6. EN’ÂM:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, taşlanmış ‘rahmetinden kovulmuş’ şeytanın ‘şerrinden’! “. >15:34, 16:98<

„ Allâh’ın adıyla… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

 

6:1          Yüceltilme, övgü, Allâh’adır ki, O… Yaratandır gökleri ve yeri! Ve var etti karanlıkları ve aydınlığı! Sonra da ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler, Rablerine ‘Zât’ının yarattıklarını denk tutar, onunla’ hükmederler.

 

6:2          O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… Yaratandır sizleri nemli topraktan! Sonra da belirledi ‘bir’ vade. >3:145, 11:104, 15:5, 17:13< Ve vade ki, adlandırılmıştır ‘Levh-i Mahfûz’da’ (:Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası); >6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22< Zât’ının katındadır. Sonra da sizler, şüphe ediyorsunuz!

 

6:3          Ve O’dur Allâh, göklerde ve yerde! Bilir sırrınızı ve açıkladığınızı ve bilir kazanacağınız şeyi ‘ödülü, cezayı’!

 

6:4          Ve gelmez ki onlara ‘hakikati örtmeye şartlanmışlara’, ‘bir’ âyet, Rablerinin âyetlerinden ‘hakikat bilgisinden’ olmasınlar onu yadsımış.

 

6:5          Öyle ki yalanlamışlardı hakkı ‘İlâhi esasları’, geldiğinde onlara. Fakat gelecek onlara haberleri onunla alay etmiş oldukları şeyin. >2:15, 7:2, 14:42, 14:43<

 

6:6          Görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice ‘uyarılan inkârcı’ nesilleri yok ettiğimizi? İmkânlandırdık onları yeryüzünde ki, sizleri imkânlandırmadığımız şekilde. Ve gönderdik gökten üzerlerine sağanak. Ve oluşturduk ırmaklar ki, akardı tabanlarından. Fakat mahvettik onları suçları ‘sebebiyle’. Ve inşa ettik ‘yarattık’ onların ardından başka nesiller.

 

6:7          ‘Yâ Muhammed’! Ve eğer sana indirseydik ‘hakikat bilgisini’ kâğıt üzerine yazılmış kitap, öyle ki mutlaka dokunsalar ona elleriyle, elbette derdi ki ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler: „ Bu ‘doğa kurallarına aykırı’, apaçık bir büyüden başka ‘bir şey’ değildir. “.

 

6:8          Ve dediler ki: „ Ona ‘Muhammed aleyhisselâm’a’, bir melek indirilseydi ya? “. Ve eğer indirseydik ‘bir’ melek, mutlaka bitirilirdi emir ‘kıyâmet hükmü yerine getirilirdi’. >2:210, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 15:8, 16:1, 16:33, 17:11, 18:58, 25:25, 25:26< Sonra da göz açtırılmaz ‘süre verilmez’.

 

6:9          Ve eğer onu ‘istedikleri elçiyi’ yapsaydık ‘bir’ melek ki, onu mutlaka erkek ‘insanoğlu’ var ederdik. Ve şüphe ettikleri şeyi, mutlaka onlara ‘yine’ şüphe ettirirdik.

 

6:10       ‘Yâ Muhammed’! Ve andolsun ki, alay edildi elçilerle senden önce de. Böylelikle sarıverdi onlardan alay eden kimseleri ki, alay etmiş oldukları şey. >2:15, 7:2, 14:42, 14:43<

 

6:11       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Gezinin yeryüzünde sonra bakın, nasıl oldu âkıbeti ‘hakikat bilgisini’ yalanlayanların! “.

 

6:12       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Kimindir, göklerdeki şeyler ve yerdekiler? “. De ki: „ Allâh’ındır! “. Allâh, Zât’ı üzerine yazdı bahşetmeyi, merhametle esirgemeyi. Mutlaka bir araya toplayacaktır sizleri kıyâmet günü ki, şüphe olmaz onda! >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30< O kimseler ki… ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’, Canlarını hüsrana uğrattılar. Artık onlar ‘Allâhû Teâlâ’ya, elçilerine ve kıyâmete’ samimiyetle inanmazlar. >6:109, 6:110, 6:111, 7:16, 7:17, 7:18, 7:146, 10:33, 10:96, 10:97<

 

6:13       Ve ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ının dır, gecede ve gündüzde sükûn şeyler! Ve O, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir!

 

6:14       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Allâh’tan başkasını mı dost edineyim? “. Örneksiz, sanat inceliğinde üstün Yaratandır; gökleri ve yeri! Ve O, yedirir ve yedirilmeyendir! De ki: „ Doğrusu ben, emrolundum ‘Allâhû Teâlâ’ya’ teslim olan kişilerin ilki ‘cemaatimin öncüsü’ olmamla; ve olmamakla ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan. “.

 

6:15       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Doğrusu ben, korkarım eğer isyan edersem Rabbime, büyük bir günün azabından. “.

 

6:16       Kim ondan ‘azaptan’ çevrilirse izin günü ‘Allâhû Teâlâ’nın izniyle gerçekleşecek kıyâmet günü’, o hâlde ona, bahşedilmiş, merhametle esirgemiştir. Ve işte budur apaçık başarı, kurtuluş.

 

6:17       Ve eğer dokundurursa sana Allâh zararı, artık onu, açacak ‘giderecek’ yoktur ki, Zât’ı müstesna. Ve eğer dokundurursa sana ‘bir’ hayır, o hâlde O ‘Allâhû Teâlâ’, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir!

 

6:18       Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, kullarının üzerinde yegâne kahredicidir! Ve O, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir; haberdar, üstün bilgi sahibidir!

 

6:19       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Hangi şey daha büyüktür şahitlikte? “. De ki: „ Allâh şahittir, benim ve sizlerin arasında. Ve vahyolundu bana bu Kur’ân ki, onunla uyarman için sizleri ‘kıyâmetle’ ve kime ulaştıysa ‘onu da’. Gerçekten de mutlaka şahitlik ediyor musunuz, Allâh ile beraber başka ilâhların olduğuna? “. De ki: „ Ben şahitlik yapmam! “. De ki: „ O, ancak tek İlâhtır! Ve muhakkak ben, ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırdığınız şeylerden uzağım. “.

 

6:20       O kimseler ki, kendilerine kitap ‘hakikat bilgisi’ verdiklerimiz ‘Yahudiler ve Hristiyanlardan bazıları’, tanırlar onu ‘Muhammed aleyhisselâm’ı, kendi’ oğullarını tanıdıkları gibi. O kimseler ki… ‘Hakikati örtmeye şartlanmışlar’, Canlarını hüsrana uğrattılar. Ve artık onlar ‘Allâhû Teâlâ’ya, elçilerine ve kıyâmete’ samimiyetle inanmazlar. >6:109, 6:110, 6:111, 7:16, 7:17, 7:18, 7:146, 10:33, 10:96, 10:97<

 

6:21       Ve kimdir, daha zalim? Allâh üzerine ‘Allâhû Teâlâ’nın emridir’ yalanı atfeden kimseden. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116< Veya yalanlayandan Zât’ının âyetlerini ‘hakikat bilgisini’? Şüphesiz O ‘Allâhû Teâlâ’, kurtuluşa erdirmez zalimleri ‘inkâra şartlandıkları için’.

 

6:22       Ve o gün ‘kıyâmet sonrası âhirette’, toplayacağız onları topluca; >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30< sonra deriz ki ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlara: „ Ortaklarınız ‘uydurma ilâhlarınız’ nerede, zanda bulunmuş olduğunuz? “. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5<

 

6:23       Sonra olmaz ki, fitneleri ‘zararları’: „ Vallâhi ‘yemin olsun ki’ Rabbimiz, ‘Sana’ ortak yakıştırıyor değildik! “ demelerinden başka.

 

6:24       Bak nasıl, benlikleri aleyhine yalancılar. Ve ayrıldı ‘hatırdan, gönülden çıkarıldı’ onlardan iftira etmiş oldukları şeyler ‘uydurma ilâhları’. >2:166, 4:47, 6:110, 18:52< >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5<

 

6:25       ‘Yâ Muhammed’! Ve aralarından kimileri seni dinlerler. Ve koyduk kalplerinin üzerine kılıflar ki, anlamalarına ‘karşı’ onu ‘Kur’ân-ı Kerîm’i’. Ve kulaklarında sağırlık vardır. (Anlamak istemedikleri için, idrak kuvveleri kilitlidir). >3:108, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11< Ve eğer görseler de tüm âyetleri ‘alâmetleri’, ona inanmazlar. >6:109, 6:110, 6:111, 7:16, 7:17, 7:18, 7:146, 10:33, 10:96, 10:97< Hatta geldikleri zaman sana, mücâdele ederler seninle, derler ki ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlar: „ Bu evvelkilerin masallarından başka ‘bir şey’ değildir. “.

 

6:26       Ve onlar, men ederler ondan ‘Kur’ân-ı Kerîm’den’ ve uzaklaşırlar ‘kendileri de’ ondan. Ve mahvederlerse de ‘aslında’ benliklerinden başkasını ‘değil’. Ve ‘bunun’ farkında ‘bile’ değillerdir.

 

6:27       ‘Yâ Muhammed’! Ve bir görseydin, durduruldukları zaman ateşin üzerinde! O zaman derler ki: „ Ah keşke ‘dünyaya’ geri döndürülsek ve yalanlamayıp Rabbimizin âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ ve olurduk samimiyetle inananlardan! “.

 

6:28       Aksine, ‘böyle söylüyorlar ki’ belli oldu onlara, daha önceden de saklı tutuyor oldukları şeyler ‘ceza’. Ve ‘bilinçleri yenilenip, dünyaya’ geri döndürülselerdi, mutlaka geri dönerlerdi ondan men edildikleri şeylere. >6:109, 6:110, 6:111, 7:53< Ve doğrusu onlar, elbette yalancılardır.

 

6:29       Ve derler ki: „ Hayatımız ise o, dünya ‘hayatından’ başka değildir. Ve diriltilecek değiliz. “. >7:132, 17:49<

 

6:30       ‘Yâ Muhammed’! Ve bir görseydin, durduruldukları zaman Rablerinin huzurunda! Denir ki: „ Bu ‘diriltilme’ gerçek değil mi? “. Derler ki: „ Aksine ‘gerçek’ ve Rabbimiz hakkı için! “. ‘Allâhû Teâlâ’ Der ki: „ O hâlde tadın azabı! İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden. “.

 

6:31       Hüsrana uğradılar o kimseler ki, yalanladılar Allâh’a kavuşmayı. Hatta o saat ‘kıyâmet’ ansızın onlara gelince, derler ki: „ Ah hasret ‘pişmanız’ ki, orada ‘dünyada’ ihmâl ettiğimiz şeyler üzere. “. >2:167, 3:30, 6:27, 6:28, 6:30, 6:109, 6:110, 6:111, 7:53, 69:25, 78:40, 89:23, 89:24< Ve onlar, taşırlar sırtlarının üzerinde yüklerini ‘günahlarını’. Yüklendikleri şey kötü değil mi?

 

6:32       Ve dünya hayatı bir eğlenceden ve oyalanmadan başka ‘bir şey’ değildir. Ve elbette âhiret yurdu ‘daha’ hayırlıdır ‘günahlardan’ korunan kimselere. >3:157, 7:48, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20< Hâlâ akıl etmez misiniz?

 

6:33       ‘Yâ Muhammed’! Biliyorduk ki, elbet o, seni üzüyor onların söyledikleri. Fakat doğrusu onlar, ‘aslında’ seni yalanlamıyorlar ve lâkin zalimler, Allâh’ın âyetlerine ‘hakikat bilgisine’ direniyorlar.

 

6:34       ‘Yâ Muhammed’! Ve andolsun ki, yalanlandı ‘diğer’ elçiler senden önce de. Fakat sabrettiler yalanlandıkları şeylere ve uğradıkları eziyetlere ki, onlara gelinceye kadar yardımımız. Ve değiştirebilecek yoktur, Allâh’ın kelimelerini ‘hükümlerini’! Ve andolsun ki, ‘bazı yalanlanan’ gönderilmiş ‘elçilerin’ haberlerinden geldi sana.

 

6:35       ‘Yâ Muhammed’! Ve büyük ‘ağır’ gelirse sana, onların ‘çağrıyı’ yadsımaları, haydi gücün yetiyorsa gaye edinmeye, yere ‘inebileceğin’ bir delik ‘aç’ veya göğe ‘tırmanacağın’ bir merdiven ‘koy’, böylelikle getir onlara bir âyet ‘alâmet’. Ve eğer dileseydi Allâh, ‘insanı tercihsiz kılmayı’, elbette yönlendirilme üzerinde bir araya toplardı onları. Öyleyse olma cahillerden ‘idrak edemeyenlerden’!

 

6:36       Ancak ki, ‘çağrıya’ işiten kimseler icabet ederler. Ve ölüleri… Allâh diriltir onları! Sonra Zât’ına döndürülecekler!

 

6:37       Ve ‘Mekke inkârcıları’ dediler ki: „ İndirilseydi ya ona ‘Muhammed aleyhisselâm’a’, Rabbinden bir âyet ‘alâmet’? “. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Şüphesiz Allâh, dilediğini, irade ettiği gibi icra etmeye ve yapmaya kudretlidir! Ki, bir âyet ‘alâmet’ indirmeye de! “. >6:8, 7:203, 11:12, 23:71, 45:18< Ve lâkin onların birçoğu bilmezler.

 

6:38       Ve olmaz ki, yeryüzünde hiçbir hareket eden mahlûkattan ve ne de kanatlarıyla uçan kuş, sizler emsali millet olmasınlar! İhmâl etmedik kitapta ‘Levh-i Mahfûz’da’, (:Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası) >6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22< ‘hiç’ bir şeyden. Sonra Rablerine ‘huzurunda’ toplanacaklar. >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

6:39       Ve o kimseler ki, yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini. Onlar, anlamak istemedikleri için’ sağırdır ve dilsizdir karanlıklar ‘İlâhi esaslar bilgisizliği’ içinde. Allâh diler ki, ‘müstahik’ kişiyi sapkınlıkta bıraksın >4:48, 6:88, 7:146, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28< ve diler ki, ‘rızasına uyan’ kişiyi de tutsun ‘razı olduğu’ yol doğrultusunda. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11<

 

6:40       ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’ De ki: „ ‘Aczinizi’ Gördünüz mü? Eğer gelse sizlere ‘ansızın’ Allâh’ın azabı veya ‘ansızın’ gelse sizlere o saat ‘kıyâmet’, >2:210, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 15:8, 16:1, 16:33, 17:11, 18:58, 25:25, 25:26< Allâh’tan başkasını mı davet ‘dua’ edersiniz ‘itiraf edin’, eğer sözünde samimilerseniz? “.

 

6:41       Aksine, yalnızca Zât’ına davet ‘dua’ edersiniz. Artık giderir davet ‘dua’ ettiğiniz şeyi Zât’ına, eğer dilerse. >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5< Ve ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırdığınız şeyleri unutursunuz.

 

6:42       ‘Yâ Muhammed’! Ve andolsun ki, gönderdik milletlere ‘nice elçileri’ senden önce de. >2:127, 2:128, 2:129< Öyle ki aldık ‘sınadık’ onları baskı altında ve darlıkla ki, belki yalvarırlar.

 

6:43       Oysaki geldiği zaman onlara baskımız, yalvarsalardı ya. Ve lâkin kalpleri katılaştı. Ve süsledi ‘cazip gösterdi’ şeytan onlara, gayret ediyor oldukları şeyleri.

 

6:44       Öyle ki, onunla hatırlatıldıkları şeyleri unuttuklarında, açtık onlara her şeyin kapısını ta ki, verildikleri şeylerle ‘imkânlarla’ keyiflendikleri zaman, ansızın onları aldık ‘kıstırdık’. O zaman onlar ‘kurtuluştan’ ümitsizliğe düşenler ‘oldular’.

 

6:45       Böylelikle kesildi arkası ki o, ‘günaha sebebiyet verecek işleri yapmakla, benliklerine’ zulmeden toplumundaki kimselerin. Ve Yüceltilme, övgü, Allâh’adır ki, Rabbidir var olan her şeyin! >17:44, 59:22, 59:24<

 

6:46       ‘Yâ Muhammed! Allâh’a ortak yakıştıranlara’ De ki: „ ‘Aczinizi’ Gördünüz mü? Eğer alsa Allâh, işitme duyunuzu ve görme duyularınızı ve mühürlese kalplerinizin üzerini ilâh kimdir Allâh’tan başka, sizlere ‘geri’ getirecek onları? “. Bak nasıl açıklıyoruz âyetleri ‘hakikat bilgisini’ ayrı ayrı. Sonra da onlar, ‘hakikat bilgisinden’ alıkoyuyorlar.

 

6:47       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ ‘Aczinizi’ Gördünüz mü? Eğer gelse sizlere ansızın Allâh’ın azabı, veya açıkça, zalimler toplumundan başkası mı mahvedilir? “.

 

6:48       Ve göndermeyiz ki, gönderilmiş ‘elçileri, hakikat bilgisi ve cennetle’ müjdeleyiciler olmaksızın ve ‘kıyâmetle’ uyaranlar. Ancak kim samimiyetle inanır ve gidişatı düzeltirse, artık korku olmaz onlara ve onlar üzülmezler.

 

6:49       Ve o kimseler ki, yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’. Dokunacak onlara ‘cehennemde’ azap, yoldan çıkanlar olmaları sebebiyle.

 

6:50       ‘Yâ Muhammed’! De ki’: „ Demiyorum sizlere, yanımdadır Allâh’ın hazineleri ve bilmiyorum algılanamayanı ve demiyorum sizlere, muhakkak ben bir meleğim. Uyarsam da, bana vahyolunan şey ‘İlâhi esaslardan’ başkasına ‘uymam’. “. >6:8, 7:203, 11:12, 23:71, 45:18< De ki: „ Kör ve gören eşit midir? Hâlâ inceden inceye düşünmez misiniz? “. >2:18, 6:104, 13:19, 17:72, 17:97<

 

6:51       ‘Yâ Muhammed’! Ve uyar onunla ‘kıyâmetle’. >6:51, 14:44, 14:52< Rablerine ‘huzurunda’ toplanacaklarından korkan kimseleri! >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30< Yoktur onlara, Zât’ına karşı bir dost ve şefaatçi. Ki, belki ‘geç olmadan günahlardan’ korunurlar.

 

6:52       ‘Yâ Muhammed’! Ve ‘fakir inançlıları’ kovma! O kimseler, davet ‘dua’ ederler Rablerine sabah ve akşam yüzünü ‘Zât’ını, rızasını’ isteyerek. Senin üstüne olmaz ki onların hesabından bir şey ‘onları kovman gereksin’ ve olmaz senin hesabından da onların üzerine bir şey. Artık onları kovarsan, o hâlde ‘günaha sebebiyet verecek bir iş yapmakla’ zalimlerden olursun!

 

6:53       Ve böylelikle sınadık onların bazılarını bazılarıyla ‘Kureyş’in ileri gelenlerini, fakirlerle’ demeleri içindir ki: „ Bunlar mı aramızdan, üzerlerine Allâh’ın lütfettikleri? “. Değil midir Allâh, şükredenleri en iyi bilen?

 

6:54        ‘Yâ Muhammed’! Ve geldikleri zaman sana, âyetlerimize ‘hakikat bilgisine’ inanan kimseler, o hâlde de ki: „ Selâmun aleykum! ‘Esenlik üzerinize olsun’! “. >4:86< Rabbiniz yazdı Zât’ı üzerine, bahşetmeyi, merhametle esirgemeyi. Oldu ki, sizlerden kim, gayretlenir bir kötülüğe cahillikle ‘bilgisizce’, sonra da tövbe eder de ve gidişatı düzeltirse ardından, o hâlde O ‘Allâhû Teâlâ’, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

6:55       Ve işte böyle ayrı ayrı açıklıyoruz âyetleri ‘hakikat bilgisini’. Ve belirir suçluların ‘günahkârların’ yolu.

 

6:56       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Doğrusu ben, ‘kutsallaştırılan zât’a, puta, hizmetle, ibadetle’ kulluk etmekten men edildim ki onlara, davet ‘dua’ ediyorsunuz Allâh’ın yanı sıra! “. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< De ki: „ Uymam emellerinize o zaman, sapmışlardan olurum ve ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yola’ yönlendirilmişlerden olmam. “.

 

6:57       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Muhakkak ki ben, bir beyan üzereyim ‘hakikat bilgisine dayanıyorum’ Rabbimden ve sizler onu yalanladınız. ‘Olmasına’ Acele ettiğiniz şey ‘kıyâmet’, benim yanımda değil. Hüküm illâki Allâh’ındır! O ‘Allâhû Teâlâ’, gerçeği kıssa eder ‘bahseder’. “. >6:31, 6:40, 6:47, 6:134, 7:187, 10:53, 11:20, 11:32, 11:33, 12:107, 21:40, 22:55, 29:53< Ve O, ‘gerçeği, asılsızlıktan’ aşama aşama ayıranların en hayırlısıdır!

 

6:58       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Eğer yanımda olsaydı, onun ‘olmasına’ acele ettiğiniz şey ‘kıyâmet’, mutlaka bitirilirdi emir ‘kıyâmet hükmü yerine getirilirdi’ benim ve sizlerin arasında. (Mesele kapanır, peygambere ihtiyaç kalmaz, işleri Allâhü Teâlâ’ya kalır) >2:210, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 15:8, 16:1, 16:33, 17:11, 18:58, 25:25, 25:26< “.Ve Allâh, en iyi bilendir zalimleri!

 

6:59       Ve ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ının katındadır algılanamayanın anahtarları, onu bilmez Zât’ından başka ‘kimse’. >6:59, 11:123, 13:9, 16:77, 18:26< Ve Zât’ı bilir, karada ve denizdeki şeyleri! Ve düşmez ki, bir yapraktan ‘dahi’ O’nun bilgisi olmaksızın. Ve dâne yoktur ki, yerin karanlıkları içinde ve nemli ve kuru ‘canlı cansız’ apaçık kitapta ‘Levh-i Mahfûz’da’ (:Allâh’ın ilminin, saklanmış ve korunmuş kayıt levhası) olmasın! >6:59, 13:39, 36:12, 57:22, 85:21, 85:22<

 

6:60       Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… Vefat ‘uykuyla bilinçsiz’ ettirendir sizleri, geceleyin. >2:28, 2:56, 6:60, 39:42, 40:11< Ve bilir, tesir ettiğiniz şeyleri gündüzün! Sonra da diriltir sizleri onda ki, tamamlanması için adlandırılmış ‘bir’ vadenin ‘ömrün’. >3:145, 11:104, 15:5, 17:13< Sonra da ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ına dır dönüşünüz! Sonra ‘âhirette’ haber verecek sizlere, gayret ediyor olduğunuz şeyleri!

 

İlk diriliş, 2. Sûr’a üfürülme: ıkra.com

 

6:61       Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, kullarının üstünde yegâne kahredicidir! Ve gönderir üzerlerinize muhafız ‘melekler’. Ta ki, sizlerden birinize ölüm geldiği zaman onu, elçilerimiz (:Azrâîl aleyhisselâm ve yardımcıları) vefat ettirir. Ve onlar ‘görevlerinde’ kusur etmezler.

 

6:62       Sonra döndürülürler Allâh’a ki, sahipleri, koruyucularıdır; varlığı gerçek, sabittir! Değil mi ki, ‘ancak’ Zat’ınındır hüküm. Ve O, en tez, noksansız hesaplayandır!

 

6:63       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Kim kurtarır sizleri, karanlıklarından karanın ve denizin? “. ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ına davet ‘dua’ edersiniz yalvararak ve gizlice ki: „ Elbet eğer kurtarırsan bizleri bundan, mutlaka şükredenlerden oluruz ‘diyerek’! “. >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5<

 

6:64       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ ‘Ancak’ Allâh kurtarır sizleri, ondan ‘sıkıntılarından karanın ve denizin’ ve tüm ezadan. Sonra sizler ‘Zât’ına yine’ ortak yakıştırıyorsunuz! “.

 

6:65       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ O, dilediğini, irade ettiği gibi icra etmeye ve yapmaya kudretlidir! Ki, üzerlerinize göndermeye de üstünüzden ‘gökten bir’ azap veya ayaklarınızın altından ‘yerden’, veya katarak ‘düşman edip’ sizleri bölük bölük birbirinize, tattırmaya bazılarınızın baskısını, bazılarına. “. Bak nasıl, ayrı ayrı açıklıyoruz âyetleri ‘hakikat bilgisini’. Ki, belki idrak ederler.

 

6:66       Ve yalanladı onu ‘Kur’ân-ı Kerîm’i’ senin halkın ve o, gerçektir! >6:66, 10:108, 39:41< ‘Yâ Muhammed’! De ki „ Değilim, üzerlerinize himayeci! “.

 

6:67       Her haberin kararlaşmış ‘gerçekleşeceği yeri ve zamanı vardır’! Ve yakında bileceksiniz! >6:67, 38:87, 38:88<

 

6:68       Ve gördüğün zaman o kimseleri ki, ‘alaycı’ konuşmaya dalarlar âyetlerimiz ‘hakikat bilgisi’ hakkında, artık yadsı onları, ondan başka bir hadiseye dalıncaya kadar! Ve şayet unutturursa sana şeytan, artık oturma hatırladıktan sonra, o zalimler toplumuyla beraber!

 

6:69       Ve yoktur ‘günahlardan’ korunan kimseler üzerine, onların ‘alaycıların’ hesabından bir şey ‘sorumluluk’. Ve lâkin ‘hakikat bilgisi’ hatırlatılmalıdır! Ki, belki ‘onlarda, geç olmadan günahlardan’ korunurlar.

 

6:70       Ve bırak o kimseleri ki, edindiler dînlerini ‘dîni algılarını’ bir eğlence ve oyalanma ‘konusu’! Aldattı onları dünya hayatı ‘geçici bir menfaat’. >3:157, 7:48, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20< Ve hatırlat ki, benliğin onunla ‘hakikat bilgisi ile’ rehin alınacağını kazandığı şeylerle! Ki, yoktur onun Allâh’a karşı bir dostu ve şefaatçisi. Ve eğer ‘kurtulmak için’ adilce tüm denklikleri ‘ödemeye kalkışsa da’ ondan alınmaz. İşte onlar… o kimseler ki, hapsolmuşlardır kazandıkları ‘ceza’ sebebiyle. Onlaradır ‘cehennemde’ kaynar sudan içki ve elem azap, inkâr ediyor olmaları sebebiyle.

 

6:71       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Davet mi ‘dua mı’ edelim? Allâh’ın yanı sıra, bizlere fayda sağlamayan ve bizlere zarar vermeyen şeylere ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< Ve döndürülelim geriye topuklarımızın üzerinde, yönlendirdikten sonra bizleri Allâh? Ki, şeytanların yeryüzünde kandırdıkları kimseler gibi sersemce. Sahabelerinin de: „ Onu çağırdığı ki, gel bizlere yönlendirilmeye ‘diye’. “. “. De ki: „ Şüphesiz, Allâh’ın ‘razı olduğu yola’ yönlendirilme, o, ‘tek, gerçek’ yönlendirilmedir! Ve emrolunduk ki, teslim olmamızla var olan her şeyin Rabbine. “.

 

6:72       Ve uygulayın ‘titizlikle, gereğince’ ibadeti ‘namazı’! Ve korunun ‘karşı gelmekten, Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ına! Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… Zât’ına toplanacaksınız! >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

6:73       Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… Yaratandır gökleri ve yeri hak ile ‘amaç için’! Ve „ Ol! “ dediği gün ‘o şey’ hemen ‘harekete geçer, vaktiyle de’ olur! Zât’ının sözü gerçektir! Ve hükümranlık Zât’ının dır, Sûr’a üfürüldüğü gün! Algılanamayanı ve şahit olunanı ‘görüneni’ en iyi bilendir! >6:59, 11:123, 13:9, 16:77, 18:26< Ve O, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir; haberdar, üstün bilgi sahibidir!

 

6:74       Ve demişti ki İbrâhîm, babası Azer’e: „ Putları ilâhlar mı ediniyorsun? Doğrusu ben görüyorum ki, seni ve toplumunu apaçık sapkınlık içinde. “.

 

6:75       Ve işte böyle İbrâhîm’e gösteriyorduk, göklerde ve yeryüzündeki ‘emre âmâde, uyumlu işleyişin’ hükümranlığını ki, kati inananlardan olsun.

 

6:76       Nihayet gecenin ‘karanlığı’ üzerini kaplayınca gördü bir gezegen; ‘inkârcılarla dalga geçme amaçlı’ dedi ki: „ Bu Rabbimdir! “. Fakat batınca dedi ki: „ Batanları sevmem. “. >16:120, 16:123, 21:51<

 

6:77       Buna rağmen, Ay’ı doğarken görünce ‘yine dalga geçerek’ dedi ki: „ Bu Rabbimdir! “. Fakat batınca dedi ki: „ Elbet eğer Rabbim yönlendirmezse beni, mutlaka ‘ben de olurum sizler gibi’ sapkınlar toplumundan. “. >3:108, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

6:78       Yine Güneşi doğarken görünce dedi ki: „ Rabbim bu ki, daha büyük! “. Fakat batınca dedi ki: „ Ey halkım! Muhakkak ben, ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırdığınız şeylerden uzağım! “.

 

6:79       „ Muhakkak ki ben, yönelttim yüzümü ‘benliğimi, Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ına, Hanif (:yegâne İlâh’a inanan) ‘olarak’ ki, örneksiz, sanat inceliğinde üstün yaratandır gökleri ve yeri! >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25< Ve değilim ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan. “.

 

6:80       Ve tartıştı onunla halkı. ‘İbrâhîm aleyhisselâm’ Dedi ki: „ Allâh hakkında mı tartışıyorsunuz benimle ve ‘Rabbim’ beni yönlendirmişken? Ve korkmuyorum Zât’ına ortak yakıştırdığınız şeylerden ki, Rabbimin ‘aksi’ bir şeyi dilemesi müstesna. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< Rabbim kapsamıştır ilmiyle her şeyi. Hâlâ, hatırda tutmaz mısınız? “.

 

6:81       „ Ve nasıl korkarım, ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırdığınız şeylerden? Ve sizler korkmuyorsunuz da Allâh’a ortak yakıştırdığınızı ki, sizlere hakkında ‘hiç’ bir delil indirmediği bir şeye ‘rağmen’. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< Artık iki topluluktan hangisi emniyette olmayı daha çok hak ediyor? Eğer biliyorsanız ‘haydi deyin’! “.

 

6:82       Samimiyetle inanan kimseler ve karıştırmayanlar inançlarını ‘haksız yere’ zulümle. Ki, işte onlar emniyettedirler ve onlar ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yola’ yönlendirmişlerdir!

 

6:83       Ve bunlar kanıtlarımızdır İbrâhîm’e ki, ona verdik halkı aleyhine. Yükseltiriz mertebelerini dilediğimiz ‘rızamıza uyan’ kimselerin. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< Şüphesiz Rabbin, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir; en iyi bilendir!

 

6:84       Ve hibe ettik ona ‘İbrâhîm aleyhisselâm’a’ İshâk ve Yâkub’u (:İbrâhîm aleyhisselâm’ın torunu). >2:124< Hepsini yönlendirdik. Ve Nûh ki, daha önce yönlendirmiştik ve onun soyundan Dâvûd ve Süleymân ve Eyyûb ve Yûsuf ve Mûsâ ve Hârûn’u da. Ve işte bunun gibi, hak ettiklerini ‘veririz’ ahlâklılara.

 

İsrail oğulları, Hz. Nûh aleyhisselâm soyundan geliyor: ıkra.com

 

6:85       Ve Zekeriyyâ ve Yahyâ ve Îsâ ve İlyâs hepsi erdemlilerdendir.

 

6:86       Ve İsmâil ve Elyesâ ve Yûnus ve Lût ve hepsini üstün kıldık milletler üzerine ‘yücelttik’.

 

6:87       Ve onların atalarından ve soylarından ve kardeşlerinden de… Ve seçtik onları ve yönlendirdik onları da ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu’ yol doğrultusunda.

 

6:88       İşte bu, Allâh’ın ‘razı olduğu yola’ yönlendirilmedir! Ki, yönlendirir onunla kullarından dilediği ‘rızasına uyan’ kişiyi. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< Ve eğer ‘onlar da, Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştırsalardı, elbette boşa çıkardı gayret ediyor oldukları şeyler.

 

6:89       İşte onlar… O kimseler ki, kendilerine kitap ‘hakikat bilgisi’ verdiklerimizdir ve idrak ‘yetisi’ ve peygamberlik. Buna rağmen eğer ‘insanlar’, onu inkâr ederlerse, artık onu nankörlük etmeyecek bir toplumu ona himayeci ederiz! >3:81, 3:85, 4:163, 4:164, 4:165, 6:157<

 

6:90       İşte onlar ‘peygamberler’… O kimseler ki, Allâh, ‘onları’ yönlendirdi. ‘Yâ Muhammed’! Öyleyse onların yönlendirdiğine uy. De ki: „ İstemiyorum sizlerden, ‘tebliğime’ karşılık bir ücret! “. O ‘Kur’ân-ı Kerîm’, ancak milletlere ‘hakikat bilgisini’ hatırlatmadır!

 

6:91       Ve ‘Yahudiler’ takdir edemediler Allâh’ı hakkıyla ‘titizlikle, gereğince’, Zât’ının kudretini, demişlerdi ki: „ Allâh, insan üzerine hiçbir şey indirmedi. “. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Kim indirdi kitabı? ‘Tevrât’ı’, ki o, Mûsâ’nın insanlara getirdiği aydınlığı ‘İlâhi esasları görmeye’ ve yönlendirilmeye. Kâğıtlar yapıyorsunuz onu, açıklıyorsunuz onu ve saklıyorsunuz birçoğunu da. Ve ‘onunla’ öğretildi sizlere bilmediğiniz şeyler ve atalarınıza da! “. De ki: „ Allâh! “. Sonra bırak onları daldıkları ‘batak’ içinde eğlensinler!

 

6:92       Ve bu kitap ‘Kur’ân-ı Kerîm’… İndirdik onu ki, bereket kaynağıdır, onaylayandır önlerindeki ‘diğer mukaddes kitapları’ ve ‘kıyâmetle’ uyarman içindir şehirlerin anası ‘Mekke’ ve etrafındaki kimseleri! >16:102, 17:106, 25:32, 32:2, 41:53< Ve o kimseleri ki… ‘Onlar’ âhirete inanırlar, ona da ‘Kur’ân-ı Kerîm’e de’ inanırlar ve onlar ibadetlerini ‘namazlarını’ korurlar.

 

6:93       Ve kimdir, daha zalim? Allâh üzerine ‘Allâhû Teâlâ’nın emridir’ yalanı atfeden kimseden. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116< Veya der ki: „ Vahyolundu bana. “. Ve vahyolunmadı ona bir şey. Ve kim der ki: „ İndireceğim Allâh’ın indirdiği şeylerin benzerini. “. ‘Yâ Muhammed’! Ve bir görseydin, o zaman zalimleri, ölümün sancısı içinde! Ve melekler (:Azrâîl aleyhisselâm ve yardımcıları) uzatarak ellerini ‘onlara derlerken’: „ Çıkarın canlarınızı! Bugün alçaltıcı azap ile cezalandırılacaksınız. Allâh üzerine söylediğiniz gerçek dışı şeylerden ve sizler, Zât’ının âyetlerine ‘hakikat bilgisine’ büyükleniyordunuz! “.

 

6:94       Ve andolsun ki geldiniz Bize, tek başına, sizleri yarattığımız gibi ilk defasında! Ve terk ettiniz sizlere verdiğimiz şeyleri, artlarınıza ‘atıp’ sırt ‘çevirip’. Ve görmüyoruz sizlerle beraber şefaatçilerinizi ‘uydurma ilâhları’ ki, onların ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak olduğunu zannettiniz! >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< Andolsun ki, sizlerle araları kesilmiş ve sizlerden ayrılmışlardır ‘hatırdan, gönülden çıkarılmıştır, şefaatçi’ zannettiğiniz şeyler ‘zât, put, uydurma ilâhlarınız’! >2:166, 4:47, 6:110, 18:52<

 

6:95       Şüphesiz Allâh, yarandır; ‘başak’ dânesini ve çekirdeği ‘filizlendirendir! Ki, bunun gibi’ diriyi çıkarır ölüden ve ölüyü çıkarandır diriden! İşte budur Allâh! O hâlde nasıl çevriliyorsunuz?

 

6:96       Yarıp çıkarandır; sabahı ‘gecenin karanlığından’! Ve geceyi yaptı sükûnet vakti ve güneşi ve ay’ı hesaplanıp ‘kullanılabilir’. İşte bu, takdiridir daima üstün gelen, eşi benzeri olmayan; en iyi bilenin!

 

6:97       Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… Var edendir sizlere yıldızları ki, yönlenirsiniz onunla karanın karanlıklarında ve denizde! Âyetleri ‘alâmetleri’ ayrı ayrı açıkladık ‘anlaya’ bilen bir topluma.

 

6:98       Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… İnşa edendir sizleri bir tek candan ‘hücreden’! Nihayet ‘sizin için’ kararlaştırılmış ve emanet yeri olarak. Âyetleri ‘alâmetleri’ ayrı ayrı açıkladık, idrak eden bir topluma.

 

İnsanın tek hücrelilerden meydana geldiği: ıkra.com

 

6:99       Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… İndirdi gökten su ki, böylelikle çıkardık onunla ‘su ile’ her şeyin ‘türlü’ bitkisinden ki, böylelikle çıkardık ondan da bir yeşillik. Çıkarırız ondan da üst üste ‘başak’ dânesi ve hurma ağacının tomurcuklarından sarkan salkımları ve birbirine benzeyen ve benzemeyen üzüm bağları ve zeytinler ve nar bahçeleri. Bakın onun meyvesine ‘mahsulüne’ meyve verdiğinde ve ‘bir de’ olgunlaştığında! Muhakkak ki işte bunlar, elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir’ samimiyetle inanan bir topluma.

 

6:100     Ve saydılar cinleri, Allâh’a ortak ‘ilâhlar’. Ve ‘Allâhû Teâlâ’ onları da yaratandır! Ve uydurdular Zât’ına oğullar ve kızlar bilgisizce. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< O ‘Allâhû Teâlâ’, noksan sıfatlardan, kusurdan ve eksiklikten uzak ve yücedir vasıflandırdıkları şeylerden!

 

6:101     ‘Allâhû Teâlâ’ İlk başlatandır. Örneksiz yoktan var etmeye gökleri ve yeri! Nasıl olur ki, Zât’ının evlâdı? Ve olmamışken Zât’ının ‘bir’ eşi. Ve ‘Allâhû Teâlâ’ yaratandır her şeyi! Ve O, her bir şeyi en iyi bilendir!

 

6:102     İşte budur Allâh… Rabbiniz! İlâh yoktur Zât’ından gayrı! Yaratandır her şeyi! Öyleyse ‘yalnızca, hizmetle, ibadetle Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ına kulluk edin! >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5< Ve O, her şey üzerinde her hususta tanık, idareyi üstlenen, itimat edilendir!

 

6:103     Bakışlar ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ına yetişemez ‘nüfuz edemez’! >6:103, 20:108, 39:68, 39:69, 56:61, 75:22, 75:23, 75:30, 89:22< (Allâhû Teâlâ’nın Dünya gözüyle görülemeyip ancak âhirette Zât’ının görülebilmesi) Ve O, görenlere yetişir. Ve O, hoş, nazik, tüm inceliklere, ayrıntılara nüfuz ederek bilen, lütufkârdır; haberdar, üstün bilgi sahibidir!

 

6:104     Gelmiştir sizlere ‘Kur’ân-ı Kerîm’le’ görme ‘idrak kuvveleri’, Rabbinizden! Artık kim görürse, ancak onun benliğinedir ‘lehinedir’. Ve kim de kör kalıp ‘idrak etmek istemezse’, o hâlde ‘sorumluluğu kendi’ üzerinedir. >2:18, 6:104, 13:19, 17:72, 17:97< ‘Artık inkârda ısrarcının, elçimizden duyacağı’: „ Ve değilim üzerlerinize muhafız! “. >6:104, 6:107, 10:108, 11:86<

 

6:105     ‘Yâ Muhammed’! Ve işte böyle âyetleri ayrı ayrı açıklıyoruz ve ‘hakikati örtmeye şartlanmışlar’ desinler ki: „ Sen ders almış ‘bunları bir yerden öğrenmişsin’. “. Ve onu ‘hakikat bilgisini’ beyan etmemiz için, ‘anlaya’ bilen bir topluma.

 

6:106     ‘Yâ Muhammed’! Uy, ‘ancak’ Rabbinden sana vahyoluna şeye ‘İlâhi esaslara’! İlâh yoktur Zât’ından gayrı! Ve ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranları yadsı!

 

6:107     ‘Yâ Muhammed’! Ve eğer dileseydi Allâh, ‘insanı tercihsiz kılmayı’, ortak yakıştıramazlardı. Ve seni yapmadık üzerlerine muhafız ve sen değilsin üzerlerine himayeci!

 

6:108     Ve sövmeyin. O kimselerin davet ‘dua’ ettiklerine Allâh’ın yanı sıra ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’ ki, yoksa düşmanlıkla, bilgisizce Allâh’a söverler! >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< İşte böyle, süsledik ‘cazip gösterdik’ her millete gayretlerini. Sonra Rablerinedir dönüşleri! Artık ‘âhirette’ haber verecek onlara, gayret ediyor oldukları şeyleri!

 

6:109     Ve yemin ettiler Allâh’a, olanca yeminleriyle ki, mutlaka eğer gelirse onlara bir âyet ‘alâmet’, elbette ona inanacaklarına. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Âyetler ‘alâmetler’ ancak Allâh’ın katındadır! “. Ve bilincinde varmaz mısınız ‘alâmet’ geldiğinde de inanmayacak olduklarını? >6:109, 6:110, 6:111, 7:16, 7:17, 7:18, 7:146, 10:33, 10:96, 10:97<

 

6:110     Ve ‘alâmetleri gösterecek olsak ta’ çeviririz gönüllerini ‘idrak kuvvelerini’ ve görmelerini ki, inanmadıkları gibi ona ilk defasında. (Âhirette yaşananların gösterilip, tekrar bilinçlerin silinip eski hâllerine döndürülmesi) >2:166, 4:47, 6:110, 18:52< Ve bırakırız onları azgınlıkları içinde ki, ‘yaptıklarıyla keyiflenip’ bocalasınlar. >7:101, 10:11, 10:12, 39:49<

 

6:111     Ve indirseydik gerçekten de onlara, melekler ve konuşsaydı onlarla ölüler ve toplasaydık onlara her şeyi karşılarında, inançlı olamazlardı ‘daha önceden yalanladıkları şey inkâr sebebiyle’. >6:109, 6:110, 6:111, 7:16, 7:17, 7:18, 7:146, 10:33, 10:96, 10:97< Allâh’ın dilemesi müstesna. Ve lâkin onların birçoğu cahillik ederler ‘idrak edemezler’.

 

6:112     Ve işte böylelikle peygamberlerin hepsine insan ve cin şeytanları düşman saydık ‘düşmanlığına müsaade ettik’. >6:112, 25:31, 64:14< Onlar, birbirlerini aldatarak ışıltılı sözler vahiy ‘telkin’ ederler. Ve eğer dileseydi Rabbin, ‘insanı tercihsiz kılmayı’, onu ifa edemezlerdi. Artık onları bırak ve iftira ettikleri şeylerle ‘uydurma ilâhlarıyla baş başa’! >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5<

 

6:113     Ve kapılsın ona ‘cazip sözlere’ gönülleri âhirete inanmayan kimselerin ve ondan hoşlansınlar. Ve işledikleri şeylerini ‘günahlarını’ işlesinler.

 

6:114     ‘Yâ Muhammed! De ki’: „ Artık Allâh’tan gayrı bir hükmeden, hakkı yerine getiren mi gaye edineyim? Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… İndirendir sizlere kitabı ‘Kur’ân-ı Kerîm’i’, ayrı ayrı açıklanmış olarak! “. Ve o kimseler ki, kendilerine kitap ‘hakikat bilgisi’ verdiklerimiz ‘Yahudiler ve Hristiyanlardan bazıları’, onun ‘Kur’ân-ı Kerîm’in’, gerçekten Rabbinden indirilmiş olduğunu biliyorlar. O hâlde, ‘davetine uymadıklarında’ olma tereddüt edenlerden!

 

6:115     Ve tamamlandı, Rabbinin kelimesi ‘vadettiği hükmü’ samimiyetle ve adaletle. Değiştirebilecek yoktur, Zât’ının kelimelerini ‘hükümlerini’! Ve O, ‘Allâhû Teâlâ’, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir!

 

6:116     Ve eğer itaat edersen birçoğuna yeryüzündeki kimselerin, seni saptırırlar Allâh’ın yolundan ki, zandan başkasına uymazlar! Ve onlar, ancak gelişigüzel serpiştirirler.

 

6:117     Şüphesiz Rabbin… O, yolundan sapan kimseyi en iyi bilendir! Ve O, yönlendirilmişleri de en iyi bilendir!

 

6:118     O hâlde ‘isterseniz’ yiyin ‘izin verilenlerinden’, üzerine ‘besmele ile’ Allâh’ın adı anılan şeylerden! >2:168, 2:172, 2:173, 2:196, 2:200, 2:208, 5:1, 5:3, 5:4, 5:5, 5:87, 5:88, 6:118, 6:119, 6:121, 6:138, 6:142, 6:143, 6:145, 10:59, 16:114, 16:115, 16:116, 22:30, 22:34< Ki, eğer Zât’ının âyetlerine ‘hakikat bilgisine’ samimiyetle inananlarsanız!

 

6:119     Ve ne oluyor da sizlere, yemiyorsunuz üzerine ‘besmele ile’ Allâh’ın adı anılan şeylerden? Ve ayrı ayrı açıklamıştı sizlere, üzerlerinize haram ‘caiz olmaz’ kıldığı şeyleri ki, darda kalıp ona mecbur olduğunuz şeyler dışında. >2:168, 2:172, 2:173, 2:196, 2:200, 2:208, 5:1, 5:3, 5:4, 5:5, 5:87, 5:88, 6:118, 6:119, 6:121, 6:138, 6:142, 6:143, 6:145, 10:59, 16:114, 16:115, 16:116, 22:30, 22:34< Ve muhakkak birçoğu elbette ‘insanları’ şaşırtıyorlar bilgisizce emelleriyle. Şüphesiz Rabbin… O, haddi aşanları en iyi bilendir!

 

6:120     Ve bırakın günahın açığını ve gizlisini de! Muhakkak günah kazananlar, ‘cehennemde’ cezalandırılacaklar, işlemiş oldukları günahlar’ sebebiyle.

 

6:121     Ve yemeyin üzerine ‘başkası anılan, besmele ile’ Allâh’ın adı anılmayan şeylerden! >2:168, 2:172, 2:173, 2:196, 2:200, 2:208, 5:1, 5:3, 5:4, 5:5, 5:87, 5:88, 6:118, 6:119, 6:121, 6:138, 6:142, 6:143, 6:145, 10:59, 16:114, 16:115, 16:116, 22:30, 22:34< Ve muhakkak ki o, mutlaka yoldan çıkmaktır. Ve gerçekten şeytanlar, elbette vahiy ‘telkin’ ederler dostlarına ki, ‘izin verilen-yasaklanan hakkında’ mücâdele etmeleri için sizlerle. Ve eğer itaat ederseniz onlara, doğrusu sizler de mutlaka ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan ‘farksızsınızdır’!

 

6:122     Ve ‘ruhen’ ölü olan kimse ki, artık dirilttik onu ve var ettik onda aydınlık ‘İlâhi esasları görebilmeyi’ insanlar içinden, onunla yürür. Emsali onun, ‘hiç’ o kimse gibi midir ki, karanlıklar ‘İlâhi esaslar bilgisizliği’ içindedir, ondan çıkacak ta değildir. İşte böyle süslendi ‘cazip gösterildi hakikati’ örtmeye şartlanmışlara gayret ediyor oldukları şeyler.

 

6:123     Ve işte bunun gibi oluşturduk her şehirde suçlularını ‘günahkârlarını’ orada düzen kurmaları için ekâbir (:önder, yönetici, Very Important Person). >6:123, 17:16, 34:34, 43:23< Ve ‘bunlar, aslında’ düzen kurmazlar benliklerinden başkasına. >14:46, 16:26, 35:43, 52:42< Ve ‘bunun’ farkında ‘bile’ değillerdir.

 

6:124     Ve geldiği zaman onlara ‘bildirildiğinde, günahkârlara’ bir âyet ‘hakikat bilgisi’, dediler ki: „ Asla inanmayız verilene kadar bizlere de, Allâh’ın elçilerine verilen şeyin bir benzeri. “. Allâh bilir kime vereceğini vahiylerini. ‘Âhirette’ İsabet edecek o kimselere ki, suçlu ‘günahkârlardır’; Allâh’ın katından bir küçümseme ve ‘cehennemde’ şiddetli azap, kuruyor oldukları düzenler sebebiyle.

 

6:125     Artık ‘rızasına uyan’ kişiye diler Allâh, onu ‘razı olduğu’ yola yönlendirmeyi ki, açar göğsünü ‘gönlünü’ İslâm’a (:Allâh’a teslimiyet). >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< Ve ‘müstahik’ kişiye de diler onu sapkınlıkta bırakmayı ki, yapar göğsünü daralmış, sıkıntılı, sanki gökte tırmanıyormuş gibi. İşte bunun gibi Allâh, verir murdarlığı inanmayan kimselerin üzerlerine. >4:48, 6:88, 7:146, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28<

 

6:126     Ve bu (İslâm: Allâh’a teslimiyet), Rabbinin ‘razı olduğu’ yol doğrultusudur. >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25< Ayrı ayrı açıklamış olduk âyetleri ‘alâmetleri’, hatırda tutan bir topluma.

 

6:127     Onlaradır ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduklarınadır’ esenlik yurdu Rablerinin katında. Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, onların dostlarıdır ‘yararlı işlere’ gayret ediyor oldukları sebebiyle.

 

6:128     Ve ‘Allâhû Teâlâ, o’ gün toplar onları ‘insan ve cin topluluğunu’ topluca, ‘ve der ki’: „ Ey cin ‘cinlerden şeytan’ topluluğu! >46:29, 72:1< ‘İnkârcı’ İnsanlarla sayınızı çoğalttınız! “. >41:29, 72:6< Ve der ki onlara, insanlardan ‘olan’ dostları: „ Rabbimiz, birilerimiz birilerimizden istifade ettik ve ulaştık vademizin sonuna ki o, bize belirlediğin vadedir! “. >3:145, 11:104, 15:5, 17:13< ‘Allâhû Teâlâ’ Der ki: „ Kalacağınız yer ateştir, orada kalıcılarsınız Allâh’ın dilediği şey ‘cehennemin yok olmasını dilemesi’ müstesna! “. >6:28, 32:13, 39:71, 40:6, 41:25, 46:18< Şüphesiz Rabbin, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir; en iyi bilendir!

 

6:129     Ve işte böyle döndürürüz ‘dost yaparız’ zalimlerin bir kısmını bir kısmına, kazanmış oldukları ‘ceza’ sebebiyle.

 

6:130     ‘Allâhû Teâlâ’: „ Ey cin ve insan topluluğu! Gelmedi mi sizlere, aranızdan elçiler? Ki, kıssa eden ‘bahseden’ âyetlerimi ‘hakikat bilgisini’ ve uyaran sizleri bu gününüzle kavuşacağınızı! “. Derler ki: „ ‘Evet’, Benliklerimiz aleyhine şahidiz! “. Ve onları aldattı dünya hayatı. Ve şahitlerdir benlikleri üzerine ki, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlar olduklarına. >24:24, 36:65<

 

6:131     İşte bu, yok edici olmamasındandır Rabbinin, şehirleri ‘haksız yere’ zulümle ve ahalisini habersizken. >4:163, 4:164, 4:165, 4:166, 6:155, 6:156, 6:157, 6:158, 7:172, 7:173, 15:4, 17:15, 20:134, 28:59, 35:24, 67:8, 67:9<

 

6:132     Ve her biri için vardır mertebeler, gayret ettikleri şeylerden. Ve Rabbin, bihaber değildir gayret ettikleri şeylerden! >3:163, 6:132, 7:8, 7:9, 21:47, 23:102, 23:103<

 

6:133     Ve Rabbin, hiçbir şeye muhtaç olmayandır; bahşetmenin merhametle esirgemenin sahibidir! Eğer dilerse sizleri giderir ‘yok eder’ ve yerinize halef yapar ardınızdan dilediğini! Sizleri inşa ettiği ‘yarattığı’ gibi, başka bir toplumun soyundan. >6:133, 14:19, 35:16<

 

İnsan neslinin değişimleri: ıkra.com

 

6:134     Muhakkak ki, ‘tehdit’ edildiğiniz şey ‘kıyâmet’ elbette meydana gelecek! Ve ‘hükmün yerine getirilmesinde Allâhû Teâlâ’yı’ aciz bırakamazsınız! >6:31, 6:40, 6:47, 6:134, 7:187, 10:53, 11:20, 11:32, 11:33, 12:107, 21:40, 22:55, 29:53<

 

„Zecretun“: ıkra.com

 

6:135     ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Ey halkım! ‘Dilediğinize’ Gayret edin ‘tüm’ imkânlarınız üzere. Mutlaka ben de ‘vazifeme’ gayret ediciyim. Artık yakında ‘âhirette’ bileceksiniz kimin ‘lehine’ olacağını ‘esenlik’ yurdunun âkıbetinin! “. >6:135, 13:22, 13:24, 13:44< Muhakkak o, zalimler kurtuluşa eremezler.

 

6:136     Ve saydılar Allâh için, Zât’ının türettiği şeylerden, ekinlerden ve ‘sağmal’ hayvanlardan ‘bir’ hisse. >16:56< Bunun üzerine dediler ki: „ Bu Allâh için. “. Zanlarınca: „ Ve bu da ortaklarımız için. “. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< Fakat ortakları ‘uydurma ilâhları’ için olan ‘hisse’, Allâh’a ulaşmaz. (Allâhû Teâlâ’nın rızasını kazandırmaz) Fakat o ‘hiçbir şeye muhtaç olmayan’ Allâh için olan ‘hisse’, ortaklarına ulaşır. (Kendileri yaratılan, yaratmaktan aciz olan ilâhlarına pay ayırmak, onları ortaklarına yakınlaştırır) Hükmettikleri şey kötüdür.

 

6:137     Ve bunun gibi süsledi ‘cazip gösterdi, Allâh’a’ ortak yakıştıranlardan birçoğuna evlâtlarını öldürmeyi ortakları ‘vesvese veren, insan ve cin şeytanlar’. >6:112, 6:140, 16:58, 16:59, 17:62, 17:63, 17:64, 17:65, 42:21, 50:16, 81:8, 81:9< Ki, onları mahvetmek için ve karıştırmaları için onlara dînlerini ‘dîni algılarını’. Ve eğer dileseydi Allâh, ‘insanı tercihsiz kılmayı’, onu ifa edemezlerdi. Artık bırak onları ve iftira ettikleri şeylerle ‘uydurma ilâhlarıyla baş başa’! >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5<

 

6:138     Ve dediler ki: „ Bu ‘sağmal’ hayvanlar ve ekinler haramdır ‘caiz olmaz’, onları yemeyin ki, dilediğimiz ‘rızamıza uyan’ kimseler hariç! “. Zanlarınca: „ Ve ‘bazı’ hayvanların sırtlarında ‘yük taşımak’ haram kılındı. “. Ve ‘bazı’ hayvanları da ‘Allâhû Teâlâ’nın emridir’ yalanı atfederek üzerine ‘besmele ile’ Allâh’ın adını anmazlar. ‘Besmelesiz yerler. Allâhû Teâlâ’, Onları ‘cehennemde’ cezalandıracaktır iftira etmiş oldukları şeylerden. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

6:139    Ve dediler ki: „ Bu ‘sağmal’ hayvanların karınlarının içindeki şey ‘yavrular, canlı doğarsa’ erkeklerimize hastır ve eşlerimize haramdır ‘caiz olmaz’. Ve eğer ölü olursa, o hâlde onlar ‘erkek ve kadınlar’ onda ‘onu yemekte’ ortaktırlar. “. ‘Allâhû Teâlâ’, Onları ‘cehennemde’ cezalandıracaktır ‘bu’ vasıflandırmaları sebebiyle. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116< Şüphesiz O ‘Allâhû Teâlâ’, âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir; en iyi bilendir!

 

6:140     Hüsrana uğramış oldular o kimseler ki, öldürdüler bilgisizce akılsızca evlâtlarını. Ve haram ‘caiz olmaz’ kıldılar Allâh’ın onları rızıklandırdığı şeyi, Allâh üzerine ‘Allâhû Teâlâ’nın emridir’ yalanı atfederek. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116< ‘Onlar, iyice’ Sapmış oldular. Ve ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yola’ yönlendirilmiş de değillerdi.

 

6:141     Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… İnşa edendir yerde yetişen ve ağaçta yetişen ‘mahsulün’ bahçelerini ve hurmaları ve yenilen o türlü türlü ‘meyve-sebze’ ekinlerini ve zeytinleri ve narları ki, birbirine benzeyen ve benzemeyenlerdir! ‘O hâlde isterseniz’ Yiyin mahsul verdiğinde mahsulünden! Ve verin hakkını ‘bağış payını’, hasat edildiği gün! >2:219, 17:26, 17:27, 17:28, 17:29, 30:38, 51:19, 68:17, 70:24, 70:25< Ve ‘savurganlıkla’ israf etmeyin! Şüphesiz O ‘Allâhû Teâlâ’, israf edenleri sevmez!

 

6:142     ‘Sağmal’ Hayvanlardan ‘yük’ taşıyanı ve ‘kesim için’ yere yatırılanı da ‘yaratan Allâhû Teâlâ’dır; o hâlde isterseniz’ yiyin Allâh’ın sizleri rızıklandırdığı şeylerden ‘izin verilenlerinden’! Ve ‘Allâhû Teâlâ’nın yasaklamadıklarını yemeyerek’ şeytana ayak uydurmayın! >2:168, 2:172, 2:173, 2:196, 2:200, 2:208, 5:1, 5:3, 5:4, 5:5, 5:87, 5:88, 6:118, 6:119, 6:121, 6:138, 6:142, 6:143, 6:145, 10:59, 16:114, 16:115, 16:116, 22:30, 22:34< Mutlaka o ‘şeytan’, sizlere apaçık düşmandır! >4:38, 6:121, 14:22, 17:65<

 

6:143     Sekiz çiftler ‘dişi-erkek’ ki, koyundan iki ve keçiden iki. ‘Yâ Muhammed! İftira edenlere’ De ki: „ ‘Allâhû Teâlâ, kesim için yarattıklarından’ İki erkeklerini mi haram ‘caiz olmaz’ kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Ya da iki dişinin rahimlerinin kapsadıkları ‘yavruları’ mı? Haber verin bana bir bilgiyle, eğer sözünde samimilerseniz! “.

 

6:144     Ve deveden de iki ve inekten de iki. ‘Yâ Muhammed! İftira edenlere’ De ki: „ ‘Allâhû Teâlâ, bunların’ İki erkeklerini mi haram ‘caiz olmaz’ kıldı yoksa iki dişiyi mi? Ya da iki dişinin rahimlerinin kapsadıkları ‘yavruları’ mı? Veya şahitler miydiniz, bunları sizlere vasiyet ettiği zaman Allâh? “. O hâlde kimdir, daha zalim? Allâh üzerine ‘Allâhû Teâlâ’nın emridir’ yalanı atfeden kimseden, bilgisizce insanları şaşırtmak için. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116< Şüphesiz Allâh, ‘inkâra şartlandıkları için’ yönlendirmez zalimler toplumunu. >3:108, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

6:145     ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Bulamıyorum bana vahyolunan şeyler ‘İlâhi esaslar’ içinde yenilen yiyecekler üzerinde haram ‘caiz olmaz’ olan ki, olması haricinde: Leş veya akıtılmış kan veya domuz eti; çünkü mutlaka o murdardır! Veya yoldan çıkıp helâl ‘caiz hayvanı’ ki, onun Allâh’tan başkası için ‘kesilmesi’! Ancak kim darda kalırsa, ‘başkasının hakkına’ saldırmaksızın ve aşırı gitmeksizin ‘yiyebilir’! O hâlde şüphesiz Rabbin, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

6:146     Ve üzerlerine Yahudi kimselerin haram ‘caiz olmaz’ kıldık, tırnaklı ‘hayvanların’ hepsini. Ve ineklerden ve koyunlardan da haram ‘caiz olmaz’ kıldık onlara ikisinin de iç yağlarını ki, onların sırtlarında taşıdıkları şey ‘yağları’ veya bağırsaklarındaki veya kemiğe karışmışlar dışında. İşte böyle cezalandırdık onları, azgınlıkları sebebiyle. >3:93, 4:160, 6:146< Ve şüphesiz Biz, elbette sözünde samimileriz.

 

6:147     ‘Yâ Muhammed’! Artık eğer yalanlarlarsa seni, o hâlde de ki: „ Rabbiniz, bahşetmenin, merhametle esirgemenin sahibidir! “. Ve geri döndürülemez Zât’ının baskısı, suçlular ‘günahkârlar’ toplumundan.

 

6:148     Diyecekler ki ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıran kimseler: „ Eğer dileseydi Allâh, ortak yakıştırmazdık ve atalarımız da ve ‘hiç’ bir şeyi haram ‘caiz olmaz’ kılmazdık! “. İşte bunun gibi yalanladılar ‘peygamberlerini’, onlardan öncekiler de, baskımızı tadıncaya kadar. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Var mı yanınızda bilgiden bir şey? O hâlde çıkarın onu bizlere. Değilse uyuyorsunuz ancak zanna ve değilse sizler ancak ‘gelişigüzel’ serpiştiriyorsunuz! “.

 

6:149     ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Öyleyse Allâh’ındır ulaşmış kanıt ‘inen, İlâhi esaslarla’. >4:174, 13:31< O hâlde eğer dileseydi ‘Allâh, insanı tercihsiz kılmayı’, elbette sizleri yönlendirirdi topluca! “.

 

6:150     ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Buyur edin şahitlerinizi şahitlik eden, muhakkak ki, Allâh’ın bununla haram ‘caiz olmaz’ kıldığına. “. >42:21< Hâlâ eğer şahitlik ederlerse, öyleyse onlarla beraber şahitlik etme! Ve uyma emellerine, âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’ yalanlayan kimselerin! >2:120, 2:145, 5:41, 5:49, 13:37< Ve o kimseler ‘Allâhû Teâlâ’ya ortak yakıştıranlar’ âhirete inanmazlar. >6:109, 6:110, 6:111, 7:16, 7:17, 7:18, 7:146, 10:33, 10:96, 10:97< Ve onlar, Rablerine, ‘Zât’ının yarattıklarını denk tutarak, onunla’ hükmederler. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5<

 

6:151     ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Gelin, okuyayım Rabbinizin sizlere haram ‘caiz olmaz’ kıldığı şeyleri, ‘Rabbimiz diyor ki’: Zât’ına ortak yakıştırmayın bir şeyi ‘uydurma ilâhları’! Ve ebeveynlere iyi davranın! Ve öldürmeyin evlâtlarınızı yokluktan! Ki, Biz… Ve yalnızca Biz, sizleri de onları da rızıklandıranız. Ve yaklaşmayın yüz kızartıcı işlere, onların açığına ve gizlisine de! Ve öldürmeyin ‘hiçbir’ cana ‘kıyıp’ ki, onu Allâh haram ‘caiz olmaz’ kıldı, haklı olmanız müstesna! İşte bunlar, ‘Allâhû Teâlâ’nın’ onunla vasiyet ettikleridir sizlere! “. Ki, belki akıl edersiniz.

 

6:152     „ Ve yaklaşmayın yetimin malına ki, ona iyi ‘maksat’ olmaksızın o, erişkinliğine ulaşıncaya kadar! Ve vefa edin miktara ve ölçüye hakkaniyetle ‘titizlikle, gereğince’! Yükümlü tutmayız ‘hiçbir’ canı yetisinin dışında. Ve söylediğiniz zaman artık adil davranın ve olsa da akrabanız! Ve Allâh’ın ‘adıyla verilen’ taahhüde vefa edin! İşte bunlar, ‘Allâhû Teâlâ’nın’ onunla vasiyet ettikleridir sizlere! “. Ki, belki hatırda tutarsınız.

 

6:153     „ Ve muhakkak ki bu, ‘doğruya yönlendirmek’ Benim üzerime ‘aldığım’ yol doğrultumdur. >6:153, 15:41, 16:9, 92:2< O hâlde uyun ona ve uymayın ‘başka’ yollara! Oysaki ayırır ‘çelişkiler’ sizleri ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ının yolundan. İşte bunlar, ‘Allâhû Teâlâ’nın’ onunla vasiyet ettikleridir sizlere! “. Ki, belki ‘günahlardan’ korunursunuz.

 

6:154     Sonra vermiştik Mûsâ’ya kitabı ‘Tevrât’ı’, tamamlayıcı olarak ahlâklılar üzerine ki, onunla her şeyi ve ayrı ayrı açıklayan ve yönlendiren ve bahşedilme, esirgenme ‘vesilesi olarak’. Ki, belki Rablerine kavuşmaya samimiyetle inanırlar.

 

6:155     Ve bu kitap ‘Kur’ân-ı Kerîm’… Biz indirdik onu, bereket kaynağıdır! >16:102, 17:106, 25:32, 32:2, 41:53< O hâlde uyun ona ve ‘günahlardan’ korunun! Ki, belki bahşedilip, merhametle esirgenirsiniz. >8:29<

 

6:156     Ki, demeyesiniz: „ Kitap ‘hakikat bilgisi’, sadece bizlerden önceki iki grup ‘Yahudi ve Hristiyanlar’ üzerine indirildi ve bizler ise, onların derslerinden ‘öğretilerinden’ elbette habersiz olanlardık. “. >4:163, 4:164, 4:165, 4:166, 6:155, 6:156, 6:157, 6:158, 7:172, 7:173, 15:4, 17:15, 20:134, 28:59, 35:24, 67:8, 67:9<

 

6:157  Veya demeyesiniz: „ Eğer bizlerin üzerlerimize de kitap ‘hakikat bilgisi’ indirilseydi, elbette onlardan daha doğru yönlenmiş olurduk. “. İşte gelmiştir sizlere ayan beyan ‘deliller’ Rabbinizden ve yönlendiren ve bahşedilme, esirgenme ‘vesilesi olarak’! O hâlde kimdir, daha zalim? O kimseden ki, yalanladı Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ ve alıkoydu ondan. Âyetlerimizden ‘hakikat bilgisinden’ alıkoyan kimseleri, ‘cehennemde’ azabın en kötüsüyle cezalandıracağız, ‘hakikat bilgisinden’ alıkoyuyor oldukları sebebiyle.

 

6:158     ‘Hakikati örtmeye şartlanmışlar, neyi’ Gözlerler ki, illâki gelmesini mi onlara, Melekler (:Azrâîl aleyhisselâm ve yardımcıları) veya gelir Rabbinin ‘azabı’ veya gelir Rabbinden bazı âyetler ‘alâmetler’? >2:210, 6:57, 6:58, 10:11, 10:50, 10:51, 13:6, 15:8, 16:1, 16:33, 17:11, 18:58, 25:25, 25:26< Geldiği ‘kıyâmet’ günü bazı âyetler ‘alâmetler’ Rabbinden, bir fayda sağlamaz canına onun inancı ki, daha önceden inanmamış veya inancıyla ‘eyleme dönüşmeyip’ bir hayır kazanmamışsa. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ ‘Neticeyi’ Gözleyin doğrusu bizler de gözleyenleriz! “.

 

6:159     Muhakkak o kimseler ki, dînlerini ‘dîni algılarını’ ayırdılar ve gruplar oldular. Sen, bir şeyde ‘bu hususta’ onlardan değilsin. Fakat işleri Allâh’a ‘kalmıştır’. Sonra ‘âhirette’ haber verecek onlara, ifa etmiş oldukları şeyleri!

 

6:160     Kim, ‘Allâhû Teâlâ’nın huzuruna’ iyilikle gelirse, o hâlde onun ‘sevabının’ on misli onundur. Ve kim, kötülükle gelirse, artık ‘günahı’, onun mislinden başka cezalandırılmaz. Ve onlar ‘âhirette’ zulmedilmezler.

 

6:161     ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Muhakkak ki, Rabbim yönlendirdi beni, ‘razı olduğu’ yol doğrultusunda. Dînen ki, ‘kıyâmete kadar’ ayakta kalacak, İbrâhîm’in milletinin ‘aynı inancı paylaşanların dînine’, Hanif (:yegâne İlâh’a inanan) olarak. “. >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25< Ve olmadı ‘İbrâhîm aleyhisselâm , Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan.

 

6:162     ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Muhakkak ki ibadetlerim ‘namazlarım, bağışlarım’ ve hizmetlerim, hayatım ve ölümüm, var olan her şeyin Rabbi, Allâh içindir. “. >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5<

 

6:163     „ Ortağı yoktur ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ının! Ve bununla emrolundum. Ve ben, Müslümanların (:Allâh’a teslimiyeti benimseyen) ilkiyim ‘cemaatimin öncüsüyüm’. “.

 

6:164     ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Allâh’tan başka bir Rab mı gaye edineyim? Ve O, her şeyin Rabbiyken. “. Ve kazanmaz her bir benlik aleyhine ‘olan vebalden’ başkasını. Ve ‘bir günah’ yüklüsü, bir başkasının ‘günahını da’ yüklenmez. >35:18< Sonra Rabbinizedir dönüşünüz! Artık ‘âhirette’ haber verecek sizlere, ihtilâf ediyor olduğunuz şeyleri!

 

6:165     Ve O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… Yapandır sizleri, yeryüzünde halefler (:medeniyette yerine geçen). Ve yükseltendir bazılarınızın mertebelerini bazılarınızın üstüne ki, denemek için sizleri, verdiği şeylerle sizlere. Şüphesiz Rabbinin, cezası tezdir. Ve şüphesiz Zât’ı, elbette fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!