiler’ ve kumar ve dikili taşlar ‘tapınak, putlar’ ve fal okları ‘kehanet araçları’, şeytan işi murdardır. O hâlde bunlardan kaçının. Umulur ki, böylelikle kurtuluşa erersiniz.

 

5:91       Ancak, şeytan ister ki, şarap ‘sarhoşluk veren içkiler’ ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin salsın ve sizleri, Allâh’ı yâd etmekten ve ibadetten ‘namazdan’ alıkoysun. Sizler artık ‘bunlara’ son verdiniz mi?

 

5:92       Ve Allâh’a itaat edin ve elçiye de itaat edin >4:80, 33:36< ve ‘karşı gelmekten’ sakının. Artık, eğer ‘eskiye’ dönerseniz bilin ki, elçimizin üzerine ‘düşen’, sadece apaçık bildirmektir.

 

5:93       İnanan ve iyi niyet ve amaçlarla, yararlı gayretler yapanlar üzerine, sakınanlar olmadıklarında, ‘yasaklanmadan önce’ yedikleri şeyler hakkında vebal yoktur. Ve inanın ve iyi niyet ve amaçlarla, yararlı gayretler yapın. Sonra ‘günahlardan’ korunun. Samimiyetle inanın, sonra da ‘günahlardan’ korunun ve ‘Allâh’ın rızası için’ en iyisi olun. Ve Allâh, iyi davranıp, iffetli olanları sever.

 

5:94       Ey samimiyetle inananlar! Allâh, sizleri, gıyabında Zât’ından kimin korktuğunu bilmesi ‘belirlenmesi’ için, ‘ihramdayken’ ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği av türünden bir şeyle sizleri mutlaka imtihan eder. >3:98, 4:41, 22:76, 41:20, 82:10, 82:11, 82:12, 50:16< Artık kim, bundan sonra yasak sınırını aşarsa, o hâlde onadır ‘âhirette’ elem azap.

 

5:95       Ey samimiyetle inananlar! Ve sizler ihramdayken av ‘hayvanı’ öldürmeyin. Ve aranızdan kim kasten onu öldürürse, o hâlde kendisine öldürdüğü şeyin ‘hayvanın’ dengi bir hayvanın cezası vardır ki, ‘öldürülen hayvanın ne olacağını’ aranızdan adil iki kişi hükmeder. Kâbe’ye ulaşacak bir kurban veya kefaret olarak yoksulları yedirme veya buna denk bir oruçtur ki, o ‘yaptığı’ işin sorumluluğunu tatması içindir. Allâh, geçmişte olan şeyi bağışladı. Ve kim ‘eskiye’ dönerse, o hâlde Allâh, ondan intikam alır. Ve Allâh, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; intikam sahibidir.

 

5:96       Sizlere ve yolculara, deniz avı ve onun yenmesi bir geçimlik olarak helâl kılındı ‘izin verildi’. Ve kara avı ise, ihramda olduğunuz sürece sizlere haram kılındı ‘yasaklandı’. Ve Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun! O ki… O’nun ‘huzurunda’ toplanacaksınız.

 

5:97       Allâh, Beyt-i Harâm ‘hürmetli, yasakların uygulandığı ev’ Kâbe’yi ve haram ayı ‘saldırmanın yasak olduğu ayı’ ve ‘hediye olarak Kâbe’ye gönderilen’ kurbanlıkları ve gerdanlıkla ‘işaretlenmiş davarları’, insanların yaşamlarını ayakta tutmak için ‘sebep’ yaptı. İşte bu, bilmeniz içindir ki, şüphesiz Allâh, göklerdeki şeyleri ve yerdeki şeyleri de en iyi bilendir. Ve şüphesiz Allâh, her şeyi en iyi bilendir.

 

5:98       Bilin ki, şüphesiz Allâh’ın cezası azametli, şiddetlidir. Ve şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, bahşedendir.

 

5:99       Elçinin üzerine ‘düşen’, bildirmekten başka ‘sorumluluk’ yoktur. Ve Allâh, bilir açıkladığınız şeyi ve gizlediğiniz şeyi de.

 

5:100     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Kötünün ‘haram, yasaklananın’ çokluğu ve hoşuna gitse bile, kötü ve temiz ‘helâl, izin verilen’ aynı değildir. “. Ey, aklı ve gönlü işleyen, derin kavrayış sahipleri! Artık Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun! Umulur ki, böylelikle kurtuluşa erersiniz.

 

5:101     Ey samimiyetle inananlar! Açıklandığında sizleri üzecek şeylerden sormayın. Ve eğer, Kur’ân indirilirken ondan sorarsanız, sizlere açıklanır. Allâh, onlardan ‘geçmişteki sorulardan sizleri’ affetti. Ve Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; hemen cezalandırmayan, ılımlı davranandır.

 

5:102     Sizlerden önce de bir toplum onu sormuştu. Sonra onunla ‘bununla, kendilerine verilen hükümleri kabul etmeyip, hakikati’ örtenler oldular.

 

5:103     Allâh, „ bahîre ve sâibe ve vasîle ve hâm “ ‘gibi tanımladıkları, kurbanlıklar diye’ bir şey yapmamıştır ‘hüküm kılmamıştır’. Ve lâkin o ‘hakikati’ örtenler, Allâh üzerine ‘Allâh’ın emri diyerek’, yalanla iftira ediyorlar ve onların birçoğu akıl etmezler. >2:168, 2:169, 7:33<

 

5:104     Ve denildiği zaman onlara ‘hakikati örtmeye şartlanmışlara’: „ ‘İtaate’ Gelin, Allâh’ın indirdiği şeye ‘hakikat bilgisine’ ve elçiye! “ . Derler ki: „ Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey ‘inancımız’ bizlere yeter. “ . Ve onların ataları ‘gerçeklere ait’ bir şey bilmiyor ve ‘hakikati örtmeye şartlandıkları için’ yönlendirilmediler ise?

 

5:105     Ey samimiyetle inananlar! Benliklerinizin ‘sorumluluğu kendi’ üzerinizedir. Sizler yönlendirildiyseniz sapan bir kimse sizlere zarar veremez. Topluca ‘dönüş’ mevkiiniz Allâh’adır. Artık sizlere haber verecek, yapmış olduğunuz şeyleri.

 

5:106     Ey samimiyetle inananlar! Sizlerden birinize hazır olduğu zaman, ölüm, vasiyet sırasında aranızdan iki adil kişi aranızda şahitlik etsin. Veya yeryüzünde yolculuğa çıktığınızda sizlere ölüm isabet ederse, sizlerden olmayan iki kişiyi ‘şahit tutun’. Eğer ‘onlardan’ şüpheye düşerseniz, onları ibadetin ‘namazın’ ardından alıkoyun. Böylelikle Allâh’a yemin ederler: „ Ve akrabamız bile olsa, yeminimizi bir bedelle değiştirmeyeceğiz ve Allâh’ın şehadetini gizlemeyeceğiz. O zaman, mutlaka günahkârlardan oluruz. “.

 

5:107     Ne var ki, o iki kişinin ‘geçmişte yalancılıkla’ bir günah işlemiş olduklarının farkına varılırsa, o hâlde ‘ölene’ daha yakın olan üzerinde hak sahiplerinden ‘mirasçılardan’ diğer iki kişi onların yerine geçer. Böylelikle Allâh’a yemin ederler: „ Bizlerin şahitliği onların şahitliğinden mutlaka doğru olandır ve bizler haddi aşmadık. O zaman, elbette zalimlerden oluruz. “.

 

5:108     Bu ‘yol’, şehadetle yüz yüze gelmelerinde ‘şahitliği gereğince yapmalarında’ veya ‘yalancı şahitlerin’ yeminlerinden sonra, yeminlerinin reddedilmesinden korkmalarında en yakın ‘bir çaredir’. Ve Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun ve ‘uyarılarını’ dinleyin. Ve Allâh, ‘inkâra şartlandıkları için’ yönlendirmez yoldan çıkmışlar toplumunu. >2:86, 2:88, 3:108, 4:155, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

5:109     Allâh, elçileri ‘kıyâmet’ günü bir araya getirir, sonra der ki: „ ‘Milletinizi davet ettiğiniz zaman’ Sizlere ne cevap verildi? “. ‘Onlar’ Derler ki: „ Bilgimiz yok. Şüphesiz Sen… En iyi bilen Sen’sin ‘açıklanmadıkça’ algılanamayanı. “.

 

5:110     Bir zamanlar dedi ki Allâh: „ Yâ Meryem oğlu Îsâ! Senin üzerindeki ve annenin üzerindeki lütfumu hatırla. Seni Ruh’ûl Kudüs’le ‘Cebrâîl a.s. ile’ desteklemiştim de beşikteyken ve yetişkinken de insanlarla konuşuyordun. Ve Sana kitabı ‘hakikat bilgisini’ ve hükümleri ve Tevrât’ı ve İncîl’i öğretmiştim. Ve Ben’im iznimle nemli topraktan kuş şeklinde heykel yapmıştın, sonra içine üflemiştin, böylelikle Ben’im iznimle bir kuş olmuştu. Ve doğuştan körü ve alaca ‘tenliyi’ Ben’im iznimle iyileştiriyordun. Ve Ben’im iznimle ölüleri ‘diriltip, kabirden’ çıkarıyordun. Ve onlara açıkça deliller getirdiğinde İsrail oğullarının saldırısını senden savmıştım. “. Ne var ki, aralarından ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler dedi ki: „ Bu apaçık bir büyüden başka ‘bir şey’ değildir. “.

 

5:111     Ve havarilere ‘Îsâ’nın, İlâhi esasları yaymakla görevli yardımcılarına’, Bana ve elçime inanmalarını vahyettiğim zaman onlar da derler ki: „ Samimiyetle inandık ve şahit ol, bizlerin Müslümanlar ‘Allâh’a teslimiyeti onayanlar’ olduğumuza. “.

 

5:112     Bir zamanlar dedi ki Havariler ‘Îsâ’nın, İlâhi esasları yaymakla görevli yardımcıları’: „ Yâ Meryem oğlu Îsâ! Rabbin gökten üzerimize bir sofra indirebilir mi? “. Îsâ dedi ki: „ Allâh’a karşı ‘gelmekten’ korunun, eğer samimiyetle inananlarsanız. “.

 

5:113     ‘Havariler’ Dediler ki: „ Ondan yemek istiyoruz ve kalplerimizin huzur bulmasını istiyoruz ve senin sözünde samimiliğini bilelim ve onun üzerine şahitlerden olalım. “.

 

5:114     Meryem oğlu Îsâ dedi ki: „ Allâh’ım, Rabbimiz! Üzerimize gökten bir sofra indir ki bizler için bayram, bizlerden öncekiler ve bizlerden sonrakilere senden bir âyet ‘alâmet’ olsun. Ve bizleri rızıklandır. Ve Sen rızık verenlerin en hayırlısısın. “.

 

5:115     Allâh dedi ki: „ Mutlaka Ben, onu üzerinize indireceğim, fakat ondan sonra sizlerden kim nankörlük ederse, o hâlde Ben mutlaka onu, dünyada hiçbirini azaplandırmadığım azap ile azaplandırırım. “.

 

5:116     Ve Allâh dediği zaman: „ Yâ Meryem oğlu Îsâ! Sen mi dedin insanlara: Allâh’ın yanı sıra beni ve annemi ilâhlar edinin ‘diye’? “. ‘Îsâ a.s.’ Dedi ki: „ Sen, noksan sıfatlardan, kusurdan ve eksiklikten uzaksın. Benim, doğru olmayan şeyi söylemem olamaz. >13:38, 14:11< Eğer ben onu söylemiş olsaydım, o hâlde şüphesiz Sen, onu bilirdin. İçimde olan şeyi de Sen bilirsin ve ben, Sen’in Zât’ında olan şeyi bilemem. Şüphesiz Sen… En iyi bilen Sen’sin ‘açıklanmadıkça’ algılanamayanı. “.

 

5:117     „ Onlara, söylemedim bana emrettiğinden başka bir şey. Benim de Rabbim, sizlerin de Rabbi Allâh’a, ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk edin ‘den başka’. >5:72, 6:101, 6:102< Onların arasında bulunduğum sürece, üzerlerine şahit oldum. Nihayet, Sen beni vefat ettirince, onları gözleyen, tespit eden Sen oldun. Ve Sen, her şey üzerine her yerde hazır, her şeyin iç yüzünün farkında, şahitsin. “.

 

5:118     „ Eğer onlara azap edersen, artık muhakkak onlar Senin kullarındır. Ve eğer onları bağışlarsan, o hâlde şüphesiz Sen, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayansın; Sen âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedensin. “.

 

5:119     Allâh der ki: „ Bugün sözünde samimilere, doğruluklarının kendilerine fayda sağlayacağı bir gündür. Onlaradır cennetler. ‘Cennetin’ Zemininden ırmaklar akar. Kalıcılardır ‘onlar’ onun içinde ebedî. “. Allâh onlardan razıdır ve onlar da O’ndan ‘Allâh’tan’ razılardır. İşte budur büyük başarı, kurtuluş.

 

5:120     Allâh’ındır, göklerin saltanatı, hükümranlığı ve yerin de; ve onlarda olan şeylerin de. Ve O, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir.