5. MÂİDE:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, taşlanmış ‘rahmetinden kovulmuş’ şeytanın ‘şerrinden’! “. >15:34, 16:98<

„ Allâh’ın adıyla… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

 

5:1          Ey samimiyetle inanan kimseler! Vefa edin sözleşmelere! Ve helâl ‘caiz’ kılındı sizlere dört ayaklı ‘sağmal’ hayvanlar, sizlere okunacak şeyler dışında. Ki, helâl ‘olsa dahi’ avlanmamak ‘şartıyla’ ve sizler ‘hac veya umre için’ ihramdayken! Şüphesiz Allâh hükmeder ‘kıyâmet günü’ dilediği şeye.

 

5:2          Ey samimiyetle inanan kimseler! Helâl ‘caiz’ değildir ‘riayet etmemek’ Allâh’ın şeriatlarına (:yaşam ortamı ve şartlarına göre kurallara)! Ve ne de haram aya; (:saldırmanın yasak olduğu aylar; Recep, Zul-kade, Zul-hicce ve Muharrem) ve ne de ‘Kâbe’ye gönderilen hediye’ kurbanlıklara ve ne de gerdanlıklı ‘tasmalı, sahipli’ hayvanlara ve ne de güvenliğine ki, hürmetli, yasakların uygulandığı evi (:Kâbe), Rablerinden bir lütuf ve razı olunuş gaye edinenlerin! Ve ihramdan çıktığınızda artık ‘isterseniz’ avlanın! Ve sevk etmesin sizleri, bir topluma ‘olan’ hınç haddi aşmanıza ki, alıkoymaları sizleri Mescid-i Harâm; hürmetli, yasakların uygulandığı ibadethaneden (:Kâbe)! Ve yardımlaşın samimiyetle inanmışlığı yansıtan yaşam üzerine ve ‘günahlardan’ korunmaya! Ve yardımlaşmayın şaibe ve husumet üzerine! Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Şüphesiz Allâh’ın cezası şiddetlidir!

 

5:3          Haram ‘caiz olmaz’ kılındı üzerlerinize: Leş ve kan ve domuz eti! Ve helâl ‘caiz’ kılmadı Allâh’tan başkası için ki, o ‘kesilmiş hayvanı’! Ve boğularak ve ‘cisimle’ vurularak ve ‘yüksekten’ yuvarlanarak ve boynuzlanarak ölen ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanıp yediği ‘hayvanı ki, canı çıkmadan’ yetişip kesilmesi müstesna! Ve putlar adına boğazlanan ‘kesilen’ hayvanlar. Ve fal oklarıyla ‘kehanet araçlarıyla’ kısmet aramanız! İşte bu, yoldan çıkmaktır. Bugün umudu kestiler ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlar dîninizden. Artık ürpermeyin onlardan ve Benden ürperin! Bugün bütünlüğe erdirdim dîninizi ‘dîni algılarınızı’ ve tamamladım üzerlerinizdeki lütfumu. Ve razı oldum sizlere dîn olarak İslâm’dan (:Allâh’a teslimiyet). >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25< Artık kim darda kalırsa açlıkla, günaha meyletmeksizin ‘kötüye kullanmaksızın, müstesnalardan yerse’, o hâlde şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

5:4          ‘Yâ Muhammed’! Soruyorlar sana, onlara nelerin helâl ‘caiz’ kılındığını. De ki: „ Helâl ‘caiz’ kılınan sizlere, ‘rızıkların’ temizleridir! Ve yetiştirilen yırtıcı hayvanlardan, Allâh’ın sizlere bildirdiği şeyden onları talim eğittiğiniz av hayvanlarının ‘avladıkları da helâldir’! O hâlde ‘isterseniz’ yiyin ‘izin verilenlerinden’, sizlere tuttukları şeylerden ‘avlardan’! >2:168, 2:172, 2:173, 2:196, 2:200, 2:208, 5:1, 5:3, 5:4, 5:5, 5:87, 5:88, 6:118, 6:119, 6:121, 6:138, 6:142, 6:143, 6:145, 10:59, 16:114, 16:115, 16:116, 22:30, 22:34< Ve anın üzerine ‘besmele ile’ Allâh’ın adını! “. Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Şüphesiz Allâh, tez, noksansız hesaplayandır!

 

5:5          Bugün helâl ‘caiz’ kılındı sizlere, ‘rızıkların’ temizleri! Ve yemeği de o kimselerin, kitap ‘hakikat bilgisi’ verilen ‘Yahudiler ve Hristiyanların’, helâldir ‘caizdir’ sizlere! Ve sizlerin yemeği de onlara helâldir ‘caizdir’. Ve ahlâklı samimiyetle inanan kadınlar da. O kimselerden sizlerden önceki kitap ‘hakikat bilgisi’ verilen ‘Yahudiler ve Hristiyanlardan’ ahlâklı kadınlar da evlilik bağışını verdiğinizde sizlere helâldir ‘caizdir’! Ki, zina yapmaksızın ve gizli dost edinmeden, ahlâklı davranıp, ahlâklı olmak şartıyla. Ve kim, inkâr ederse ‘Allâhû Teâlâ’ya’ inanmayı, artık boşa çıkmış olur gayreti ve o âhirette de hüsrana uğrayanlardandır.

 

5:6          Ey samimiyetle inanan kimseler! İbadete ‘namaza’ duracağınızda, o zaman yıkayın yüzlerinizi ve ellerinizi dirseklere kadar ve hafifçe sürün başlarınıza ve ayaklarınızı topuklarınıza ‘ayak bileklerine’ kadar! Ve eğer cenabet olduysanız, o hâlde iyice yıkanıp temizlenin ‘boy abdesti alın’! Ve eğer hasta olduysanız veya yolculuk üzere veya sizlerden birinize, tuvaletten geldi veya kadınlara dokundunuz ‘ilişkiye girdiniz’ fakat su bulamadıysanız, o hâlde niyetlenin temiz toprakla, böylelikle onu hafifçe sürün yüzlerinize ve ellerinize! Allâh, dilemez güçlük çıkarmayı sizlere ve lâkin diler ki, temizlemeyi sizleri ve tamamlamayı lütfunu üzerlerinizde. Ki, belki şükredersiniz.

 

5:7          Ve hatırlayın üzerlerinizdeki Allâh’ın lütuflarını! Ve ‘aldığı’ kesin sözünü ki o, sizleri onunla bağladı, dediğiniz zaman: „ İşittik ve itaat ettik! “. >2:285< Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Şüphesiz Allâh, göğüslerde ‘gönüllerde’ olanı en iyi bilendir!

 

5:8          Ey samimiyetle inanan kimseler! Allâh için, hakkaniyetli kollayıcı şahitler olun! Ve sevk etmesin sizleri, bir topluma ‘olan’ hıncınız adil olmamaya, adil davranın! O, en yakın ‘davranıştır, günahlardan’ korunanlara. Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Şüphesiz Allâh, haberdar, üstün bilgi sahibidir gayret ettiğiniz şeylerden!

 

5:9          Vadetti Allâh, samimiyetle inanan kimselere ve erdemli gayretler edenlere. Ki, onlaradır ‘âhirette’ bağışlanma ve büyük mükâfat.

 

5:10       Ve ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler ve yalanlayanlar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’ ki, işte onlar, alevli ateş ‘cehennem’ sahabeleridir.

 

5:11       Ey samimiyetle inanan kimseler! Hatırlayın üzerlerinizdeki Allâh’ın lütuflarını! Yeltendiği zaman, bir toplum sizlere ellerini uzatmaya, hemen ‘Allâhû Teâlâ’ onların ellerini sizlerden çekmişti. Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ve artık Allâh’a itimat etsinler samimiyetle inananlar!

 

5:12       Ve andolsun ki, Allâh, aldı İsrail oğullarından kesin söz. Ve çıkardık aralarından on iki nezaretçi. Ve dedi ki Allâh: „ Şüphesiz ki, sizlerle beraberim, mutlaka eğer uygularsanız ‘titizlikle, gereğince’ ibadeti ve verirseniz zekâtı ve inanırsanız elçilerime ve dayanak olursanız onlara ve borç verirseniz Allâh’a, iyilikle ki, elbette örterim sizlerden kötülüklerinizi ‘günahlarınızı’. Ve mutlaka dâhil ederim sizleri cennetlere ki, akar tabanından ırmaklar. Artık kim ‘hakikati’ inkâr ederse sizlerden, bundan sonra, o hâlde sapmış olur düzgün yoldan. “.

 

5:13       Ne var ki, bozmaları sebebiyle kesin sözlerini, lânetledik onları ve oluşturduk kalplerini kaskatı. Ki, tahrif ederler ‘manalarını bozarlar, Tevrât’taki’ kelimeleri yerlerinden ‘değiştirip’. >2:75, 2:159, 5:13, 9:9, 9:10, 14:28, 41:40< Ve unuttular pay ‘almayı’ hatırlatıldıkları şeyden ‘hakikat bilgisinden’. Ve zail olmaz hainlik üstüne aşinalık onlardan ki, aralarından azı müstesna. ‘Yâ Muhammed’! Yine de affet onları ve hoş gör! Şüphesiz Allâh, ahlâklıları sever!

 

5:14       Ve o kimseler derler ki: „ Muhakkak ki, bizler Hristiyanlarız! “; aldık kesin sözlerini. Ne var ki, unuttular pay ‘almayı’ hatırlatıldıkları şeyden ‘hakikat bilgisinden’. Bu yüzden saldık aralarına düşmanlık ve kin, kıyâmet gününe dek. Ve ‘âhirette’ haber verecek onlara Allâh, üretiyor oldukları şeylerin ‘yol açtığı sebepleri’!

 

5:15       Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler) Gelmiştir sizlere elçimiz ‘Muhammed aleyhisselâm’ ki, beyan eder sizlere kitaptan ‘Tevrât’tan’, birçoğunu saklıyor olduğunuz şeylerin ve çoğunu da affediyor! >6:91< Gelmiştir sizlere, Allâh’tan bir aydınlık ‘İlâhi esaslar’ ve apaçık bir kitap ‘Kur’ân-ı Kerîm’!

 

5:16       Yönlendirir onunla ‘Kur’ân-ı Kerîm’le’ Allâh, rızasına uyan kişiyi, esenlik yollarına (İslâm’a: Allâh’a teslimiyete). >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25< Ve çıkarır onları, karanlıklardan ‘İlâhi esaslar bilgisizliğinden’ aydınlığa ‘İlâhi esasları görmeye’ Zât’ının izniyle. Ve yönlendirir onları, ‘razı olduğu’ yol doğrultusunda.

 

5:17       Andolsun ki, inkârcılardır diyen kimseler ki: „ ‘Şu’ Gerçek ki, Allâh… O, Mesih, Meryem oğlu ‘Îsâ aleyhisselâm’dır’! ”. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ O hâlde, ‘önlemeye’ kim ehildir? Allâh’tan bir şeyi ki, eğer dilese yok etmeyi Mesih, Meryem oğlunu ve annesini ve yeryüzündeki kimseleri topluca! “. Ve Allâh’ındır, göklerin saltanatı, hükümranlığı ve yerin ve onların arasındaki şeylerin de! ‘O’, Yaratır dilediğini! Ve Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir!

 

5:18       Ve derler ki, Yahudiler ve Hristiyanlar: „ Bizler, Allâh’ın oğulları ve Zât’ının sevdikleriyiz! “. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ O hâlde neden azap ediyor sizlere suçlarınızdan? “. Zaten sizler, yarattığı kimselerden, insansınız. ‘O’ Bağışlar, dilediği ‘rızasına uyan’ kişiyi; >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< ve azap eder dilediği ‘müstahik’ kişiye de. >4:48, 6:88, 7:146, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28< Ve Allâh’ındır, göklerin saltanatı, hükümranlığı ve yerin ve onların arasındaki şeylerin de! Ve Ona’dır varış!

 

5:19       Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) Gelmiştir sizlere elçimiz ‘Muhammed aleyhisselâm’, beyan eder sizlere elçilerin aralarının kesildiği ‘bir’ devirde ki: „ Bizlere gelmedi demeyesiniz, ‘hakikat bilgisi ve cennetle’ müjdeleyici ve ne de ‘kıyâmetle’ uyaran! Nihayet gelmiştir sizlere müjdeleyici ve uyaran! “. Ve Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir!

 

5:20       Ve demişti ki Mûsâ, halkına: „ Ey halkım! Hatırlayın üzerlerinizdeki Allâh’ın lütuflarını! Aranızdan peygamberler çıkardı ve sizleri hükümdarlar yaptı ve sizlere verdi milletlerden hiçbirine vermediği şeyi! “.

 

5:21       „ Ey halkım! Girin kutsal yere ki onu, Allâh yazdı ‘zorunlu kıldı’ sizlere. Ve dönmeyin arkanıza ‘eskiye’. Yoksa döndürülürsünüz hüsrana uğrayanlara! “.

 

5:22       Dediler ki: „ Yâ Mûsâ! Gerçekten orada zorba bir toplum var. Ve doğrusu, asla girmeyiz oraya ki, onlar çıkıncaya kadar. Nihayet eğer çıkarlarsa oradan, o hâlde mutlaka oraya gireriz. “.

 

5:23       İki adam dedi ki, korkan kimselerin aralarından ki, üzerlerine Allâh’ın iyi hâl verdiği (Yûşa’ ile Kâleb): „ Girin üzerlerine ‘ansızın şehrin’ kapısından, nihayet oradan girdiğinizde artık mutlaka sizler galiplersiniz. Ve artık Allâh’a itimat edin eğer samimiyetle inananlarsanız! “.

 

5:24       Dediler ki: „ Yâ Mûsâ! Doğrusu, asla girmeyiz oraya ebedîyen ki, ‘onlar’ orada oldukça. Öyleyse git, sen ve Rabbin, artık ikiniz savaşın, doğrusu, ‘onlarla savaşmaktansa’ burada otururuz! “.

 

5:25       ‘Mûsâ aleyhisselâm’ Dedi ki: „ Rabbim, doğrusu ben, sahip değilim ‘söz geçiremiyorum’ canımdan ve ağabeyimden başkasına. Artık ayır aramızı ve aralarını, yoldan çıkmış toplumla! “. >10:13, 14:13, 14:15, 34:26, 47:10<

 

5:26       ‘Allâhû Teâlâ’ Dedi ki: „ Öyleyse muhakkak ki, o ‘mukaddes yer’ haram ‘caiz olmaz’ oldu onlara. Kırk sene yeryüzünde sersemce dolaşacaklar (Tîh sahrasında). Artık tasalanma, yoldan çıkmışlar toplumuna! “.

 

5:27       ‘Yâ Muhammed’! Ve oku onlara, haberini iki oğlunun (Hâbil ile Kâbil) Âdem’in, gerçekleriyle! İkisi ‘Allâhû Teâlâ’ya’ yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Ne var ki, kabul eylenir ikisinin birinden ‘Hâbil’den’ ve kabul eylenmez diğerinden. ‘Kâbil’ Dedi ki: „ Mutlaka öldüreceğim seni! “. ‘Hâbil’ Dedi ki: „ Ancak Allâh, kabul eyler ki, ‘günahlardan’ korunanlardan! “.

 

5:28       „ Elbet eğer uzatırsan bana elini, beni öldürmek için, ben uzatacak değilim elimi sana seni öldürmek için. Doğrusu ben korkarım Allâh’tan ki, var olan her şeyin Rabbinden! “.

 

5:29       „ Doğrusu isterim ki, günahımı üstlenmeni ve kendi günahını da. Bu yüzden olasın ateş sahabelerinden! “. Ve işte budur, zalimlerin cezası.

 

5:30       Böylelikle teşvik etti onu ‘Kâbil’i’ bencilliği, kardeşini öldürmeye. Hemen öldürdü onu ki, bu yüzden oldu hüsrana uğrayanlardan.

 

5:31       Derken çıkardı Allâh, ‘karşısına’ yeri eşeleyen bir karga ki, göstermek için ona, kardeşinin cesedini nasıl örter. ‘Kâbil’ Dedi ki: „ Eyvahlar olsun. Ne aciz olmuşum, bu karga kadar ‘olamadım’ ki, hemen örteyim ‘gömeyim’ kardeşimin cesedini? “. Bu yüzden oldu pişmanlık duyanlardan ‘son pişmanlığın fayda vermediklerinden’.

 

5:32       İşte bu sebepten ki, ‘Tevrât’ta’ yazdık İsrail oğullarına: „ Kim olurda bir cana ‘kıyar’ öldürür, bir canın ‘misillemesi’ dışında veya yeryüzünde bozguna ‘karşı’, artık topluca insanları öldürdü gibidir. Ve kim de ‘hayat kurtarır’ diriltirse onu, artık topluca insanları diriltmiş gibidir! “. Ve andolsun ki, geldi onlara elçilerimiz ayan beyan ‘delillerle’. Sonra da muhakkak aralarından birçoğu, bundan sonra da yeryüzünde elbet ‘israf ‘aşırılık’ edenlerdir.

 

5:33       Ancak ki, cezası Allâh ve elçisiyle savaşan kimselerin ve yeryüzünde bozguna çalışanların, öldürülmeleri veya asılmaları veya ellerinin kesilmesi ve ayaklarının ki, karşı çıkmaktan! Veya o yerden ‘hapsedilerek’ sürülmeleridir! İşte budur onlara dünyadaki rezillik. Ve onlaradır âhirette büyük azap.

 

5:34       Müstesnadır tövbe eden kimseler ki, ele geçirmenizden önce onları. O hâlde bilin ki, şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

5:35       Ey samimiyetle inanan kimseler! Korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ve gaye edinin Zât’ına ‘yaklaşmaya’ vesile! Ve cihâd (:kararlılıkla İslâm’ı yaşama mücâdelesi) edin Zât’ının yolunda! Ki, belki kurtuluşa erersiniz.

 

5:36       Muhakkak o kimseler ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlardır ki, olsa onların, yeryüzündeki şeyler topluca ve bir misli daha onunla beraber, feda etmek için ‘kurtulmak için’ kıyâmet gününün azabından, ‘yine de’ kabul edilmezdi onlardan. Ve onlaradır ‘cehennemde’ elem azap.

 

5:37       İsterler çıkmayı ateşten. Ve onlar ateşten çıkacak da değiller. Ve onlaradır ‘cehennemde’ sürekli azap.

 

5:38       Ve hırsız erkek ve hırsız kadının, böylelikle kazandıkları şeylere ceza olmak üzere, ikisinin de ellerini kesin Allâh’tan ‘ibretlik’ yaptırım ‘olarak’! >4:149, 5:39< Ve Allâh, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

5:39       Artık kim, tövbe eder de zulmünün ardından ve gidişatı düzeltirse, o hâlde şüphesiz Allâh, tövbesini kabul eyler. Şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

5:40       Bilmez misin ki, şüphesiz ‘ancak’ Allâh’ın Zât’ının dır, saltanatı, hükümranlığı göklerin ve yerin! Bağışlar dilediği ‘rızasına uyan’ kişiyi; >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< ve azap eder dilediği ‘müstahik’ kişiye de. >4:48, 6:88, 7:146, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28< Ve Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir!

 

5:41       Yâ elçi! Seni üzmesin, ‘hakikati’ örtmeye yarışan kimselerden, ağızlarıyla samimiyetle inandık deyip ve kalpleriyle inanmayanlar! Ve Yahudi kimselerden can kulağıyla dinleyenler, yalan ‘söylemek’ için can kulağıyla dinleyenlerdir ki, ‘kibirlerinden’ sana gelmeyen başka bir toplum ‘adına’. Tahrif ederler ‘manalarını bozarlar, Tevrât’taki’ kelimeleri ‘yönlendirilmenin’ ardından, yerlerinden ‘değiştirip’ ve derler ki: „ Eğer sizlere bu verilirse o hâlde alın ‘uygulayın’ onu, eğer ‘böyle’ verilmezse o hâlde sakının! “. >2:75, 2:159, 5:13, 9:9, 9:10, 14:28, 41:40< Ve kime dilerse Allâh, ‘hakikati örtmeye şartlandığı için’ fitne ‘sapkınlıkta’ kalmasını, artık asla Allâh’tan bir şeye mâni olacak değilsin ona. İşte onlar… O kimseler ki, Allâh dilemedi temizlemeyi kalplerini. Onlaradır dünyada rezillik ve onlaradır âhirette büyük azap.

 

5:42       ‘Yâ Muhammed! Yahudilerden’ Yalan ‘söylemek’ için can kulağıyla dinleyenlerdir, yiyenler haramı ‘caiz olmayanı’. Hâlâ ‘hakikat bilgisinin hükümlerine razı olmayıp’ sana gelirlerse, o hâlde hüküm ver aralarında veya yadsı onları! Ve eğer, onları yadsırsan, artık asla zarar veremezler sana bir şeyle. Ve eğer, hükmedersen aralarında, o hâlde hakkaniyetle ‘titizlikle, gereğince’ hükmet! Şüphesiz Allâh, hakkaniyetlileri sever!

 

5:43       ‘Yâ Muhammed’! Ve nasıl hüküm verdiriyorlar sana ve yanlarındayken Tevrât, içinde Allâh’ın hükümleriyle. Sonra da ‘hükmü kabullenmeyip’ dönüyorlar bunun ardından. Ve işte onlar, inançlı da değiller. >3:23<

 

5:44       Muhakkak Biz indirdik Tevrât’ı! İçindedir, yönlendirilme ve aydınlık ‘İlâhi esaslar’. Hükmederler peygamberler onunla, ‘Allâhû Teâlâ’ya’ teslim olmuş Yahudi kimselere. Ve rabbanîler (:Tevrat’a göre Yahudilerin terbiyesiyle ilgilenen hizmetle, ibadetle kendini Rabbine adayan, dîn âlimleri) ve ahbârlar (:Yahudi hahamlar, dîn hocaları), korumakla görevlendirildikleri şeyle ‘hüküm verirlerdi’ Allâh’ın kitabından ‘hakikat bilgisinden’ ve ‘onlar tahriften koruyan’ şahitler oldular onun ‘Tevrât’ın’ üzerine. Artık ürpermeyin insanlardan ve Benden ürperin! Ve pazarlamayın âyetlerimi ‘hakikat bilgisini’ az bir bedele. >2:75, 2:159, 5:13, 9:9, 9:10, 14:28, 41:40< Ve kim, hükmetmezse, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hükümle’ o hâlde işte onlar ki… Onlar, ‘hakikati’ örtenlerdir.

 

5:45       Ve yazdık üzerlerine ki ‘zorunlu kıldık ki’ onda ‘Tevrât’ta’: „ Can ile cana ve göz ile göze ve burun ile buruna ve kulak ile kulağa ve diş ile dişe ve yaralamalara da misilleme! “. Fakat kim, onu sadaka ‘olarak’ bağışlar da ‘kısastan vazgeçerse’ o hâlde o, ‘günahlarına’ kefarettir kendisine! Ve kim, hükmetmezse, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hükümle’ o hâlde işte onlar ki… Onlar, zalimlerdir.

 

5:46       Ve gönderdik ‘geçmiş peygamberlerin’ izleri üzerinden, Meryem’in oğlu Îsâ’yı ki, onaylayandır önlerindeki sebebi, Tevrât’tan. >2:127, 2:128, 2:129< Ve verdik ona ‘Îsâ aleyhisselâm’a’ İncîl’i ki, içindedir yönlendirilme ve aydınlık ‘İlâhi esaslar’. Onaylayandır önlerindeki sebebi, Tevrât’tan. Ve yönlendirilme ve nasihat ‘olarak, günahlardan’ korunanlara.

 

5:47       Ve hükmetsinler İncîl erbabı onda ‘İncîl’de’, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hükümle’! Ve kim, hükmetmezse, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hükümle’ o hâlde işte onlar ki… Onlar, yoldan çıkmışlardır.

 

5:48       ‘Yâ Muhammed’! Ve Biz indirdik sana kitabı ‘Kur’ân-ı Kerîm’i’ hak ile ‘amaç için’ ki, onaylayandır önlerindeki kitaptan ‘diğer mukaddes kitaplardan’ ve denetleyendir üzerine! >16:102, 17:106, 25:32, 32:2, 41:53< Artık hükmet aralarında onların ‘Yahudiler ve Hristiyanların’, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hakikat bilgisiyle’! Ve uyma emellerine onların, sana gelen gerçeklerden ‘ayrılıp’! >2:120, 2:145, 5:41, 5:49, 13:37< Sizlerden hepiniz için oluşturduk bir şeriat (:yaşam ortamı ve şartlarına göre kurallar) ve usul, durum. Ve eğer dileseydi Allâh, ‘insanı tercihsiz kılmayı’, elbette yapardı sizleri ‘aynı inançtan’ bir tek millet. Ve lâkin denemek için sizleri ki, verdiği şeylerle sizlere. Öyleyse yarışın. ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’ hayırlarda! Allâh’adır dönüşünüz topluca! Artık ‘âhirette’ haber verecek sizlere, ayrılığa düşmüş olduğunuz şeyleri!

 

5:49       ‘Yâ Muhammed’! Ve hükmet aralarında onların ‘Yahudiler ve Hristiyanların’, Allâh’ın indirdiği şeyle ‘hakikat bilgisiyle’! Ve uyma emellerine onların! Ve sakın onlardan ki, fitneye ‘sapmaya’ düşürmelerinden seni Allâh’ın sana indirdiği şeyin ‘Kur’ân-ı Kerîm’in’ bir kısmından! >2:120, 2:145, 5:41, 5:49, 13:37< Buna rağmen eğer ‘eskiye’ dönerlerse, artık bil ki, zaten diliyor Allâh, ‘bir musibet’ isabet ettirmeyi onlara, bazı suçları ‘sebebiyle’. Ve muhakkak ki, insanlardan birçoğu elbette yoldan çıkmışlardır.

 

5:50       O hâlde cahiliyet ‘İslâm öncesi’ hükmü mü amaçlıyorlar? Ve kimdir ki, Allâh’tan daha iyi, hüküm ‘veren’, kati inanan bir topluma.

 

5:51       Ey samimiyetle inanan kimseler! Edinmeyin Yahudi ve Hristiyanları dostlar ‘sırdaş’! >3:118, 4:89, 4:144, 5:51, 5:57, 9:16, 9:23, 58:22, 60:1, 60:8, 60:9< Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Ve kim de sizlerden dönerse onlara, o hâlde mutlaka o, onlardandır. Şüphesiz Allâh, ‘inkâra şartlandıkları için’ yönlendirmez zalimler toplumunu. >3:108, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

5:52       Bu yüzden, görürsün kalplerinde ‘şüphe, inkâr’ hastalıklı kimselerin ‘Yahudi ve Hristiyanların’ aralarında yarıştıklarını. Derler ki: „ Korkuyoruz devran ‘dönüp, bir musibetin’ isabet etmesinden bizlere. “. >5:52, 9:98, 48:6< Böylelikle ola ki Allâh, ‘sizlere, onlar üzerine’ bir zafer getirir de veya bir emir ‘hüküm’ katından, bu yüzden olurlar içlerinde sakladıkları şeye pişmanlık duyanlardan ‘son pişmanlığın fayda vermediklerinden’.

 

5:53       Ve ‘ikiyüzlülük yapanların hâllerine şaşarak’ derler ki, samimiyetle inanan kimseler: „ Bunlar o kimseler mi? Yemin ettiler Allâh’a, olanca yeminleriyle ki, mutlaka onlar beraberler sizlerle ‘diye’! “. Boşa çıktı gayretleri ‘ikiyüzlülük yapanların’. Bu yüzden oldular hüsrana uğrayanlardan.

 

5:54       Ey samimiyetle inanan kimseler! Sizlerden kim dönerse dîninden ‘İslâm’dan’, >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25< öyleyse getirecektir Allâh ‘başka’ bir toplum ki, ‘Allâhû Teâlâ’ onları sever ve ‘onlar da’ Zât’ını severler. İnançlılar üzerine alçak gönüllü, inkârcılar üzerine üstünlerdir. Ki, Allâh’ın yolunda cihâd (:kararlılıkla İslâm’ı yaşama mücâdelesi) ederler ve korkmazlar kınayanın kınamasından da. İşte bu, Allâh’ın lütfudur, verir onu dilediği ‘rızasına uyan’ kişiye. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< Ve Allâh, ilmi, kudreti, lütufları geniş, her şeyi kapsayandır; en iyi bilendir!

 

5:55       Ancak ki, dostunuz Allâh ve elçisi ve samimiyetle inanan kimselerdir. O kimseler ki, uygularlar ‘titizlikle, gereğince’ ibadeti ‘namazı’ ve verirler zekâtı. Ve onlar ‘Allâhû Teâlâ’nın huzurunda’ eğilenlerdir.

 

5:56       Ve kim dönerse, Allâh’a ve elçisine ve samimiyetle inanan kimselere, o hâlde ‘o’, gerçekten Allâh taraftarlarındandır, onlar galip olanlardır.

 

5:57       Ey samimiyetle inanan kimseler! Edinmeyin, dîninizi ‘dîni algılarınızı’ alay ‘konusu’ ve eğlence edinen kimseleri ki, o kimselerden ki, sizlerden önceki kitap ‘hakikat bilgisi’ verilen ‘Yahudiler ve Hristiyanlardan’ ve ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışları, dostlar ‘sırdaş’! >3:118, 4:89, 4:144, 5:51, 5:57, 9:16, 9:23, 58:22, 60:1, 60:8, 60:9< Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’ eğer samimiyetle inananlarsanız!

 

5:58       Ve ‘ezanla’ çağırdığınızda ibadete ‘namaza’, onu alay ‘konusu’ ve eğlence edindiler. İşte bu, onların akıl etmeyen bir toplum olduklarındandır. >6:109, 6:110, 6:111, 7:16, 7:17, 7:18, 7:146, 10:33, 10:96, 10:97<

 

5:59       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) Bizleri tenkit ettiğiniz, illâki Allâh’a inandığımızdan mı? Ve bizlere indirilen şeye ‘Kur’ân-ı Kerîm’e’ ve daha önce indirilen şeye ‘diğer mukaddes kitaplara’. Ve doğrusu birçoğunuz yoldan çıkmışlarsınız! “.

 

5:60       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Sizlere haber vereyim mi, bundan daha şerli musibeti, Allâh’ın katında? Lânetlediği o kimseyi ki, Allâh’ın ve hiddetlendiği üzerine ve oluşturduğu onlardan ‘aşırmayı seven, şehvet düşkünü’ maymunlar ve domuzlar ve kul ettiği tâğut’a (:Allâhû Teâlâ’yı hiddetlendirenler). >2:65, 4:154, 16:124< İşte onlar ki, konumu en şerliler ve daha çok sapanlardır düzgün yoldan! “.

 

5:61       Ve ‘ikiyüzlülük yapan Yahudiler’ sizlere geldiklerinde derler ki: „ Samimiyetle inandık! “. Ve girmişlerdi ‘hakikati’ örtmeye şartlanmayla ve onlar onunla ‘hakikati inkârla da’ çıkmışlardı. Ve Allâh en iyi bilendir gizlemekte oldukları şeyleri!

 

5:62       Ve aralarından birçoğunun görürsün ki, yarıştıklarını şaibe ve husumette ve yemelerini haramı ‘caiz olmayanı’. Elbette ne kötü şeydir, gayret ediyor oldukları.

 

5:63       Men etmeli değiller miydi onları? Rabbanîler (:Tevrat’a göre Yahudilerin terbiyesiyle ilgilenen hizmetle, ibadetle kendini Rabbine adayan, dîn âlimleri) ve ahbârlar (:Yahudi hahamlar, dîn hocaları) şaibeli sözlerinden ve yemelerini haramı ‘caiz olmayanı’. Elbette ne kötü şeydir, üretiyor oldukları şeylerin ‘yol açtığı sebepler’.

 

5:64       Ve dediler ki Yahudiler: „ Allâh’ın eli bağlıdır ‘sıkıdır’! “. Ki, bağlandı onların elleri ‘hayır yapmak hususunda’ ve lânetlendiler bu sebeple. Aksine, Zât’ının eli ki, ikisi de açıktır, nasıl dilerse ‘öyle’ bağışlar. ‘Yâ Muhammed’! Ve mutlaka arttırır aralarından birçoğuna, Rabbinden sana indirilen şey ‘Kur’ân-ı Kerîm’, azgınlığı ve inkârı. Ve bıraktık aralarına düşmanlık ve kin, kıyâmet gününe dek. Her defasında yaktılarsa savaş için bir ateş, Allâh onu söndürdü ve ‘yine de’ yeryüzünde bozguna çalışırlar. Ve Allâh, bozgun çıkaranları sevmez!

 

5:65       Ve keşke ‘diğer’ kitapların erbapları (:Yahudiler ve Hristiyanlar) samimiyetle inansalar ve ‘günahlardan’ korunsalardı, elbette örterdik onlardan kötülüklerini ‘günahlarını’. Ve elbette dâhil ederdik onları Naîm cennetlerine.

 

5:66       Ve keşke onlar da uygulasalar ‘titizlikle, gereğince’, Tevrât ve İncîl’i ve Rablerinden kendilerine indirilen şeyi ‘hakikat bilgisini ki, cennette’, mutlaka yerlerdi hem üstlerinden hem de ayaklarının tabanından. Onlardan ‘bir kısmı, ömrünü’ lüzumsuz tüketmeyen bir millet. Ve aralarından birçoğunun gayret ettikleri şeyler kötüdür.

 

5:67       Yâ elçi! Tebliğ et, Rabbinden sana indirilen şeyi ‘Kur’ân-ı Kerîm’i! Ve eğer bunu ifa etmezsen, o hâlde tebliğ etmemiş olursun Zât’ının vahiylerini. Ve Allâh, korur seni insanlardan! Şüphesiz Allâh, ‘inkâra şartlandıkları için’ yönlendirmez nankörler toplumunu. >3:108, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

5:68       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) bir şey üzere değilsiniz ‘tutarlı bir inanç temelinden yoksunsunuz, titizlikle, gereğince’ uygulamadıkça Tevrât’ı ve İncîl’i ve Rabbinizden sizlere indirilen şeyi ‘hakikat bilgisini’! “. Ve mutlaka arttırır aralarından birçoğuna, Rabbinden sana indirilen şey ‘Kur’ân-ı Kerîm’, azgınlığı ve inkârı. Artık tasalanma, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlar toplumuna.

 

5:69       Muhakkak ki, samimiyetle inanan kimseler ve Yahudi kimseler ve Sâbiîler (:Yahudi ve Hristiyan karışımı) ve Hristiyanlardan kim samimiyetle inanır Allâh’a ve âhir ‘son’ güne ve erdemli gayretler ederse, artık korku olmaz onlara ve onlar üzülmezler.

 

5:70       Andolsun ki, aldık İsrail oğullarından kesin söz ve gönderdik onlara elçiler. >2:127, 2:128, 2:129< Her defasında geldiğinde onlara bir elçi, canlarının ‘istemeyip’ emellerine uymayan şeylerle, bir kısmını yalanladılar ve bir kısmını da öldürdüler.

 

5:71       Ve hesap ettiler ki, bir fitne ‘zarar’ olmayacağını. Bu yüzden ‘inen İlâhi esaslardan yana’ kör ve sağır oldular. Sonra, Allâh tövbelerini kabul eyledi. Sonra yine aralarından birçoğu ‘idrak etmek istemedikleri için’, kör ve sağır oldular. >2:18, 6:104, 13:19, 17:72, 17:97< Ve Allâh, her hâliyle görendir gayret ettikleri şeyleri!

 

5:72       Andolsun ki, inkârcılardır diyen kimseler ki: „ ‘Şu’ Gerçek ki, Allâh… O, Mesih, Meryem oğlu ‘Îsâ aleyhisselâm’dır’! ”. Ve Mesih ‘Îsâ aleyhisselâm’ dedi ki: „ Ey İsrail oğulları! ‘Yalnızca, hizmetle, ibadetle’ benim Rabbim, sizlerin de Rabbi Allâh’a, kulluk edin! “. >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5< Mutlaka kim ki, Allâh’a ortak yakıştırır, o hâlde Allâh ona, haram ‘caiz olmaz’ kılmıştır cenneti. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< Ve onun varacağı yer ateştir. Ve yoktur zalimlere yardımcıları.

 

5:73       Andolsun ki, inkârcılardır diyen kimseler ki: „ ‘Şu’ Gerçek ki, Allâh… Üçüncüsüdür üçün! (Teslis; uknum: Baba Allâh, oğul Allâh ve kutsal ruh Allâh). “. Ve tek İlâhtan başka bir ilâh yoktur! Ve eğer sonlandırmazlarsa bu söylediklerini, mutlaka dokunacak aralarından ‘ısrarla hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselere ‘cehennemde’ elem azap.

 

5:74       ‘Üçleme de direnenler’ Hâlâ mı tövbe etmezler Allâh’a ve bağışlanma istemezler Zât’ından? Ve Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

5:75       Mesih, Meryem oğlu ‘Îsâ aleyhisselâm’ değildir ki, elçiden başkası. Ki, ondan önce de gelip geçmiştir elçiler. Ve annesi, sözünde samimi, hakikati kabul edendir. İkisi de ‘her insan gibi’ yemek yerlerdi. Bak nasıl belli ediyoruz onlara âyetleri ‘alâmetleri’. Sonra bak, nasıl ‘Allâhû Teâlâ’dan’ çevriliyorlar.

 

5:76       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ ‘Hizmetle, ibadetle tapınıyor’ Kulluk mu ediyorsunuz? Allâh’ın yanı sıra ‘kutsallaştırılan zât’a, puta’ ki, ‘hiçbir’ şeye ehil olmayan sizlere, zarara ve ne de faydaya. “. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< Ve Allâh… O, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir!

 

5:77       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) Haddi aşmayın dîninizde ‘dîni algılarınızda’ hak dışı! >4:171, 9:30< Ve uymayın emellerine ‘bir’ toplumun ki, daha önceden de sapmışlardı ve birçoklarını da saptırmışlardı. Ve ‘onlar, iyice’ sapmış oldular düzgün yoldan. “.

 

5:78       Lânetlendiler İsrail oğullarından, ‘hakikati’ örten kimseler, Dâvûd’un diliyle ve Meryem oğlu Îsâ’nın da. İşte bu, isyan etmeleri sebebiyledir ve haddi aşmış olmalarındandır.

 

5:79       Men etmiyorlardı faaliyette oldukları aykırılıktan. Elbette ne kötü şeydir ifa ediyor oldukları.

 

5:80       Görürsün onlardan birçoğunu ki, dönüyorlar ‘dost oluyorlar, hakikati’ örtmeye şartlanmışlara. Elbette ne kötü şeydir bencilliklerinin onlara sunduğu ‘tavırları sebebiyle’, Allâh’ın hışımlanması onlara. Ve ‘cehennemde’ azap içinde kalıcılardır.

 

5:81       Ve eğer olsalardı Allâh’a samimiyetle inananlar ve Peygamber’e ve ona indirilene ‘Kur’ân-ı Kerîm’e’, onları ‘inkârcıları’ dostlar edinmezlerdi. >3:118, 4:89, 4:144, 5:51, 5:57, 9:16, 9:23, 58:22, 60:1, 60:8, 60:9< Ve lâkin aralarından birçoğu yoldan çıkmışlardır.

 

5:82       Mutlaka bulursun ki, en şiddetlisini düşmanlıkta insanlardan, samimiyetle inanan kimselere ‘karşı’, Yahudileri ve ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranları. Ve bulursun ki, sevecenlikte en yakını inançlılara: „ Muhakkak ki, bizler Hristiyanlarız! “ diyen kimseleri. Bu, aralarından keşişler (:inzivaya çekilmiş Hristiyan papazlar) ve ruhbânlar (:Hristiyan rahipler) olmasındandır ve onların büyüklenmemelerindendir.

 

5:83       Ve işittiklerinde elçiye indirilen şeyi ‘Kur’ân-ı Kerîm’i’, görürsün ki, gözlerinin yaşla dolup taştığını varlığı gerçek, sabit; ‘Allâhû Teâlâ’yı’, tanıdıkları sebebiyle. Derler ki: „ Rabbimiz, bizler samimiyetle inandık! Artık bizleri yaz şahitlerle ‘Allâhû Teâlâ’ya ve peygamberlerine tanıklık edenlerle’ beraber! “.

 

5:84       „ Ve neden inanmayalım ki Allâh’a? Ve Hak’tan ‘inen İlâhi esaslara’ bizlere gelen şeye. Ve umuyorken Rabbimizin ‘cennete’ dâhil etmesini bizleri, erdemliler toplumuyla beraber! “.

 

5:85       Böylelikle isabet ettirdi onlara Allâh, ‘bu’ söyledikleri sebebiyle cennetleri ki, akar tabanından ırmaklar. Kalıcılardır onun ‘cennetlerin’ içinde. Ve işte bu, hak ettikleridir ahlâklıların.

 

5:86       Ve ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler ve yalanlayanlar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’ ki, işte onlar, alevli ateş ‘cehennem’ sahabeleridir.

 

5:87       Ey samimiyetle inanan kimseler! ‘Caiz olmaz diye’ Haramlaştırmayın, temizinden Allâh’ın, helâl ‘caiz’ kıldığı şeyi ‘rızkı’ sizlere! Ve haddi aşmayın! Şüphesiz Allâh, haddi aşanları sevmez!

 

5:88       Ve ‘o hâlde isterseniz’ yiyin Allâh’ın rızık ‘olarak’ verdiği şeylerden sizlere, helâl hoş ‘olarak, izin verilenlerinden’! >2:168, 2:172, 2:173, 2:196, 2:200, 2:208, 5:1, 5:3, 5:4, 5:5, 5:87, 5:88, 6:118, 6:119, 6:121, 6:138, 6:142, 6:143, 6:145, 10:59, 16:114, 16:115, 16:116, 22:30, 22:34< Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! O ki… Zât’ına samimiyetle inananlarsınız!

 

5:89       Sorumlu tutmaz sizleri Allâh, ‘gayesiz’ yeminlerinizdeki boş sözlerle. Ve lâkin sorumlu tutar sözleşmeli yeminler sebebiyle. Artık onun kefareti, on yoksulu yedirmek ‘doyurmak’ ki, ailenize yedirdikleriniz şeyin ortalamasından veya giydirmek onları veya bir köle azadıdır! Fakat kim, ‘bunu’ bulamazsa, öyleyse oruç tutmalıdır üç gün! İşte bu kefaret, yemin ettiğinizin yerine geçer. Ve koruyun ‘tutun’ yeminlerinizi! İşte böyle beyan eder Allâh, sizlere âyetlerini ‘hakikat bilgisini’. Ki, belki şükredersiniz.

 

5:90       Ey samimiyetle inanan kimseler! Fakat şarap ve kumar ve dikili taşlar ‘tapınak, putlar’ ve fal okları ‘kehanet araçları’ murdardır, şeytanın gayretlerindendir. Bu yüzden bunlardan kaçının! Ki, belki kurtuluşa erersiniz.

 

5:91       Fakat ister ki şeytan, soksun aranıza düşmanlık ve kin, şarap ve kumarla. Ve alıkoysun sizleri, yâd etmekten Allâh’ı ve ibadetten ‘namazdan’. Artık sizler de, sonlandırdınız mı?

 

5:92       Ve itaat edin Allâh’a ve itaat edin elçiye! Ve ‘karşı gelmekten’ sakının! >4:14, 8:13, 9:80, 9:84, 33:36, 58:5< Artık, eğer ‘eskiye’ dönerseniz öyleyse bilin ki, elçimizin üzerine ‘düşen’, sadece apaçık tebliğ etmektir.

 

5:93       Değildir üzerine samimiyetle inanan kimselerin ve erdemli gayretler edenlerin vebal ki, yedikleri şeylerden ‘günahlardan’ korunmadıkları zamanlar da ‘yasaklanmadan önce’. Ve ‘artık’ inanın ve erdemli gayretler edin sonra da ‘günahlardan’ korunun! ‘Bir üst seviye daha’ Samimiyetle inanın, sonra da ‘günahlardan çok daha’ korunun ve ahlâklı ‘olun ki, mertebeniz artsın’! Ve Allâh, ahlâklıları sever!

 

5:94       Ey samimiyetle inanan kimseler! Mutlaka sizleri deneyecek Allâh, ellerinizin ve mızraklarınızın ona erişeceği av türünden bir şeyle ‘hayvan ile’! Ki Allâh’ın, ‘ihramdayken’ bilmesi ‘belirlemesi’ için, kimin Zât’ından korktuğunu gıyabında. >22:76, 41:20, 50:16, 82:10, 82:11, 82:12< Artık kim, haddi aşarsa bundan sonra, o hâlde onadır ‘cehennemde’ elem azap.

 

5:95       Ey samimiyetle inanan kimseler! Ve sizler ihramdayken av ‘hayvanı’ öldürmeyin! Ve aranızdan kim onu öldürürse kasten, o hâlde öldürdüğü şeyin ‘hayvanın’ misli bir hayvanın cezası ‘vardır ki, öldürülen hayvanın ne olacağını’ aranızdan adil iki kişi hükmeder ona! Kâbe’ye ulaşan bir kurban veya kefaret olarak yoksulları yedirme veya buna denk oruç ki, ‘yaptığı’ işin sorumluluğunu tatması içindir! Affetti Allâh geçmişte olan şeyi. Ve kim de geri dönerse, o hâlde Allâh, ondan intikam alır. Ve Allâh, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; intikam sahibidir!

 

5:96       Helâl ‘caiz’ kılındı sizlere deniz avı ve onun yenmesi bir geçimlik olarak ve yolculara da! Ve haram ‘caiz olmaz’ kılındı üzerlerinize kara avı ki, ihramda olduğunuz sürece! Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! O ki… Zât’ına toplanacaksınız! >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

5:97       Allâh ‘sebep’ yaptı hürmetli, yasakların uygulandığı evi (:Kâbe) insanların yaşamlarını ayakta tutmak için ve haram ayı (:saldırmanın yasak olduğu aylar; Recep, Zul-kade, Zul-hicce ve Muharrem) ve ‘Kâbe’ye gönderilen hediye’ kurbanlıkları ve gerdanlıklı ‘tasmalı, sahipli’ hayvanları. İşte bu, bilmeniz içindir ki, şüphesiz Allâh en iyi bilendir; göklerdeki şeyleri ve yerdeki şeyleri de! Ve şüphesiz Allâh, her bir şeyi en iyi bilendir!

 

5:98       Bilin ki, şüphesiz Allâh’ın cezası şiddetlidir! Ve şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

5:99       Elçinin üzerine tebliğ etmekten başka ‘sorumluluk’ yoktur. Ve Allâh bilir açıkladığınız şeyi ve gizlediğiniz şeyi de!

 

5:100     ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Kötü ve temiz eşit olmaz ve imrensen de kötünün çokluğuna! “. Ey, aklı ve gönlü işleyen, derin kavrayış sahipleri! Artık korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ki, belki kurtuluşa erersiniz.

 

5:101     Ey samimiyetle inanan kimseler! Sorgulamayın eğer açıklanırsa sizlere ‘hükümlerinin’ sizleri hüzünlendirecek şeylerden. Ve eğer sorgularsanız ondan, Kur’ân indirilirken açıklanır sizlere! >2:106, 2:108, 93:10< Ki, affetti Allâh ondan ‘bilmediğiniz hükümlerden’. Ve Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; hemen cezalandırmayan, ılımlı davranandır!

 

5:102     Sual etmişti onu sizlerden önce de bir toplum. Sonra ‘hükümleri kabul etmeyip’, oldular onunla ‘hakikati’ örtenler. >2:108<

 

5:103     Allâh, kılmamıştır ‘böyle bir hüküm’ ki: „ Bahîre !“ (:Beş kuşak yavru veren, beşinci kuşak yavrusu erkek olan devenin, faydalanılmaktan vazgeçilerek kulağının yarılıp salıverilmesi) ve ne „ Sâibe! “ (:Hayvanın faydalanılmaktan vazgeçilip dertlere deva niyetine putlara adanarak salıverilmesi) ve ne „ Vasîle! “ (:Peş peşe birkaç dişi yavru doğuran ‘sağmal’ hayvanın, doğurduğu erkek yavrunun putlara adanması) ve ne de „ Hâm! “ (:On kuşak döl veren erkek devenin sırtına yük vurulmayıp, başıboş bırakılarak salıverilmesi). Ve lâkin ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler, Allâh üzerine ‘Allâhû Teâlâ’nın emridir’ yalanı atfediyorlar ve onların birçoğu akıl etmezler. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

5:104     Ve denildiği zaman onlara ‘hakikati örtmeye şartlanmışlara’: „ ‘İtaate’ Gelin, Allâh’ın indirdiği şeye ‘hakikat bilgisine’ ve elçiye! “ . Derler ki: „ Bizlere yeter, atalarımızı üzerinde bulduğumuz ‘onlardan gördüğümüz’ şey! “ . Ve olsa da mı, ataları ‘gerçeklere ait’ bir şey bilmiyorlar ve ‘inkâra şartlandıkları için, Allâh’ın razı olduğu yola’ yönlendirilmediyseler?

 

5:105     Ey samimiyetle inanan kimseler! Benliklerinizin ‘sorumluluğu’ kendi üzerlerinizedir! Ki, zarar veremez sapan bir kimse sizlere yönlendirildiyseniz. Allâh’adır dönüşünüz topluca! Artık ‘âhirette’ haber verecek sizlere, gayret ediyor olduğunuz şeyleri!

 

5:106     Ey samimiyetle inanan kimseler! Şahitlik etsin aranızda, ölüm ‘döşeğinde’ olduğu zaman sizlerden biriniz, vasiyet esnasında aranızdan iki adil kişi! Veya sizlerin dışında iki kişi ki, yeryüzünde vuruşmaya ‘sefere’ çıktığınızda o zaman isabet ederse sizlere ölüm musibeti, ‘o’ ikisini alıkoyun ibadetin ‘namazın’ ardından! böylelikle Allâh’a ant etsinler ki, eğer ‘onlardan’ şüpheye düşerseniz: „ ‘Bir’ Bedelle değiştirmeyeceğiz ‘yeminimizi’ ve olsa da akrabamız ve gizlemeyeceğiz Allâh’ın şehadetini. O zaman, mutlaka günahkârlardan oluruz! “.

 

5:107     Ne var ki, eğer farkına varılırsa ‘o’ ikisinin ‘geçmişte yalancılıkla’ bir günah işlemiş oldukları. O hâlde ‘mirasçılardan’ diğer iki kişi ikisinin yerine geçer ki, ‘ölene’ daha yakın olan üzerinde ‘hak sahibi’ kimseler! Böylelikle ikisi Allâh’a ant ederler: „ Mutlaka bizlerin şahitliği, onların şahitliğinden ‘daha’ gerçektir ve bizler haddi aşmadık. O zaman, mutlaka zalimlerden oluruz! “.

 

5:108     İşte bu, daha yakın ‘bir çaredir’ şehadetle yüz yüze gelmelerinde ‘şahitliği gereğince yapmalarında’ veya korkmalarına ki, onların yeminlerinin ardından yeminlerinin reddedilmesinden. Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ve ‘uyarılarını’ dinleyin! Ve Allâh, ‘inkâra şartlandıkları için’ yönlendirmez yoldan çıkmışlar toplumunu. >3:108, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

5:109     ‘Kıyâmet’ Günü Allâh, bir araya getirir elçileri, bunun üzerine der ki: „ ‘Milletinizi davet ettiğiniz zaman’ Sizlere ne cevap verildi? “. >5:109, 7:6, 28:65, 28:75< Derler ki: „ ‘Hiçbir’ Bilgimiz yok. Şüphesiz ki, Sen… Sen’sin algılanamayanı en iyi bilen! “. >6:59, 11:123, 13:9, 16:77, 18:26<

 

5:110     Demişti ki Allâh: „ Yâ Meryem oğlu Îsâ! Lütfumu hatırla ki, üzerinde ve annenin üzerinde. Desteklemiştim seni, Ruh’ûl Kudüs (:Cebrâîl aleyhisselâm) ile. Konuşuyordun insanlarla beşikte ve yetişkin iken. Ve öğretmiştim sana kitabı ‘hakikat bilgisini’ ve hükümleri ve Tevrât’ı ve İncîl’i. Ve yapmıştın nemli topraktan kuş şeklinde ‘bir’ heykel ki, Ben’im iznimle; öyle ki içine üflüyordun da hemen bir kuş olmuştu ki, Ben’im iznimle. Ve iyileştiriyordun doğuştan körü ve alaca ‘tenliyi’ ki, Ben’im iznimle. Ve çıkarıyordun ölüleri ‘kabirden’ ki, Ben’im iznimle. Ve savmıştım İsrail oğullarının saldırısını senden ki, ayan beyan ‘deliller’ getirdiğin zaman onlara! “. Ne var ki, demişti ki aralarından ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimseler: „ Bu ‘doğa kurallarına aykırı’, apaçık bir büyüden başka ‘bir şey’ değildir! “.

 

5:111     ‘Allâhû Teâlâ’: Ve vahyettiğim zaman havarilere (:Îsâ aleyhisselâm’ın İlâhi esasları yaymakla görevli yardımcıları) Bana inanmalarını ve elçime de, dediler ki: „ Bizler samimiyetle inandık ve şahit ol, bizlerin Müslümanlar (:Allâh’a teslimiyeti benimseyen) olduğumuza! “.

 

5:112     Demişlerdi ki Havariler: „ Yâ Meryem oğlu Îsâ! ‘O kadar’ Kudretli midir ki Rabbin, üzerimize indirebilsin gökten bir sofra? “. ‘Îsâ aleyhisselâm’ Dedi ki: „ Korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’ eğer samimiyetle inananlarsanız! “.

 

5:113     ‘Havariler’ Dediler ki: „ İstiyoruz ondan yiyelim ki ve ‘fiilen görüp’ kanaat olması için kalplerimizin ve bilelim sözünde samimiliğini ve olalım üzerine şahitler! “.

 

5:114     Dedi ki Meryem oğlu Îsâ: „ Allâh’ım… Rabbimiz, indir üzerimize bir sofra gökten ki, bizlere bayram olsun bizlerden evvelkiler için ve bizlerden sonrakilere ve senden bir âyet ‘alâmet olsun’! Ve bizleri rızıklandır! Ve Sen rızık verenlerin en hayırlısısın! “.

 

5:115     Dedi ki, Allâh: „ Muhakkak ki Ben, onu indireceğim üzerinize, fakat kim aranızdan sonradan nankörlük ederse, artık mutlaka azaplandırırım onu ki, milletlerden ‘hiç’ birini onunla azaplandırmadığım azapla! “.

 

5:116     Ve demişti ki Allâh: „ Yâ Meryem oğlu Îsâ! Sen mi dedin insanlara ki: „ Edinin beni ve annemi ilâhlar, Allâh’ın yanı sıra!? “. “. ‘Îsâ aleyhisselâm’ Dedi ki: „ Sen, noksan sıfatlardan, kusurdan ve eksiklikten uzaksın! Gerçek olmayan şeyi söylemem olamaz. >13:38, 14:11< Eğer olsaydım söyleyen onu, o hâlde biliyor olurdun onu. Bilirsin içimdeki şeyi ve ben bilmem Sen’in içindeki şeyi. Şüphesiz ki, Sen… Sen’sin algılanamayanı en iyi bilen! “. >6:59, 11:123, 13:9, 16:77, 18:26<

 

5:117     „ Söylemedim onlara, bana emrettiğinden başka bir şey ki, o da: Benim Rabbim ve sizlerin de Rabbi Allâh’a ki, ‘yalnızca O’na, hizmetle, ibadetle’ kulluk edin! >5:72, 6:101, 6:102< Ve oldum üzerlerine şahit, aralarında bulunduğum sürece. Nihayet vefat ettirdiğinde beni, Sen oldun ‘şahit’ ki, Sen’din gözleyen, tespit eden üzerlerine! Ve Sen, her şey üzerinde tümüyle, her daim hazır, her şeyin iç yüzünün farkında, şahitsin! “.

 

5:118     „ Eğer azap edersen onlara, buna rağmen muhakkak ki onlar, kullarındır. Ve eğer bağışlarsan onları, o hâlde şüphesiz ki, Sen… Sen’sin daima üstün gelen, eşi benzeri olmayan; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmeden! “.

 

5:119     Der ki Allâh: „ Bugün fayda sağlayacaktır sözünde samimilere, sadakatleri! “. Onlaradır cennetler ki, akar tabanından ırmaklar. Kalıcılardır onun ‘cennetlerin’ içinde ebedîyen. Allâh, razıdır onlardan ve onlar da Zât’ından razılardır. İşte budur büyük başarı, kurtuluş.

 

5:120     Allâh’ındır, göklerin saltanatı, hükümranlığı ve yerin ve onlardaki şeylerin de! Ve O, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir!