8. ENFÂL:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, taşlanmış ‘rahmetinden kovulmuş’ şeytanın ‘şerrinden’! >7:200, 15:34, 16:98<

Allâh’ın adıyla… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

 

8:1          ‘Yâ Muhammed!’, soruyorlar sana, ganimetlerden, de ki: „ Ganimetler ‘hususunda hüküm’, Allâh’ın ve elçisinindir! “. >8:41< O hâlde korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ve aranızdaki gidişatı düzeltin! Ve itaat edin Allâh’a ve elçisine eğer samimiyetle inananlarsanız!

 

8:2          Ancak samimiyetle inananlar o kimselerdir ki, yâd edildiği zaman Allâh, kalpleri irkilir. Ve okunduğunda onlara, Zât’ının âyetleri ‘hakikat bilgisi’, arttırır inançlarını. Ve ‘onlar’ Rablerine itimat edenlerdir.

 

8:3          O kimselerdir ki, uygularlar ‘titizlikle, gereğince’ ibadeti ve onları rızıklandırdığımız şeylerden ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’ bağış yaparlar.

 

8:4          İşte onlar ki onlar, gerçek samimiyetle inananlardır. Onlaradır ‘âhirette’ mertebeler Rablerinin katında. Ve bağışlanma ve karşılıksız bolca kıymetli rızık.

 

8:5          ‘Yâ Muhammed! Ganimetlerin bölüşümü sırasında karşılaştığın bu hoşnutsuzluk’ nasıl ki, Rabbin çıkardığında seni evinden hak ile ‘amaç için Bedir savaşına, kervan için çıkıp, savaş emriyle karşılaşan’ ve doğrusu inançlılardan bir kısmının hoşlanmadıkları ‘gibidir’. >2:216, 4:77, 8:5<

 

8:6       ‘Yâ Muhammed!’, seninle mücâdele ediyorlar ‘savaşın gerekliği’ hakkında ki, o şeyin belli olduğunun ardından! Sanki ve onlar ‘göz’ göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi.

 

8:7          Ve Allâh, sizlere vadettiği zaman iki tayfadan ‘silahsız kervan veya Kureyş ordusundan’ birinin sizlerin olmasını. Ve ‘sizler de’ arzuluyordunuz ki, silahsız olanın ‘kervanın’ sizlerin olmasını. Ve Allâh diler ki, Zât’ının kelimeleriyle ‘hükümleriyle’ hakkın ‘İslâm’ın’ (:Allâhû Teâlâ’ya teslimiyet) gerçekleşmesini ve kesmeyi ‘hakikat’ inkârcılarının ‘ardı’ arkasını. >8:8, 9:32, 9:33, 10:82, 40:14, 61:8, 61:9<

 

8:8          Ki, hakkın ‘İslâm’ın’ (:Allâhû Teâlâ’ya teslimiyet) gerçekleşmesi için ve asılsızlığın geçersizleştirilmesi. >8:8, 9:32, 9:33, 10:82, 40:14, 61:8, 61:9< Ve ‘günah’ suçluları ‘bundan’ hoşlanmasalar da.

 

8:9          Medet umduğunuzda Rabbinizden, bunun üzerine icabet etti sizlere: „ Muhakkak imdada yetişenim sizlere ki, peş peşe gelen meleklerden bini ile! “. >3:151, 8:10, 8:11, 8:12, 8:44, 8:48, 8:66, 36:28<

 

8:10       Ve yapmadı onu ‘bu yardımı’ ki Allâh, ancak ‘bir’ müjde ve ‘fiilen görüp’ kanaat getirmesi için bununla kalplerinizin. >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 15:98, 15:99, 98:5< Ve yardım olmaz ki, Allâh’ın katından olmasın! Şüphesiz Allâh, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

8:11       Bürüdüğü zaman sizleri uyuklama, emniyetteyken ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ından ve indiriyordu üzerlerinize gökten su ki, temizlenmeniz için onunla ve giderilsin sizlerden ‘susuzluk ile’ şeytanın murdarlığı ‘umutsuzluk vesvesesi’. >2:208, 2:268, 4:120, 5:91, 6:121, 8:48, 14:22, 16:99, 17:62, 17:63, 17:64, 17:65, 24:21< Ve ‘Zât’ına’ bağlanması için kalpleriniz ve sabitlesin ‘sağlamlaştırsın yolunda’ onunla ayaklarınızı.

 

8:12       Vahyetmişti Rabbin meleklere, ‘samimiyetle inananlara iletmelerini ki’: „ Muhakkak sizlerle beraberim! “. Haydi, sabitleyin ‘sağlamlaştırın’ samimiyetle inanan kimseleri! ‘Hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselerin kalplerini ürküntü vereceğim! ‘Yine onlara iletin ki’: „ Haydi vurun boyunlarını ‘hakikati örtmeye şartlanmışların’ ve vurun ‘savunan’ parmak uçlarının her birini! “. >3:151, 8:10, 8:11, 8:12, 8:44, 8:48, 8:66, 36:28<

 

8:13       İşte bu, karşı geliyor olmalarındandır Allâh’a ve elçisine. Ve kim, karşı gelirse Allâh’a ve elçisine, o hâlde şüphesiz Allâh’ın ‘eylemlere’ karşılığı şiddetlidir! >4:14, 8:13, 9:80, 9:84, 33:36, 58:5<

 

8:14       ‘Ey hakikati örtmeye şartlanmışlar’! İşte bu, ‘buradaki cezanızdır’ artık tadın onu! Ve muhakkak ki, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlaradır ‘cehennemde de’ ateş azabı.

 

8:15       Ey samimiyetle inanan kimseler! Karşılaştığınız zaman ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselerin alayıyla, hemen dönmeyin onlara arkanızı ‘savaştan kaçmayın’!

 

8:16       Ve kim, dönerse onlara arkasını izin günü ‘Allâhû Teâlâ’nın izniyle gerçekleşen o gün’ ki, savaş icabı çekilip veya bir birliğe katılmak ‘için çekilme’ müstesna; artık uğrar Allâh’tan ‘bir’ hiddete! Ve onun varacağı yer cehennemdir. >4:120, 17:64, 34:20, 34:21, 36:60, 36:61, 36:62, 36:63< Ve ne kötü ‘bir’ varış yeri!

 

8:17       Ne var ki, sizler öldürmediniz onları ve lâkin ‘kaderleri gereği’ Allâh öldürdü onları. >3:145, 11:104, 15:5, 17:13< Ve ‘Hendek muharebesinde de, cesetlerini hendeğe’ sen atmadın attığında ve lâkin Allâh attı. >8:19< Ve denemek için inançlıları ‘zafer ve ganimetle’ Zât’ından, iyi bir sınavla. Şüphesiz Allâh, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir!

 

8:18       İşte böyle ve şüphesiz Allâh, alçaltandır inkârcıların tuzağını!

 

8:19       ‘Ey hakikati örtmeye şartlanmışlar’! Eğer zafer istiyorsanız nihayet gelmiştir sizlere ‘kurtuluşunuza vesile Kur’ân-ı Kerîm’le, gerçek’ zafer. Ve eğer ‘önceki hayatınızı’ sonlandırırsanız, artık o ‘daha’ hayırlıdır sizlere. Ve eğer ‘savaşa, inkâra’ dönerseniz, Biz de ‘cezalandırmaya’ döneriz. >2:190, 2:191, 2:192, 2:193, 2:194, 2:256, 4:90, 4:91, 8:39, 8:58, 8:59, 8:60, 8:61, 9:12, 9:29, 9:36, 9:123, 33:60, 33:61, 60:7, 60:8, 60:9< Ve asla yarar sağlamaz birlikleriniz ‘Allâh’tan gelecek azaba karşı’ bir şeye ve ‘sayıca’ çok olsa da. Ve şüphesiz Allâh, samimiyetle inananlarla beraberdir!

 

8:20       Ey samimiyetle inanan kimseler! İtaat edin Allâh’a, ve elçisine! Ve dönmeyin ondan ‘Kur’ân-ı Kerîm’den’! Ve sizler, ‘hakikat bilgisini’ işitiyorken.

 

8:21       Ve olmayın. O kimseler gibi ki, ‘istemedikleri hâlde’ derler ki: „ İşittik! “. Ve onlar işitmezler.

 

8:22       Muhakkak Allâh’ın katında, hareket eden mahlûkların en şerlisi ‘idrak etmek istemeyen’, sağır, dilsiz, akıl etmeyen kimselerdir. >2:171, 7:179, 10:100, 25:44, 35:28<

 

8:23       Ve eğer bilse Allâh, onlarda hayır ‘Allâhû Teâlâ’ya meyil olduğunu’, elbette işittirirdi ‘idrak ettirirdi’ onlara. >8:70< Ve eğer işittirse de onlara, mutlaka ‘eskiye’ dönerler ve onlar aldırış etmeyenlerdir.

 

8:24       Ey samimiyetle inanan kimseler! İcabet edin Allâh’a ve elçiye ki, davet ettiğinde sizleri, sizlere hayat verecek şeye! Ve bilin ki, şüphesiz Allâh, kişi ve onun kalbi arasına girer! Ve şüphesiz O’na, Zât’ına toplanacaksınız! >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

8:25       Ve korunun ‘öyle bir’ sınanma ‘vesilesinden’ ki, sadece sizlerden ‘günaha sebebiyet verecek işleri yapmakla, benliklerine’ zulmeden kimselere isabet etmez! Ve bilin ki, şüphesiz Allâh’ın ‘eylemlere’ karşılığı şiddetlidir!

 

8:26       Ve hatırlayın ki sizler yeryüzünde az, acizdiniz; korkuyordunuz kaldırıp götürmelerinden insanların sizleri. Bu yüzden ‘Allâhû Teâlâ’ kucak açtı sizlere ve destekledi sizleri yardımıyla. Ve temizinden rızıklandırdı sizleri. Ki, belki şükredersiniz!

 

8:27       Ey samimiyetle inanan kimseler! İhanet etmeyin, Allâh’a ve elçiye! Ve ‘sonra’ ihanet edersiniz emanetlerinize ‘üstlendiğiniz dîni değerlerinize’ ve bildiğiniz ‘hâlde’.

 

8:28       Ve bilin ki, mallarınız ve evlâtlarınız ancak bir sınanma ‘vesilesidir’! Ve şüphesiz ‘ancak’ Allâh’ın, Zât’ının katındadır büyük mükâfat. >9:24, 9:85, 18:46, 23:55, 23:56, 34:37, 57:20, 63:9, 64:15<

 

8:29       Ey samimiyetle inanan kimseler! Eğer ‘günahlardan’ korunursanız, ‘Allâhû Teâlâ’ oluşturur sizlerde gerçeği itibarsızdan ayırma, kavrayış kabiliyeti! Ve örter sizlerden kötülüklerinizi ve bağışlar sizleri! Ve Allâh, büyük lütuf sahibidir!

 

8:30      ‘Yâ Muhammed!’, ve düzen kuruyorlardı sana, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler seni tutuklamak için veya öldürmek veya ‘Mekke’den’ sürgün etmek ‘için’! Ve ‘onlar’ düzen kurarlarken ve Allâh da ‘onlara’ düzen kurar. Ve Allâh, düzen kuranların en hayırlısıdır (:yaptıklarının devamına müsaadesiyle, aleyhlerine oluşturur)! >14:46, 16:26, 35:43, 52:42<

 

8:31       Ve okunduğunda onlara âyetlerimiz ‘Kur’ân-ı Kerîm, hakikati örtmeye şartlanmışlara’, derler ki: „ Bizler ‘bunları önceden de’ işitmiştik. Eğer dileseydik, bunun benzerini elbette bizler de söylerdik. Bu ise, evvelkilerin masallarından başka ‘bir şey’ değildir. “. >3:108, 6:104, 7:101, 40:35, 64:11<

 

8:32       Ve demişlerdi ki: „ Allâh’ım… eğer bu ‘Kur’ân-ı Kerîm’, o gerçekten Senin katından ise, haydi üzerimize gökten taş yağdır veya getir bizlere elem azabı! “.

 

8:33       Ve değildir Allâh, azaplandıracak onları ve sen içindeyken onların. Ve değildir Allâh, azaplandıracak onları ve onlar istiğfar ederlerken.

 

8:34       Ve neden azaplandırmasın ki onları Allâh? (:8:33 toplumsal azap, buradaki bireysel) Ve onlar alıkoyarlarken, Mescid-i Harâm; hürmetli, yasakların uygulandığı ibadethaneden (:Kâbe) ve olmadıkları hâlde onun ‘oranın’ dostları ‘koruyucuları’. Onun ‘oranın’ dostları ‘koruyucuları’ ancak ‘günahlardan’ korunanlardır. >8:34, 9:17, 9:18, 9:19, 48:25< Ve lakin onların birçoğu bilmezler.

 

8:35       Ve olmadı ki, ibadetleri evin (:Kâbe) yanında ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka. >7:28< ‘Âhirette denir ki:’ „ O hâlde tadın azabı! İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden. “.

 

8:36       Muhakkak ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler harcarlar mallarını Allâh’ın yolundan alıkoymak için. >7:86, 8:36, 11:19, 14:3, 16:88< Öyle ki harcayacaklar onu ‘bundan sonra da’. Sonra da olacak onlara hasret ‘âhirette pişmanlık’ >2:167, 3:30, 6:27, 6:28, 6:30, 6:109, 6:110, 6:111, 7:53, 69:25, 78:40, 89:23, 89:24< Sonra mağlup olacaklar ve ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış o kimseler, cehennemde toplanacaklar.

 

8:37       Ki, ayıklaması içindir kötüyü ‘inkârcıyı’ Allâh’ın, temizden ‘samimiyetle inanandan’. >10:28, 30:14, 36:59< Ve koyar kötülerin bazılarını bazıları üzerine öylece yığarak onu ‘yığını’ ki, oluşturur onun hepsini böylelikle cehennemde. İşte onlar ki onlar, hüsrandalardır.

 

8:38       ‘Yâ Muhammed! Hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselere de ki: „ Eğer ‘inkâr ve düşmanlığı’ sonlandırırsanız, geçmişte olan şeyler bağışlanır! “. Ve eğer geri dönerlerse, artık evvelkilerin sünneti ‘uygulanan İlâhî hüküm’ süregelir.

 

8:39       Ve savaşın onlarla ta ki, fitne ‘sapkınlık’ olmasın ve olsun dîn ‘dîni algılar’ tümüyle Allâh için! >2:190, 2:191, 2:192, 2:193, 2:194, 2:256, 4:90, 4:91, 8:39, 8:58, 8:59, 8:60, 8:61, 9:12, 9:29, 9:36, 9:123, 33:60, 33:61, 60:7, 60:8, 60:9< Bundan sonra eğer ‘savaşı ve inkârı’ sonlandırırlarsa, o hâlde şüphesiz Allâh, gayret ettikleri şeyleri her hâliyle görendir!

 

8:40       Ve eğer ‘eskiye’ dönerlerse, artık bilin ki, şüphesiz Allâh, sahibiniz, koruyucunuzdur! Ne güzel sahip, koruyucudur; ve ne güzel yardımcı!

 

8:41       Ve bilin ki, ele geçen ganimetten ‘her’ bir şeyin, artık beşte birinin Allâh’ın olduğunu! Ve elçinin ve akrabalarının ve yetimlerin ve yoksulların ve (:yolda mahsur kalana; çaresiz, imkânsız veya mekânsız kişi ve çocuklara mecazen) yol oğlunundur! Eğer ki inandıysanız Allâh’a, ve kulumuza indirdiğimiz şeye ‘Kur’ân-ı Kerîm’e’; ve iki topluluğun karşılaştığı, gerçeği itibarsızdan ayıran güne ‘Bedir savaşında, meleklerin yardımına’. Ve Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir!

 

8:42       ‘Bedir savaşında’, sizler vadinin yakın kenarında ‘Medîne tarafında, susuz, kumluk alanda, savaşa elverişsiz konumda’ ve onlar ‘Mekke tarafında, daha elverişli bir konumda’ vadinin uzak kenarındaydılar. Ve kervan ‘Kureyşlilerin süvarileri, aleyhinize olarak sahil tarafında’ sizlerden daha aşağıdaydı. Ve eğer ‘onlarla savaşmak için’ vaatleşseydiniz, mutlaka ihtilâf ederdiniz miada. Ve lâkin olması için, mukadder olan Allâh’ın emrinin ‘hükmünün, sizleri onlarla bu ortamda karşılaştırdı’ ki, mahvolan kişinin ayan beyan ‘delille, daha uygun koşullarda, kalabalık olmalarına rağmen mağlup olarak’ yıkıma uğraması için ve hayatta kalan kişinin de ayan beyan ‘delille, daha zorlu şartlara rağmen, Allâh’ın yardımı ile galip geldiklerini görerek’ yaşaması ‘için’. Ve Şüphesiz Allâh, mutlaka işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir!

 

8:43       ‘Yâ Muhammed!’, göstermişti sana onları Allâh uykunda az! Ve eğer gösterseydi sana onları çok, mutlaka yılgınlığa kapılırdınız ve elbette anlaşmazlığa düşerdiniz emir ‘hüküm’ hakkında. Ve lâkin Allâh, esenliğe çıkardı. Şüphesiz Zât’ı ‘Allâhû Teâlâ’, göğüslerde ‘gönüllerde’ olanı en iyi bilendir!

 

8:44       Ve göstermişti sizlere onları gözlerinizde az, karşılaştığınızda! Ve azaltıyordu sizleri de onların gözlerinde ki, olması için, mukadder olan Allâh’ın emrinin ‘hükmünün’. >3:13, 8:44< Ve Allâh’a döndürülür emirleriyle ‘oluşan her şey’!

 

8:45       Ey samimiyetle inanan kimseler! Bir ‘düşman’ birlikle karşılaştığınızda, artık sabit ‘sağlam’ durun! Ve Allâh’ı çok yâd edin! Ki, belki kurtuluşa erersiniz!

 

8:46       Ve itaat edin Allâh’a ve elçisine! Ve kapışmayın, yoksa yılgınlığa kapılırsınız ve rüzgârınız ‘birliğiniz elden’ gider! Ve sabredin! Şüphesiz Allâh, sabredenlerle beraberdir!

 

8:47       Ve olmayın ‘saldırı için’ yurtlarından çıkan ‘Kureyşli’ kimseler gibi! Ki, çalımla ve gösteriş yaparak insanlara; ve alıkoyarlar Allâh’ın yolundan. Ve Allâh, gayret ettikleri şeyleri kuşatan, kavrayandır!

 

8:48       Ve şeytan, onlara gayretlerini süslemişti ‘cazip göstermişti’ ve dedi ki: „ Galip gelecek yoktur sizlere bugün insanlardan. Ve muhakkak ben, sizleri kurtaranım! “. Ne var ki, iki birlikler birbirlerini görünce, topukları üzerinde gerisingeriye döndüler ve ‘şeytan’ dedi ki: „ Muhakkak ki ben, uzağım sizlerden! Gerçekten ben görüyorum, görmediğiniz şeyleri! Doğrusu ben, korkarım Allâh’tan! “. >2:208, 2:268, 4:120, 5:91, 6:121, 8:48, 14:22, 16:99, 17:62, 17:63, 17:64, 17:65, 24:21< Ve Allâh’ın ‘eylemlere’ karşılığı şiddetlidir!

 

8:49       Diyorlardı ki, ‘Bedir’e, kendilerinden çok üstün bir ordu ile savaşa gidenler için’ ikiyüzlülük yapanlar ve kalplerinde ‘şüphe, inkâr’ hastalıklı kimseler: „ Bunları, dînleri aldattı. “. Ve ‘hâlbuki’ kim, Allâh’a itimat ederse, o hâlde şüphesiz Allâh, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

8:50       ‘Yâ Muhammed!’, ve bir görseydin, vefat ettirdikleri zaman melekler, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseleri! Vururlar yüzlerine ve arkalarına ve ‘derler ki’: „ Ve tadın ‘cehennemde’ yakıcı azabı! “.

 

8:51       İşte bu ‘azap’, ellerinizle sunduğunuz ‘günahlar’ sebebiyledir. Ve şüphesiz Allâh, kullara zulmedici değildir!

 

8:52       ‘İnkârcıların’ vaziyetleri, Firavun hanedanı gibidir. Ve o kimseler ki, onlardan önce inkâr ettiler Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’. Bunun üzerine Allâh, onları aldı ‘kıstırdı’ suçları ‘sebebiyle’. Şüphesiz Allâh, gücüne, iktidarına güç yetirilemeyen, sağlam kuvvetlidir; ‘eylemlere’ karşılığı şiddetlidir!

 

8:53       İşte bu, şüphesiz Allâh’ın değiştirici olmadığındandır bir toplum üzerine bağışladığı lütfunu ki, nefsaniyetlerinde olan şeyi ‘gidişatı’ değiştirmedikçe. Ve şüphesiz Allâh, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir! >8:53, 13:11<

 

8:54       ‘İnkârcıların’ vaziyetleri, Firavun hanedanı gibidir. Ve o kimseler ki, onlardan önce yalanladılar Rablerinin âyetlerini ‘hakikat bilgisini’. Bunun üzerine mahvettik onları suçları ‘sebebiyle’. Ve ‘suda’ boğduk Firavun hanedanını. Ve hepsi de oldular zalimler.

 

8:55       Muhakkak Allâh’ın katında, hareket eden mahlûkların en şerlisi ‘idrak etmek istemeyen, hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselerdir. >2:171, 7:179, 10:100, 25:44, 35:28< Artık onlar inanmazlar! >2:6, 7:146, 8:55, 10:96, 10:97, 12:103, 26:201, 28:56, 39:3, 39:49, 45:23<

 

8:56       ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıran’, o kimseler ki, onlardan taahhüt aldın, sonradan taahhütlerini her defasında bozarlar. Ve onlar, ‘günahlardan’ korunmazlar. >9:2, 9:3, 9:4, 9:12<

 

8:57       Bu yüzden savaşta ele geçirdiğinde onları, artık öyle korkut ki onları, ‘gelecek olan’ arkasındaki kişiler belki hatırlarında tutarlar!

 

8:58       Ve şayet korkarsan bir toplumun ‘sözleşmelerine’ hıyanetinden, öyleyse ‘yaptığın’ sözleşmeyi feshet onlara, eşitlik üzere ‘aynı şekilde’! Şüphesiz Allâh, sevmez hainleri!

 

8:59       Ve olduğunu sanmasınlar ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış o kimseler ki, geçip ‘kurtuldular’. Muhakkak ki onlar, ‘hükmün yerine getirilmesinde Allâhû Teâlâ’yı’ aciz bırakamazlar!

 

8:60       Ve hazırlayın onlara ‘karşı’ mecal edebildiğiniz ‘her’ kuvvetten ve bağlanan ‘savaş için beslenen’ atlardan! Ki, korkutasınız onunla Allâh’ın düşmanlarını ve sizlerin düşmanlarınızı ve onlardan başkalarını da. Onları ‘diğer düşmanları’ bilmezsiniz, Allâh bilir onları! Ve ne bağış yaparsanız Allâh’ın yolunda ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’ bir şeyden, ‘olanca’ vefa edilir sizlere! Ve sizler ‘âhirette’ zulmedilmezsiniz!

 

8:61       ‘Yâ Muhammed!’, ve eğer uzlaşmaya meylederlerse hemen ‘sen de’ meylet ona! Ve Allâh’a itimat et! Şüphesiz Zât’ı ‘Allâhû Teâlâ’… Ki O, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir!

 

8:62       ‘Yâ Muhammed!’, ve eğer isterlerse ki, ‘barış yanlısı gözükerek’ seni kandırmayı, o hâlde muhakkak ki, yeter sana Allâh! O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… Yardımıyla destekleyendir seni ve samimiyetle inananları da!

 

8:63       Ve ‘Allâhû Teâlâ’, sevgiyle’ kaynaştırdı ‘samimiyetle inananların’ kalplerinin arasını. Ki, bağışlasaydın yeryüzündeki şeylerin hepsini, ‘yine de’ kaynaştıramazdın kalplerinin arasını. Ve lâkin Allâh, kaynaştırdı aralarını. Şüphesiz Zât’ı ‘Allâhû Teâlâ’, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

8:64       Yâ Peygamber! Yeter sana Allâh ve samimiyetle inananlardan sana uyanlar! >3:153, 3:172, 3:173, 4:95, 9:25<

 

8:65       Yâ Peygamber! Samimiyetle inananları savaşa teşvik et! Eğer olursa sizlerden sabırlı 20 ‘kişi’, galip gelir 200 ‘kişiye’. Ve eğer olursa sizlerden 100 ‘kişi’, galip gelir ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselerden bin kişiye. ‘Bu’ onların idrak edemeyen toplum olduklarındandır.

 

8:66       Şimdi Allâh hafifletti sizlerden ‘yükünüzü’ ve bildi sizlerde zaaf olduğunu. O hâlde eğer olursa sizlerden sabırlı 100 ‘kişi’, galip gelir 200 ‘kişiye’ ve eğer olursa sizlerden bin ‘kişi’, galip gelir iki bin ‘kişiye’ Allâh’ın izniyle. Ve Allâh, sabredenlerle beraberdir!

 

8:67       Olamaz bir peygamber için, onun ‘fidye hesabı yaparak’ esirleri ‘sağ bırakıyor’ olması ki, yeryüzünde ağır basıp ‘inkâr yok oluncaya’ kadar. İstiyorsunuz ki, yeryüzünde dünyevî menfaat ve Allâh, ‘sizlere’ âhireti diliyor. >3:157, 7:48, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20< Ve Allâh, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

8:68       Eğer olmasaydı yazılmış ‘Levh-i Mahfûz’da’ (:Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası) >6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22< Allâh tarafından geçmişte, mutlaka dokunurdu sizlere almış olduğunuz şeylerden ‘esirlere alınan fidyeden’ büyük azap!

 

8:69       O hâlde ‘isterseniz’ yiyin ‘gönül rahatlığıyla’ ele geçen ganimetten ‘her’ şeyden, helâl hoş ‘olarak’! Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

8:70       Yâ Peygamber! De ki, ellerinizdeki esir kişilere: „ Eğer bilirse Allâh, kalplerinizde hayır ‘Allâhû Teâlâ’ya meyil olduğunu’, sizlere verilir ‘daha’ hayırlısı sizlerden alınan şeylerden ve sizleri bağışlar! “. >8:23< Ve Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

8:71       ‘Yâ Muhammed!’, ve eğer ‘esirler’, sana hıyanet etmek isterlerse, çünkü daha önceleri de Allâh’a hıyanet etmişlerdi; ki bu yüzden onlardan ‘gelene karşı, sana’ imkân verdi! Ve Allâh en iyi bilendir; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

8:72       Muhakkak o kimseler ki, samimiyetle inananlardır ve hicret ‘göç’ edenler ve cihâd (:kararlılıkla İslâm’ı yaşama mücâdelesi) edenler mallarıyla ve canlarıyla, Allâh’ın yolunda ve o kimseler ki, kucak açtılar ve yardım ettiler. İşte onlar, birbirlerinin dostlarıdır. Ve inançlı kimselerden ve hicret ‘göç’ etmeyenler de, onlar, hicret ‘göç’ edinceye kadar onların himayesi ‘ile ilgili’ sizlere bir şey ‘sorumluluk’ yoktur. Ve eğer sizlerden aman isterlerse dînde, ki bir toplumun aranızda ve aralarındaki sözleşmesi olması müstesna, o hâlde yardım ‘etmek’ üzerlerinizedir ‘yükümlülüktür’! Ve Allâh, gayret ettiğiniz şeyleri her hâliyle görendir!

 

8:73       Ve ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler, birbirlerinin dostlarıdır. >3:118, 4:89, 4:144, 5:51, 5:57, 9:16, 9:23, 58:22, 60:1, 60:8, 60:9< İllaki yapmazsanız onu ‘birbirinize sahip çıkıp, yardımlaşmayı’, olur yeryüzünde fitne ‘kargaşa’ ve büyük bozgun!

 

8:74       Ve samimiyetle inanan kimseler ve hicret ‘göç’ edenler ve cihâd (:kararlılıkla İslâm’ı yaşama mücâdelesi) edenler Allâh’ın yolunda ve o kimseler ki, kucak açtılar ve yardım ettiler. İşte onlar ki onlar, gerçek samimiyetle inananlardır. Onlaradır ‘âhirette’ bağışlanma ve karşılıksız kıymetli rızık.

 

8:75       Ve sonradan samimiyetle inanan kimseler ve hicret ‘göç’ edenler ve sizlerle beraber cihâd (:kararlılıkla İslâm’ı yaşama mücâdelesi) edenler, artık onlar sizlerdendir! Kan bağı sahipleri ki, onlar birbirlerine daha münasiptir ‘ileridir’ Allâh’ın kitabında ‘Levh-i Mahfûz’da’ (:Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası). >6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22< Şüphesiz Allâh, en iyi bilendir!