10. YÛNUS:

 

‘Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm…’

 

Sığınırım Allâh’a, ‘rahmetinden kovulmuş’ taşlanmış şeytanın ‘şerrinden’. >16:98<

Allâh’ın adıyla… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, bahşedendir.

 

 

10:1       Elif, Lâm, Râ… Bunlar, adaleti hükmeden kitabın âyetleridir. ‘Levh-i Mahfûz: Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt kitabının’. >6:59, 13:39, 36:12, 85:21, 85:22<

 

10:2       İnsanlara acayip mi geldi, aralarından bir adama, insanları ‘kıyâmet ile’ uyarması ve inanan kimseleri, onlara Rablerinin katında, hoşnutluk mertebesi olduğunu müjdelemesine vahyetmemiz? ‘Hakikati’ Örtmeye şartlanmışlar dediler ki: „ Doğrusu bu, mutlaka apaçık bir büyücü. “.

 

10:3       Şüphesiz Rabbiniz, Allâh’tır… O ‘Allâh’ ki; yaratandır gökleri ve yeri altı günde. Sonra kuruldu Arş üzerine ‘cennet ve cehennemi de içinde barındıran, zamansız, mekânsız, evrene’. Emriyle ‘oluşan her şeyi’ önceden düşünüp hazırladı. Ve O’nun izni olması dışında ardından ‘hiç’ bir şefaatçi yoktur. İşte budur Allâh, Rabbiniz. Öyleyse ‘yalnızca’ O’na ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk edin. Hâlâ hatırda tutmaz mısınız?

 

10:4       Topluca ‘dönüş’ mevkiiniz O’nadır ‘Allâh’adır’. Allâh’ın ‘bu’ vaadi gerçektir. Şüphesiz O ‘Allâh’, ilk başlatır, örneksiz yoktan var etmeyi. Sonra ‘diriltilip’ O’na geri döndürülünür ki, adaletlice hak ettiklerini vermek için, samimiyetle inanan kimselere ve iyi niyet ve amaçlarla, yararlı gayretler yapanlara. Ve ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler ki, onlaradır ‘âhirette’ kaynar sudan içecek ve elem azap; inkâr etmiş oldukları şeyler sebebiyle.

 

10:5       O ‘Allâh’, O ki… Var edendir, Güneş’i bir ışık, Ay’ı bir aydınlık. Ve ona menziller ‘yörüngeler’ belirledi ki, senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için. Allâh’ın yarattığı şeyler bununla illâki hak iledir ‘amaç içindir’. ‘Allâh’, âyetleri ‘alâmetleri’ ayrı ayrı açıklar, ‘anlaya’ bilen bir topluma.

 

10:6       Muhakkak gece ve gündüzün ihtilâfı ‘zıtlığı’ ve Allâh’ın yarattığı şeyler, göklerde ve yerde âyetlerdir ‘alâmetlerdir, günahlardan’ korunan bir topluma.

 

10:7       Muhakkak o kimseler ki, Bizimle buluşmayı ümit etmezler. Ve razı olmuşlardır dünya hayatına ve huzur bulmuşlardır onunla. Ve o kimseler ki… Onlar, âyetlerimizden ‘hakikat bilgisinden’ habersiz ‘gibilerdir’.

 

10:8       İşte onlar ki… Onların varacakları yer, ateştir; kazanmış oldukları şeyler ‘günahları’ sebebiyle.

 

10:9       Muhakkak o kimseler ki, samimiyetle inandılar ve iyi niyet ve amaçlarla, yararlı gayretler yaptılar. Rableri, onları yönlendirir; >7:178, 13:27, 64:11< inançları sebebiyle. ‘Cennetin’ Zemininden ırmaklar akar; Naîm cennetlerinde.

 

10:10     Onların duaları orada: „ Allâh’ım, Sen, noksan sıfatlardan, kusurdan ve eksiklikten uzaksın. “. Ve onların hayır duaları orada: „ Selâm’dır. “. Ve dualarının sonu: „ Yüceltilme, övgü, var olan her şeyin Rabbi, Allâh’adır. “.

 

10:11     Ve eğer Allâh, insanlara, onların hayrı acele istemeleri gibi ‘hak ettikleri’ şerri hemen verseydi, elbette onların vadelerinin ‘sonlandırılma hükmü’ bitirilir ‘yerine getirilirdi’. Artık Bizimle buluşmayı ümit etmeyenleri bırakırız azgınlıkları içinde ‘yaptıklarıyla keyiflenip’ bocalasınlar. >7:101, 10:11, 10:12, 39:49<

 

10:12     Ve insana bir mağduriyet dokunduğu zaman Bize davet ‘dua’ etti, yan üstü uzanmışken veya otururken veya ayaktayken. Nihayet mağduriyetini ondan açtığımız ‘giderdiğimiz’ zaman, ona dokunan mağduriyetten, Bize davet ‘dua’ etmemiş gibi geçer gider. İşte böyle ‘haddi aşarak’ israf edenlere, yapmış oldukları şeyler gösterişli ‘gösterildi’.

 

10:13     Ve andolsun ki; sizlerden önceki devirlerde yaşayan kuşakları ‘günaha sebebiyet verecek işleri yapmakla, benliklerine’ zulmettiklerinde mahvettik. Ve onlara, elçileri açıkça delillerle geldi. Ve onlar inançlı olacak da değiller. İşte böyle cezalandırırız suçlu ‘günahkâr’ toplumu.

 

10:14     Sonra sizleri, yeryüzünde halifeler ‘vârisler’ yaptık, onların ardından ki, bakmamız için nasıl gayretler ediyorsunuz.

 

10:15     Ve okunduğu zaman üzerlerine âyetlerimiz ‘hakikat bilgisi’ açıkça delillerle, Bizimle buluşmayı ümit etmeyen kimseler dediler ki: „ Bizlere bundan başka bir Kur’ân getir veya onu değiştir. “. ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Canımın ‘istediği’ şeyi katarak onu değiştirmem olamaz. >13:38, 14:11< Ki, illâki bana vahyolunan şeye ‘hakikat bilgisine’ uyarım. >6:8, 23:71, 45:18< Doğrusu ben, korkarım eğer isyan edersem Rabbime, büyük bir günün azabından. “.

 

10:16     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Eğer dileseydi Allâh, onu sizlere okumazdım ve ‘Allâh’ onu sizlere bildirmezdi. Oysaki ondan ‘Kur’ân-ı Kerim’den’ önce bir ömür boyu aranızda bulundum. Hâlâ akıl etmez misiniz? “. >29:48<

 

10:17     O hâlde kimdir, Allâh üzerine yalanla iftira eden kimseden daha zalim? >2:168, 2:169, 7:33< Veya yalanlayandan O’nun âyetlerini ‘hakikat bilgisini’? Şüphesiz O ‘Allâh’, kurtuluşa erdirmez suçluları ‘günahkârları, inkâra şartlandıkları için’.

 

10:18     Ve kulluk ediyorlar ‘tapıyorlar’, Allâh’ın yanı sıra; onlara zarar vermeyen ve fayda sağlamayan şeylere ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’. >4:117, 6:100, 7:190, 7:197, 10:28, 10:29, 46:5< Ve derler ki: „ Bunlar, Allâh yanında şefaatçilerimizdir. “. ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Allâh’a haber mi veriyorsunuz göklerde ve yerde bilmediği şeyleri? “. O ‘Allâh’, noksan sıfatlardan, kusurdan ve eksiklikten uzaktır ve yücedir, ortak yakıştırdıkları şeylerden.

 

10:19     Ve insanlar, bir tek milletten başka değillerdi; ancak ihtilâf ettiler. Ve eğer Rabbinden geçmiş bir söz, ‘hür iradenin yaşanması hükmü’ olmasaydı, aralarında ihtilâf ettikleri o şeyde mutlaka ‘hüküm, hemen’ bitirilir ‘yerine getirilirdi’.

 

10:20     Ve derler ki: „ Ona ‘Muhammed a.s.’a’, Rabbinden bir âyet ‘alâmet’ indirilseydi ya? “. >6:8, 23:71, 45:18< O hâlde ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ ‘Açıklanmadıkça’ Algılanamayan ancak Allâh’ındır. Artık ‘neticeyi’ gözleyin; doğrusu ben de sizlerle beraber gözleyenlerdenim. “.

 

10:21     ‘Yâ Muhammed!’ Ve insanlara bir şefkat, lütuf, bağışlanma tattırdığımız zaman, onlara bir mağduriyet dokunduğu zaman, onların âyetlerimiz hakkında düzenleri olduğunda, de ki: „ Allâh, düzen kurmakta daha hızlıdır. “. ‘Yaptıklarının devamına müsaadesiyle, aleyhlerine oluşturur’. >14:46, 16:26, 35:43, 52:42< Muhakkak elçilerimiz, kurduğunuz düzenleri yazıyorlar. >3:98, 4:41, 22:76, 41:20, 82:10, 82:11, 82:12, 50:16<

 

10:22     O ‘Allâh’, O ki… Seyahat ettirendir, sizleri karada ve denizde. Hatta gemilerdeydiniz ve hoş bir rüzgârla onlarla ‘yolcularla’ yüzüyorlardı. Ve bununla keyiflendiler. Ona geldi fırtınalı bir rüzgâr ve onlara dalgalar geldi, her yerden ve zannettiler kuşatılıyor olduklarını. Dînde ‘İlâhi esaslara sarılıp’, O’na içtenlikle yönelerek Allâh’a davet ‘dua’ ettiler: „ Elbette eğer bizleri, bundan kurtarırsan mutlaka şükredenlerden oluruz. “.

 

10:23     Ne var ki ‘Allâh’ onları kurtarınca, onlar yeryüzünde haksız yere azgınlaşırlar. Ey insanlar! Dünya hayatının menfaati ‘için yaptığınız’ azgınlığınız, sadece nefsaniyetiniz aleyhinedir. Sonra ‘dönüş’ mevkiiniz Bizedir. >17:18: 17:19, 17:20, 57:20< Artık sizlere haber vereceğiz, yapmış olduğunuz şeyleri.

 

10:24     Dünya hayatının misali ancak su gibidir; onu, Biz indirdik gökten. Öyle ki karışır onunla ‘su ile’ yerin bitkisi. İnsanlar yerler ‘o’ şeylerden ve hayvanlar da. Ve yeryüzü onun güzelliğini alıp ta görkemli hâle gelince ve onun erbabı ona hükümran olduğunu zannetti. Onun üzerine geldi emrimiz ‘afetimiz’ gece veya gündüz ki ‘ansızın’, böylelikle onu, dün sanki hiç zenginleşmemiş gibi kökünden biçilmiş ekin yaptık. İşte bunun gibi, âyetleri ‘hakikat bilgisini’ ayrı ayrı açıklıyoruz, inceden inceye düşünen bir topluma.

 

10:25     Ve Allâh, davet eder esenlik ve güven yurduna ve yönlendirir dilediği ‘O’na yönelen’ kimseyi, ‘razı olduğu’ doğru yola. >7:178, 13:27, 64:11<

 

10:26     En iyi ‘davranan’ o kimseleredir güzellik ve ziyadesi. Ve kaplamaz onların yüzlerini ne bir kararma ve ne de aşağılanma. İşte onlar, cennet ahalisidir, onlar onun içinde kalıcılardır.

 

10:27     Ve kötülük kazanan kimselerin kötülüklerinin cezası, onun misli kadardır. Ve onları bir aşağılanma kaplar. Ve onları Allâh’tan kurtaracak ‘kimse’ yoktur. Onların yüzleri karanlık geceden bir parça ile bürünmüş gibidir. İşte onlar, ateş ahalisidir, onlar onun içinde kalıcılardır.

 

10:28     Ve o gün ‘kıyâmet sonrası âhirette’, topluca ‘Allâh’ın huzurunda’ toplayacağız, sonra ‘Allâh’a’ ortak yakıştıranlara deriz ki: „ Sizler ve ‘Allâh’a’ ortak yakıştırdıklarınız, yerlerinize! “. >1:3, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48< Artık onların aralarını ayırdık. Ve onların ortak koştukları derler ki: „ Sizler yalnızca bizlere ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk etmiyordunuz ‘sadece şeytana uyup, kendi hayallerinize tapınıyordunuz’. “.

 

10:29     „ Artık yeterlidir; Allâh, her yerde hazır, her şeyin iç yüzünün farkında şahittir; aramızda ve aranızda. Bizler, sizlerin ‘hizmetle, ibadetle’ kulluğunuzun gerçekten farkında olanlar değildik. “.

 

10:30     Yoklanır her can, geçmişte yaptıkları şeylerden ve döndürüldüler Allâh’a. Onların sahipleri, koruyucuları; varlığı gerçek, sabittir. Ve ayrıldı onlardan, iftira etmiş oldukları şeyler ‘hatırdan, gönülden çıkarıldı uydurma ilâhları’.

 

10:31     ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, De ki: „ Kim sizleri rızıklandırıyor gökten ve yerden? Veya kim, ehildir işitme ve görme ‘duyularına’? Ve kim diriyi çıkarır ölüden ve ölüyü çıkarır diriden? Ve kimdir emriyle ‘oluşan her şeyi’ önceden düşünüp hazırlayan? “. O zaman yakında derler ki: „ Allâh! “. O hâlde de ki: „ Hâlâ ‘günahlardan’ korunanlar olmayacak mısınız? “.

 

10:32     Ancak işte budur Allâh, Rabbiniz. Varlığı gerçek, sabittir. Artık varlığı gerçek, sabit ‘olandan’ sonrası sapkınlıktan başka nedir? Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?

 

10:33     Böylelikle Rabbinin: „ Onlar inanmazlar! “. Sözü yoldan çıkmış kimseler üzerine gerçekleşmiş oldu. >6:109, 6:110, 6:111<

 

10:34     ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, De ki: „ Ortaklarınızdan ‘uydurma ilâhlarınızdan’ kim ilk başlatır, örneksiz yoktan var etmeyi; sonra onu ‘diriltip’ geri döndürür? “. De ki: „ Allâh… İlk başlatır, örneksiz yoktan var etmeyi; sonra onu ‘diriltip’ geri döndürür. “. O hâlde nasıl çevriliyorsunuz?

 

10:35     ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’, De ki: „ Ortaklarınızdan ‘uydurma ilâhlarınızdan’ varlığı gerçek, sabit olana yönlendiren kimdir? “. De ki: „ Allâh… Varlığı gerçek, sabit ‘olana’ yönlendirir >7:178, 13:27, 64:11< . Öyleyse varlığı gerçek, sabit ‘olan’, yönlendiren mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa illâki yönlendirilmedikçe, kendisi yönlendirilemeyen kimse mi? “. Öyleyse sizlere ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?

 

10:36     Ve onların birçoğu zandan başkasına uymazlar. Muhakkak zan, yarar sağlamaz gerçeklerden bir şeye. Şüphesiz Allâh, en iyi bilendir yaptıkları şeyleri.

 

10:37     Ve bu Kur’ân, Allâh’ın dışında ‘birilerince’ uydurulmuş değildir. Ve lâkin onayandır ellerinde olan kitabı ‘diğer mukaddes Kitapları’ ve ayrı ayrı açıklar. Onda ‘hiçbir’ şüphe yoktur, var olan her şeyin Rabbindendir.

 

10:38     ‘Yâ Muhammed!’ Yoksa onu ‘Kur’ân-ı Kerim’i’ uydurdu mu diyorlar? De ki: „ Haydi onun benzeri bir sûre getirin. Ve çağırın Allâh’ın dışında gücünüzün yettiği kimseleri de eğer sözünde samimilerseniz. “.

 

10:39     Aksine ilmini kavrayamadılar ve onlara ‘Kur’ân-ı Kerim’in bildirdiği’ neticesi gelmedikçe yalanladılar. İşte bunun gibi onlardan öncekiler de yalanladılar. Artık bak, akıbeti nasıl oldu zalimlerin.

 

10:40     Ve aralarından kimileri ona ‘Kur’ân-ı Kerim’e’ inanır ve aralarından kimileri de ona inanmazlar. >6:109, 6:110, 6:111< Rabbin, bilir bozgun çıkaranları.

 

10:41     ‘Yâ Muhammed!’ Ve eğer seni yalanlarlarsa, o hâlde de ki: „ Benim gayretim bana ve sizlerin gayretiniz sizlere. Sizler benim yaptığım şeylerden uzaksınız ve ben de sizlerin yaptığınız şeylerden uzağım. “.

 

10:42     Ve aralarından kimileri seni dinlerler. Fakat sen, sağırlara duyurabilir misin? Ve akıl etmez olanlarsa?

 

10:43     Ve aralarından kimileri sana bakarlar. Fakat sen, körleri yönlendirebilir misin? Ve görmezler ‘görmezden gelenler’ olanlarsa?

 

10:44     Şüphesiz Allâh, insanlara ‘hiç’ bir şeyle eziyet etmez. Ve lâkin insanlar, ‘iftirayla’ kendi benliklerine eziyet ederler.

 

10:45     Ve ‘Allâh, âhiret’ günü, gündüzden bir saatten başka kalmamışlar gibi onları ‘huzurunda’ toplayacak. Onlar aralarında ‘birbirleriyle’ tanışacaklar. Allâh’a kavuşmayı yalanlayanlar, hüsrana uğramışlardır ve ‘Allâh’ın razı olduğu doğru yola’ yönlendirilmiş de değiller.

 

10:46     Eğer sana, onlara vadettiğimiz ‘azabın’ bir kısmını ‘onları yok ederek’ göstersek veya seni ‘bundan önce’ vefat ettirsek, nihayet onların ‘dönüş’ mevkileri Bizedir. Sonra Allâh, yaptıkları şeyler üzerine şahittir.

 

10:47     Ve her milletin bir elçisi vardır. Onlara elçileri geldiğinde onların aralarında ‘hüküm’ adaletle bitirildi ‘yerine getirildi’. Ve onlar zulmedilmezler.

 

10:48     Ve ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’ derler ki: „ Ne zaman bu vaat ‘kıyâmet’, eğer sözünde samimilerseniz? “.

 

10:49     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Canıma zarar ve fayda sağlayacak güce sahip değilim. Allâh’ın dilemesi müstesna. “. Her milletin bir vadesi ‘dünyada yaşam süreci’ vardır. Onların vadeleri geldiği zaman, artık ‘yok olmaları’ ne bir saat ertelenebilir ve ne de öne alınabilir.

 

10:50     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Sizler ‘aczinizi’ gördünüz mü? Eğer O’nun ‘Allâh’ın’ azabı gece veya gündüz ‘ansızın’ sizlere gelse. Nedir suçluların ‘günahkârların’ O’ndan acele istediği? “.

 

10:51     O ‘kıyâmet’, vuku bulduğunda O’na ‘Allâh’a’ şimdi mi inanacaksınız? Ve sizler, onu acele istiyordunuz?

 

10:52     Sonra ‘günaha sebebiyet verecek işleri yapmakla, benliklerine’ zulmeden o kimselere denildi ki: „ Ebedî azabı tadın! “. Kazandıklarınız ‘günahlarınızdan’ başka şeyler mi cezalandırılacaksınız?

 

10:53     ‘Yâ Muhammed!’ Ve senden haber soracaklar: „ O ‘kıyâmet’ gerçek midir? “. De ki: „ Evet, Rabbime andolsun. Muhakkak o ‘kıyâmet’, mutlaka gerçektir. “. Ve ‘hükmün yerine getirilmesinde Allâh’ı’ aciz bırakacak değilsiniz.

 

10:54     Ve ‘iftirayla, kendilerine’ eziyet eden her benlik, yeryüzündeki şeyler onun olsaydı, ‘kıyâmeti gördüğünde’ pişmanlıklarını gizlediler ve mutlaka onu feda etti. Ve onların aralarında ‘hüküm’ adaletle bitirildi ‘yerine getirildi’. Ve onlar zulmedilmezler.

 

10:55     Şüphesiz Allâh’ın değil mi, göklerdeki şeyler ve yerdekiler de? Allâh’ın vaadi mutlaka hakkaniyet değil mi? Ve lâkin onların birçoğu bilmezler.

 

10:56     O ‘Allâh’, diriltir ve öldürür. Ve O’na döndürüleceksiniz.

 

10:57     Ey insanlar! Sizlere geldi, Rabbinizden nasihat ve göğüslerdeki şeye ‘gönüllere’ şifa. Ve yönlendiren ve lütuf, esirgeme ‘vesilesi olarak’ samimiyetle inananlar için ‘Kur’ân-ı Kerim’.

 

10:58     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Allâh’ın lütfu ve O’nun şefkati, bağışlaması ile artık neşelensinler. O, onların topladıkları şeylerden ‘mevkii ve servetten, daha’ hayırlıdır. “.

 

10:59     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Sizler ‘aczinizi’ gördünüz mü? Allâh’ın sizlere rızık olarak indirdiği şeylerin ‘bir kısmını’ haram ve ‘bir kısmını’ helâl kıldınız. “. De ki: „ Allâh, sizlere izin mi verdi, yoksa Allâh üzerine ‘Allâh’ın emri diyerek’ iftira mı ediyorsunuz? “. >2:168, 2:169, 7:33<

 

10:60     Allâh üzerine ‘Allâh’ın emri diyerek’ yalanla iftira eden o kimselerin kıyâmet ‘Allâh’ın huzuruna dikilme’ günü ‘hususundaki’ zannı nedir? >2:168, 2:169, 7:33< Şüphesiz Allâh, elbette insanlar üzerine lütuf sahibidir. Ve lâkin onların birçoğu şükretmezler.

 

10:61     Ve bir işle meşgul olmazsınız ve ondan, Kur’ân’dan bir şey okumazsınız ve bir gayret yapmazsınız ki, ona daldığınız zaman üzerinize şahitler olmayalım. Ve gizli kalmaz Rabbinden, zerre ağırlığınca yerde ve olmaz ki, gökte ve daha küçüğü ve bundan daha büyüğü apaçık Kitap’ta olmasın. ‘Levh-i Mahfûz’da: Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt kitabında’. >6:59, 13:39, 36:12, 85:21, 85:22<

 

10:62     Şüphesiz Allâh’ın, dostları… Onlara korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler değil mi?

 

10:63     O kimseler ki, samimiyetle inananlardır ve ‘günahlardan’ korunanlardır.

 

10:64     Onlaradır müjdeler, dünya hayatında ve âhirette. Allâh’ın sözü ‘hükümleri’ değişmez. İşte budur büyük başarı, kurtuluş.

 

10:65     Onların sözleri seni üzmesin. Şüphesiz, izzet, güç, kuvvet ve şeref tamamen Allâh’ındır. O, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir.

 

10:66     Şüphesiz Allâh’ın, değil mi? Göklerde ki kimseler ve yeryüzünde ki kimseler. Allâh’ın yanı sıra ‘kutsallaştırılan zât, put’ ortaklara davet ‘dua’ edenler, neye uyuyorlar? ‘Tapındıkları bunun farkında değiller ki’. >4:117, 6:100, 7:190, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 46:5< ‘Onlar’, Zandan başkasına uymazlar. Ve onlar, illâki saçmalarlar.

 

10:67     O ‘Allâh’, O ki… Var edendir, sizlere geceyi, onda sükûnet için ve gündüzü de görmeniz için. Muhakkak işte bunlar, elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir’; işiten bir topluma.

 

10:68     Derler ki: „ Allâh evlat edindi. “. O ‘Allâh’, noksan sıfatlardan, kusurdan ve eksiklikten uzaktır. Hiçbir şeye muhtaç olmayandır. O’nundur, göklerdeki şeyler ve yerdeki şeyler de. Yanınızda buna ait delilden bir ‘şey yok’ ise. Allâh üzerine bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? >2:168, 2:169, 7:33<

 

10:69     ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Muhakkak Allâh üzerine yalanla iftira eden o kimseler ki, kurtuluşa eremezler. “. >2:168, 2:169, 7:33<

 

10:70     ‘Onlaradır’ menfaatlendirilme dünyada. >17:18: 17:19, 17:20, 57:20< Sonra onların ‘dönüş’ mevkileri Bizedir. Sonra da ‘âhirette’ onlara tattıracağız şiddetli azabı; inkâr ettikleri şeyler sebebiyle.

 

10:71     ‘Yâ Muhammed!’ Ve oku onlara Nûh’un haberini. Bir zamanlar dedi ki halkına: „ Ey halkım! Eğer konumum ve Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ hatırlatmam, sizlere büyük ‘ağır’ geliyorsa ‘ne deyim’, artık Allâh’a itimat ettim ben. Fakat sizler ve ortaklarınız, yapacağınız hükme karar verin. Sonra hükmünüz üzerinize örtülü kalmasın ‘endişe duymayın’, sonra da bana uygulayın ve göz açtırmaksızın. “.

 

10:72     „ Buna rağmen eğer ‘hakikat bilgisinden’ dönerseniz, ‘tebliğime karşılık’ sizlerden bir ücret istemiyorum. Varsa da ücretim, illâki Allâh üzerine ‘almıştır’. Ve ben emrolundum Müslümanlardan ‘Allâh’a teslimiyeti onayanlardan’ olmakla. “.

 

10:73     Ne var ki onu yalanladılar. Sonra Biz, onu kurtardık ve gemide onunla beraber kimseleri de. Ve onları, halifeler ‘vârisler’ yaptık. Ve âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’ yalanlayan kimseleri, ‘suda’ boğduk. Artık bak, akıbeti nasıl oldu ‘kıyâmet ile’ uyarılanların.

 

10:74     Sonra onun ardından çıkardık, ‘nice’ elçileri halkına. Öyle ki onlara açıkça deliller getirdiler. Ama ‘onlar’ daha önceden yalanladıkları şeyler sebebiyle inanmadılar. İşte böyle mühürleriz kalplerinin üzerini, haddi aşanların. ‘Anlamak istemedikleri için, idrak kuvveleri kilitlidir’ >2:86, 2:88, 3:108, 4:155, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

10:75     Sonra onların ardından çıkardık, Mûsâ ve Hârûn’u Firavuna ve ‘halkının’ ileri gelenlerine, âyetlerimizle ‘alâmetlerimizle’. Fakat onlar büyüklendiler ve suçlu ‘günahkâr’ bir toplum oldular.

 

10:76     Ne var ki, onlara katımızdan gerçek geldiğinde dediler ki: „ Mutlaka bu, apaçık bir büyüden başka ‘bir şey’ değildir. “.

 

10:77     Mûsâ dedi ki: „ Sizlere gerçek gelince ‘hep böyle mi’ söylersiniz; bu bir büyümüdür? “. Ve ‘oysaki’ büyücüler kurtuluşa eremezler.

 

10:78     ‘Firavun ve halkının ileri gelenleri’ Dediler ki: „ Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden ‘inancımızdan’ bizleri vazgeçirmek için mi bizlere geldiniz? Ve yeryüzünde büyüklük sizlerin olsun ‘diye mi?’. Ve ikinize de inanacak değiliz. “.

 

10:79     Ve dedi ki Firavun: „ En bilgili büyücülerin hepsini bana getirin! “.

 

10:80     Böylelikle büyücüler geldiğinde Mûsâ onlara dedi ki: „ Sizler atacağınız şeyleri ‘ortaya’ atın. “.

 

10:81     Nihayet ‘yere’ attıklarında, Mûsâ dedi ki: „ Getirdiğiniz şey büyüdür; mutlaka Allâh, onu asılsız kılacaktır. “. Şüphesiz Allâh, bozgun çıkaranların gayretini düzeltmez.

 

10:82     Ve Allâh gerçekleştirecektir hakkı ‘İlâhi esasları’ sözleri ile. Ve suçlular ‘günahkârlar bundan’ hoşlanmasa da.

 

10:83     Ne var ki, inanmadı Mûsâ’ya, halkından ‘yeni bir’ soy müstesna. Firavunun ve ‘halkının’ ileri gelenlerinin, onları fitneye ‘zarara’ düşürmesi korkusu üzerine… Ve gerçekten Firavun, yeryüzünde ‘zorbalıkta’ üstündü. Ve muhakkak o, ‘haddi aşarak’ israf edenlerdendi.

 

10:84     Ve Mûsâ dedi ki: „ Ey halkım! Eğer Allâh’a inanıyorsanız, artık O’na itimat edin, eğer Müslümanlarsanız ‘Allâh’a teslimiyeti onayanlarsanız’. “.

 

10:85     O zaman ‘halkı’ dediler ki: „ Bizler, Allâh’a itimat ettik. Rabbimiz! Bizleri zalim toplumla fitne ‘sınama vesilesi’ yapma. “.

 

10:86     „ Ve bizleri kurtar, şefkatin, lütfun, bağışlaman ile inkârcı toplumundan. “.

 

10:87     Ve vahyettik Mûsâ’ya ve ağabeyine: „ Halkınız için Mısır’a eğleşmek üzere evler edinin ve evlerinizi kıble yapın ve ibadeti ‘namazı’ titizlikle, gereğince uygulayın. Ve inançlıları ‘cennet ile’ müjdele! “.

 

10:88     Ve Mûsâ dedi ki: „ Rabbimiz! Şüphesiz Sen… Sen verdin, Firavun ve ‘halkının’ ileri gelenlerine, dünya hayatında ‘görkemli’ ziynet ve mallar. Rabbimiz! ‘Gösterişleri’ Onları, Senin yolundan saptırsın. Rabbimiz, onların mallarını mahvet ve kalplerinin üzerini pekiştir. Artık inanmazlar, elem azabı görene kadar. “. >6:109, 6:110, 6:111<

 

10:89     ‘Allâh’ Dedi ki: „ İkinizin duasına icabet edilmiştir. >2:153, 2:186, 6:102, 7:128, 50:16< Artık ikiniz de ‘hakikat bilgisini’ titizlikle, gereğince uygulayın; ve uymayın, Benden ‘uzaklaşan’, bilmeyen ‘idrak edemeyen’ o kimselerin yoluna. “.

 

10:90     Ve Biz, İsrail oğullarını denizden geçirdik. Hemen onların peşine düştü, Firavun ve onun ordusu azgınca ve düşmanca. ‘Su’ Onu boğacakken, o zaman dedi ki: „ İnandım o, İsrail oğullarının O’na, inandığı İlâhtan başka ‘ilâh’ olmadığına. Ve ben de Müslümanlardanım ‘Allâh’a teslimiyeti onayanlardanım’. “.

 

10:91     ‘Allâh’: „ Şimdi? “ ‘öyle mi?’. „ Ve sen, daha önce asi olmuştun. Ve sen, bozgun çıkaranlardandın. “.

 

10:92     „ Öyleyse bugün seni bedeninle kurtaracağız, senden sonraki halifelere ‘vârislere’, âyet ‘ibret’ olman için. “. Ve muhakkak insanların birçoğu, elbette âyetlerimizden ‘hakikat bilgisinden’ habersiz ‘gibilerdir’.

 

10:93     Ve andolsun ki; İsrail oğullarını hoşnut bir yere eğleştirdik. Ve onları rızıklandırdık temiz ‘rızıkla’. Bundan sonra onlara ‘Kur’ân-ı Kerim’ bilgisi gelinceye kadar ihtilâf etmediler. Şüphesiz Rabbin, hükmeder aralarında; kıyâmet ‘Allâh’ın huzuruna dikilme’ günü ihtilâf ediyor oldukları şeyleri.

 

10:94     ‘Yâ Muhammed!’ Bundan sonra eğer sana indirdiğimiz şeyden ‘Kur’ân-ı Kerim’den’ şüphe içinde olursan, öyleyse senden önce kitabı ‘hakikat bilgisini’ okuyan kimselere sor. Andolsun ki; sana geldi gerçek ‘hakikat bilgisi’ Rabbinden. O hâlde, sakın kuşkulananlardan olma.

 

10:95     Ve sakın olma, o kimselerden ki… ‘Onlar’, Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ yalanladılar. O hâlde hüsrana uğrayanlardan olursun.

 

10:96     Muhakkak o kimseler ki… ‘Onlar’, Rabbinin: „ İnanmazlar! “ sözü üzerlerinde gerçekleşmiş ‘olanlardır’. >6:109, 6:110, 6:111<

 

10:97     Ve eğer onlara tüm âyetler ‘alâmetler’ gelse de ‘inanmazlar’ elem azabı görene kadar. >6:109, 6:110, 6:111<

 

10:98     Oysaki bir şehir ‘halkı, azabımız gelmeden’ inanıp ta, böylelikle inançları ona fayda sağlayan ‘bir halk’ olsaydı ya! Yûnus’un halkı başka. Samimiyetle inandıklarında, onlardan dünya hayatında rezillik azabını açtık ‘giderdik’ ve onları bir müddet menfaatlendirdik.

 

10:99     ‘Yâ Muhammed!’ Ve eğer Rabbin dileseydi, ‘onlar da isteseydiler’ yeryüzündeki kimselerin hepsi elbette topluca inanırlardı. Buna rağmen sen, insanları zorlayacak mısın, samimiyetle inananlar oluncaya kadar?

 

10:100   Ve olamaz bir benliğin ‘kendisi istemeden’, Allâh’ın izni olmaksızın inanması. Ve oluşturur ‘Allâh’, murdarlığı akıl etmeyen kimselerin üzerlerine.

 

10:101   ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Gözleyin, neler var göklerde ve yeryüzünde! “. Ve yarar sağlamaz, âyetler ‘alâmetler’ ve uyarılar, inanmayan bir topluma.

 

10:102   Yoksa onlardan önce geçmiş kimselerin günlerinin benzerinden ‘başlarına gelenden’ başka ‘bir şey mi’ bekliyorlar? ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Artık ‘neticeyi’ gözleyin; doğrusu ben de sizlerle beraber gözleyenlerdenim. “.

 

10:103   Sonra Biz, elçilerimizi ve inanan kimseleri kurtarırız. İşte bunun gibi, üzerimize taahhüttür samimiyetle inananları kurtarmamız.

 

10:104   ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Ey insanlar! Eğer şüphe içindeyseniz benim dînimden, ‘bilin ki, ben sizlerin’ Allâh’ın yanı sıra kulluk ettikleriniz ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’ kulluk etmem ‘tapınmam’. >4:117, 6:100, 7:190, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 46:5< Ve lâkin Allâh’a ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk ederim, ki O… Sizleri vefat ettirendir. Ve ben emrolundum, samimiyetle inananlardan olmakla. “.

 

10:105   „ Ve yüzünü Hanif ‘yegâne İlâh’a inanan’ olarak dîne ‘İlâhi esaslara’ yönelt; >3:95, 6:79< ve sakın ‘Allâh’a’ ortak yakıştıranlardan olma! “ ‘diye’.

 

10:106   „ Ve ‘kutsallaştırılan her türlü zât’a, puta’ >4:117, 6:100, 7:190, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 46:5< davet ‘dua’ etme, Allâh’ın yanı sıra, sana, fayda sağlamayan ve sana zarar vermeyen şeylere. Buna rağmen eğer yaparsan, o zaman, mutlaka ‘günaha sebebiyet verecek bir iş yapmakla’ zalimlerden olursun. “.

 

10:107   Ve eğer Allâh, sana bir zarar dokundurursa, artık yoktur onu, O’ndan başka açacak ‘giderecek’. Ve eğer senin için bir hayır dilerse, o hâlde yoktur reddedecek O’nun lütfunu. O’nu ‘lütfunu’ kullarından dilediği ‘O’na yönelen’ kimseye isabet ettirir. Ve O ‘Allâh’, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, bahşedendir.

 

10:108   ‘Yâ Muhammed!’ De ki: „ Ey insanlar, sizlere gelmiştir gerçek ‘hakikat bilgisi’ Rabbinizden. Nihayet kim, ‘Allâh’ın razı olduğu doğru yola’ yönlendirilmişse o hâlde ancak benliği için yönlendirilmiştir. Ve kim saptıysa, o hâlde ancak ‘sorumluluğu kendi’ üzerine sapmıştır. Ve ben, üzerinize himayeci değilim. “.

 

10:109   ‘Yâ Muhammed!’ Ve uy, sana vahyolunan şeye! Ve sabret; Allâh, hükmedinceye kadar! Ve O ‘Allâh’, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedenlerin en hayırlısıdır.