3. ÂL-İ İMRÂN:

 

„ Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm! Bismillâhirrahmânirrahîm! “.

 

„ Sığınırım Allâh’a, taşlanmış ‘rahmetinden kovulmuş’ şeytanın ‘şerrinden’! “. >15:34, 16:98<

„ Allâh’ın adıyla… Ki, sonsuz şefkatle merhamet edendir; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir! “.

 

 

3:1          Elif, Lâm, Mîm…

 

3:2          Allâh ki, ilâh yoktur Zât’ından gayrı! Ebedî ve evveli diridir! Var olan her şeyin kaynağı, dayanağıdır!

 

3:3          ‘Yâ Muhammed! Allâhû Teâlâ’, İndirdi sana kitabı ‘Kur’ân-ı Kerîm’i’, hak ile ‘amaç için’! >16:102, 17:106, 25:32, 32:2, 41:53< Ki, onaylayandır önlerindeki sebebi ‘diğer mukaddes kitapları’. Ve ‘Allâhû Teâlâ’, indirendir Tevrât ve İncîl’i!

 

3:4          Daha önceleri yönlendirilme ‘olarak indirdiği gibi’ insanlar için. Ve indirendir gerçeği itibarsızdan ayıranı! Muhakkak o kimseler ki örtmeye şartlanmışlardır Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’. Onlaradır ‘cehennemde’ şiddetli azap. Ve Allâh, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; intikam sahibidir!

 

3:5          Şüphesiz Allâh… Ki, Zât’ına ‘hiç’ bir şey gizli değildir yerde ve ne de gökte.

 

3:6          O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… Şekillendirendir sizleri rahimlerde dilediği gibi! >15:26, 55:14, 78:8< İlâh yoktur Zât’ından gayrı! O, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

3:7          ‘Yâ Muhammed’! O ‘Allâhû Teâlâ’, O ki… İndirendir sana kitabı ‘Kur’ân-ı Kerîm’i’! Onun ‘bir kısmı, kolay anlaşılır, sağlam’ hüküm âyetleridir, onlar kitabın ‘hakikat bilgisinin’ esasıdır ve diğerleri, yoruma açıktır. Fakat kalplerinde eğrilik eğilimliler bu yüzden yorum gerektirenlere uyarlar. Amaçları, ondan ‘tümünü geçersizleştirmek için’ fitne ‘kargaşa’ çıkarmak ve ‘bu yüzden’ gaye edinirler onun yorumunu. Ve bilemez onun yorumunu, Allâh’tan başkası ve ‘ilham verdiklerimizden’ ilimde derinliğe vukuflar ise derler ki: „ Bizler Zât’ına inandık, hepsi Rabbimizin katındandır! “. >4:162, 12:76< Ve hatırda tutmazlar, aklı ve gönlü işleyen, derin kavrayış sahiplerinden başkası.

 

3:8          ‘Aklı ve gönlü işleyen, derin kavrayış sahipleri, derler ki’: „ Rabbimiz, kalplerimizi kaydırma yönlendirdikten sonra bizleri! Hibe et katından bizlere, bahşedilme, merhametle esirgenme! Şüphesiz ki, Sen… Sen’sin karşılıksız, her daim hibe eden bahşeden! “.

 

3:9          „ Rabbimiz, şüphesiz Sen, insanları bir araya toplayacak olansın ‘kıyâmet’ günü ki, şüphe olmaz onda! “. Şüphesiz Allâh, miada ihtilâf etmez. >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

3:10       Muhakkak o kimseler ki ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlardır; asla çıkar sağlamaz onlara, malları ve ne de evlâtları, Allâh’tan ‘gelen’ bir şeye. Ve işte onlar ki… Onlar, ateşin yakıtıdırlar.

 

3:11       İnkârcıların’ Vaziyetleri, Firavun hanedanı gibidir. Ve o kimseler ki, onlardan önce yalanladılar âyetlerimizi ‘hakikat bilgisini’. Bunun üzerine Allâh, onları aldı ‘kıstırdı’ suçları ‘sebebiyle’. Ve Allâh’ın cezası şiddetlidir!

 

3:12       ‘Yâ Muhammed’! De ki ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlara: „ Yakında ‘âhirette’ mağlup olacaksınız ve cehennemde toplanacaksınız! “. Ve ne kötü döşektir ‘o’!

 

3:13       Sizlere âyet ‘alâmet’ olmuştur ‘Bedir savaşında’, çarpışan iki topluluk. Bir topluluk Allâh’ın yolunda savaşıyor ve diğeri inkârcılardı. Görüyorlardı ki onları ‘Allâhû Teâlâ’nın yolunda savaşanları’ iki misli kendilerinden ki ‘bunu’ gözleriyle görüyorlardı. >3:13, 8:44< Ve Allâh, dilediği ‘rızasına uyan’ kişiyi yardımıyla destekler. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< Muhakkak işte bu, görenlere ‘idrak edenlere’ elbette ibrettir.

 

3:14       Süslendi ‘cazip gösterildi’ insanlara, sevgiden oluşan şehvetleri. Kadınlara ve oğullara ve kantarlarca ‘biriktirilmiş’ altın ve gümüşe ve atlara ki, saf kan ve ‘sağmal’ hayvanlara ve ekinlere. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. >3:157, 7:48, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20< Ve Allâh… Zât’ının katındadır barınağın güzeli.

 

3:15       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Sizlere haber vereyim mi, bundan ‘daha’ hayırlısını? O kimselere ki… ‘Onlar, günahlardan’ Korunanlardır. Rablerinin katındadır, ‘onlara’ cennetler ki, akar tabanından ırmaklar. Kalıcılardır onun ‘cennetlerin’ içinde. Ve temiz eşler ve razı olunuş Allâh’tan. “. Ve Allâh, kullarını her hâliyle görendir!

 

3:16       O kimseler ‘cennetlikler’, derler ki: „ Rabbimiz, muhakkak ki bizler, samimiyetle inananlardan olduk; artık suçlarımızı bağışla ve koru bizleri ateşin azabından ‘cehennemden’! “.

 

3:17       ‘Onlar’ Sabredenler ve sözünde samimiler ve ‘Allâhû Teâlâ’ya’ âmâde olanlar ve ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’ bağış yapanlar ve ‘Allâhû Teâlâ’dan’ bağışlanma isteyenlerdir, seherlerde ‘şafaktan önce’.

 

3:18       Allâh, şahitlik etti ki şüphesiz O, ‘tek İlâhtır! Ve’ ilâh olmadığına Zât’ından gayrı! Ve melekler ve ‘ilham verdiklerimizden’ ilim sahipleri de >4:162, 12:76< hakkaniyeti kollayarak ki, ilâh yoktur Zât’ından gayrı! ‘O’, Daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

3:19       Mutlaka ki, dîn, Allâh’ın katında İslâm’dır (:Allâh’a teslimiyet)! Ve ihtilâf ettikleri şey, o kimselerin ki, kitap ‘hakikat bilgisi’ verilen ilimle gelen şeyin ‘delillerin’ ardından aralarında azgınlaşan ‘Yahudiler ve Hristiyanların bazılarından’, başkası değildir. >3:64, 9:30, 9:31, 42:21, 98:5< Ve kim, Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ örterse, o hâlde şüphesiz Allâh, tez, noksansız hesaplayandır!

 

3:20       ‘Yâ Muhammed’! Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa, o hâlde de ki: „ Ben teslim ettim yüzümü ‘benliğimi’ Allâh’a ve bana uyanlar da. “. Ve de ki o kimselere, kitap ‘hakikat bilgisi’ verilen ‘Yahudiler ve Hristiyanlardan bazılarına’ ve ‘İlâhi esaslar adına bir şey’ bilmeyenlere: „ Sizler de yüzünüzü ‘benliğinizi’ teslim ettiniz mi? “. Artık eğer teslim ettilerse, o hâlde yönlenmiş olurlar. Ve eğer ‘eskiye’ dönerlerse, artık senin üzerine ‘düşen’ sadece tebliğ etmektir. Ve Allâh, kullarını her hâliyle görendir!

 

3:21       Mutlaka o kimseler ki, Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ örtüyorlar. Ve öldürüyorlar peygamberleri hak dışı. Ve öldürüyorlar o kimseleri ki, ‘onlar’ insanlardan hakkaniyeti emredenlerdir. ‘Yâ Muhammed’! Bu yüzden müjdele onları ‘cehennemde’ elem azap ile!

 

3:22       İşte onlar… O kimseler ki, boşa çıktı gayretleri dünyada ve âhirette de. Ve yoktur onlara yardımcı.

 

3:23       Baksana, o kimselere ki, ‘Yahudilere, kendilerine’ kitaptan ‘hakikat bilgisinden’ nasip verildi. Davet ediliyorlar Allâh’ın kitabına ‘Kur’ân-ı Kerîm’e’ ki, kendi aralarında ‘uygulayarak’ hükmetmesi için sonra ‘hükmü, kabullenmeyip’ döner ‘giderler’ onlardan bir kısmı. Ve onlar yadsıyanlardır. >5:43<

 

3:24       İşte bu ‘yadsımanın’ sebebi, onlar ‘Yahudiler’, derler ki: „ Asla dokunmaz bizlere ateş, sayılı günler haricinde! “. Ve onları aldattı, dînlerinde ‘dîni algılarında’ iftira etmiş oldukları şeyler.

 

 

3:25       O hâlde nasıl ‘bir tavır alırlar’? Bir araya topladığımız zaman onları, ‘kıyâmet’ günü ki, şüphe olmaz onda! >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30< Ve tastamam ödendi her benliğe, kazandığı şey ‘ödül, ceza’. Ve onlar ‘âhirette’ zulmedilmezler.

 

3:26       ‘Ey samimiyetle inanan’! De ki: „ Allâh’ım! Tüm saltanatın, hükümranlığın tek sahibi ve onu dilediği ‘rızasına uyan’ kişiye verensin. Saltanatı, hükümdarlığı dilediğin kişiye verirsin ve çekip alırsın saltanatı, hükümdarlığı dilediğin kişiden de. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< Ve yüceltirsin dilediğin ‘rızana uyan’ kişiyi ve alçaltırsın dilediğin kişiyi. ‘Her türlü’ Hayır, Senin elindedir. Şüphesiz Sen, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiğin gibi icra eden ve yapmaya kudretlisin! “.

 

3:27       „ Geceyi dönüştürürsün gündüzüne ve gündüzü dönüştürürsün geceye! Ve ‘bunun gibi’ diriyi çıkarırsın ölüden ve ölüyü çıkarırsın diriden! Ve rızıklandırırsın dilediğin ‘rızasına uyan’ kişiyi hesapsızca! “. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11<

 

3:28       Samimiyetle inananlar, edinmesinler ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışları dostlar ‘sırdaş’, inançlıları bırakıp. >3:118, 4:89, 4:144, 5:51, 5:57, 9:16, 9:23, 58:22, 60:1, 60:8, 60:9< Ve kim ifa ederse bu ‘yasaklananı’, o hâlde olmaz Allâh’tan bir şeyin ‘bahşedilme, esirgenmenin’ içinde. Korunmak için ‘dost olmanız’ müstesna ki, çekinildiğinden onlardan. Ve Allâh, sizleri Zât’ından ‘buyruklarına karşı gelmekten’ sakındırır. Ve Allâh’adır varış.

 

3:29       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Eğer saklı tutarsanız da göğüslerinizde ‘gönüllerinizde’ olanı, veya onu açıklasanız da Allâh onu bilir! “.Ve ‘Allâhû Teâlâ’ en iyi bilendir, göklerdeki şeyleri ve yerdeki şeyleri de! Ve Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir!

 

3:30       O gün ‘kıyâmet sonrası âhirette’ bulur her can gayret ettiği şeyleri hayırdan ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’, hazır olarak. >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30< Ve gayret ettiği şeyleri kötülükten. Arzular ki, keşke olsa kendisi arasında ve onun ‘günahları’ arasında uzak bir mesafe. Ve Allâh, sizleri Zât’ından ‘buyruklarına karşı gelmekten’ sakındırır. Ve Allâh, insaf eden, acıyandır kullarına!

 

3:31       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Eğer Allâh’ı seviyorsanız, o hâlde bana uyun ki, Allâh sizleri sevsin ve bağışlasın suçlarınızı! “. Ve Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

3:32       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ İtaat edin Allâh’a ve elçiye! “. >4:14, 8:13, 9:80, 9:84, 33:36, 58:5< Buna rağmen eğer ‘eskiye’ dönerlerse, o hâlde şüphesiz Allâh, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışları sevmez!

 

3:33       Şüphesiz Allâh seçti, Âdem’i ve Nûh’u ve İbrâhîm’in ailesini ve İmran ailesini ki, milletler üzerine ‘yüceltti’.

 

3:34       Bir soy olarak birbirlerinden. Ve Allâh işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir!

 

3:35       Demişti ki, İmran’ın hatunu (Hanne): „ Rabbim, doğrusu ben, Sana adadım karnımda olan ‘bebeği, dünya işlerinden’ azat edilmiş. Bu yüzden ‘bu dileğimi’ benden kabul eyle! Şüphesiz ki, Sen… Sen’sin işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet eden; en iyi bilen! “.

 

3:36       Nihayet onu doğurunca dedi ki: „ Rabbim, gerçekten ben onu kız doğurdum! “. Ve Allâh en iyi bilendir ne doğurduğunu! Ve ‘imrendiği’ erkek, ‘evlât, ona lâyık gördüğümüz, kız gibi değildir’. ‘Hanne’ : „ Ve doğrusu bu yüzden ben, onu isimlendirdim ki, Meryem. Ve muhakkak ben, onu, Sana sığındırırım ve onun soyunu da ‘rahmetinden kovulmuş’ şeytanın ‘şerrinden’! “.

 

3:37       Bunun üzerine onu kabul eyledi Rabbi, iyice kabullendi ve yetiştirdi onu, iyi bir bitki gibi. Ve ‘himayeyle’ yükümlendirdi ona, Zekeriyyâ’yı. Her defasında girdiğinde onun yanına Zekeriyyâ ibadet ettiği yere, bulurdu onun yanında bir rızık. Derdi ki: „ Yâ Meryem! Bu sana nereden ‘geldi’? “. Derdi ki: „ O, Allâh’ın katından! “. Şüphesiz Allâh, rızıklandırır dilediği ‘rızasına uyan’ kişiyi hesapsızca. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11<

 

3:38       İşte orada Zekeriyyâ davet ‘dua’ etti Rabbine dedi ki: „ Rabbim, hibe et bana, katından temiz bir soy! Şüphesiz Sen, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğin duaya icabet edensin! “. >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5<

 

3:39       Bunun üzerine melekler, ona seslendi ve o ‘Zekeriyyâ aleyhisselâm’, ibadetteyken ibadet edilen yerde ‘Allâhû Teâlâ’nın huzurunda’ dikilmişken: „ Şüphesiz Allâh, müjdeliyor seni Yahyâ ile! “. ‘Yahyâ aleyhisselâm’, Allâh’tan bir kelimenin ‘Îsâ aleyhisselâm’ın’ onaylayanıdır. >3:45< Efendi ve günahı terk eden ve bir peygamber ki, erdemlilerdendi.

 

3:40       ‘Zekeriyyâ aleyhisselâm’ Dedi ki: „ Rabbim, nasıl olur oğlum? Ve ulaşmışken ihtiyarlık ve kadınım da kısırdır! “. ‘Melek’ Dedi ki: „ İşte böyledir Allâh, ifa eder dilediği şeyi! “.

 

3:41       ‘Zekeriyyâ aleyhisselâm’ Dedi ki: „ Rabbim, bana ver ‘gerçekleşeceğine dair’ bir âyet ‘alâmet’! “. ‘Allâhû Teâlâ’ Dedi ki: „ Senin âyetin ‘alâmetin’, üç gün insanlarla konuşmamandır işaretleşme ‘ile anlaşman’ haricinde. Ve Rabbini yâd et çokça ve her türlü noksanlıktan uzak say, akşam ve sabah! “.

 

3:42       Ve demişlerdi ki melekler: „ Yâ Meryem! Şüphesiz Allâh seni seçti ve ‘iffetsizlikten’ arındırdı. Ve seni seçti ‘yüceltti’ milletlerin kadınları üzerine! “.

 

3:43       „ Yâ Meryem! Âmâde ol Rabbine ve ‘Allâhû Teâlâ’nın huzurunda’ yere kapan! Ve ‘Allâhû Teâlâ’nın huzurunda’ eğil. ‘Allâhû Teâlâ’nın huzurunda’ eğilenlerle beraber! “.

 

3:44       ‘Yâ Muhammed’! İşte bu gıyaben ‘olup biten’ haberlerindendir ki, onu sana vahyediyoruz. Ve sen olmadın onların yanında, ‘kura çekip’ attıkları zaman kalemlerini, onların hangisi Meryem’e kefil olup ‘bakımını üstleneceğini’. Ve sen olmadın onların yanında, çekiştikleri zaman da.

 

3:45       Demişlerdi ki melekler: „ Yâ Meryem! Şüphesiz Allâh, seni müjdeliyor bir kelimeyle ‘hükmüyle’, Zât’ından! Onun adı Mesih, Meryem oğlu Îsâ’dır. Şereflidir, dünyada ve âhirette de ve ‘Allâhû Teâlâ’ya’ yakınlaştırılandır! “. >3:45, 4:72, 56:10, 56:11, 56:12, 56:13, 56:14, 56:88, 56:89, 83:21, 83:28<

 

3:46       „ Ve konuşacak insanlarla beşikte ve yetişkin iken. Ve o, erdemlilerdendir! “.

 

3:47       ‘Meryem aleyhisselâm’ Dedi ki: „ Rabbim, nasıl olur evlâdım? Ve bana dokunmadı ki ‘hiç’ Bir insan! “. ‘Melek’ Dedi ki: „ İşte böyledir Allâh, yaratır dilediği şeyi! Gerçekleşmesine hükmettiğinde, artık sadece der ki ona: „ Ol! “; ‘O şey’, Hemen ‘harekete geçer, vaktiyle de’ olur! “.

 

3:48       ‘ Yine melekler’: „ Ve ‘Allâhû Teâlâ’ öğretecek ona ‘Îsâ aleyhisselâm’a’, kitabı ‘hakikat bilgisini’ ve hükümleri ve Tevrât’ı ve İncîl’i! “.

 

3:49       „ Ve İsrail oğullarına elçi ‘olacak diyecek ki’ “: „ Muhakkak ki, getirdim sizlere Rabbinizden bir âyet ‘hakikat bilgisi’! Ben gerçekten yaparım sizlere nemli topraktan kuş heykeli, sonra içine üflerim de, o, hemen olur Allâh’ın izniyle bir kuş. Ve iyileştiririm doğuştan körü ve alaca ‘tenliyi’. Ve Allâh’ın izniyle ölüyü diriltirim. Ve haber veririm sizlere, yediğiniz şeyleri ve sakladığınız şeyleri evlerinizde! “. Mutlaka işte bu, sizlere elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir’ eğer samimiyetle inananlarsanız!

 

3:50       „ Ve onaylayan ‘olarak geldim’, önümdeki sebebi, Tevrât’tan! Ve helâl ‘caiz’ kılmak için sizlere ki, bir kısım ‘şeyler’ haram ‘caiz olmaz’ kılındı üzerlerinize. >4:160, 6:146< Ve getirdim sizlere Rabbinizden bir âyet ‘alâmet’. Artık korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ve itaat edin bana! “.

 

3:51       „ Şüphesiz Allâh, Rabbimdir ve sizlerin de Rabbidir! Öyleyse ‘yalnızca, Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ına ‘hizmetle, ibadetle’ kulluk edin! “. >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5< Bu (İslâm: Allâh’a teslimiyet), ‘Allâhû Teâlâ’nın, razı olduğu’ yol doğrultusudur. >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25<

 

3:52       Ne var ki Îsâ, onlardan inkâr hissedince dedi ki: „ Yardımcılarım kimlerdir, Allâh uğrunda? “. Havariler (:Îsâ aleyhisselâm’ın İlâhi esasları yaymakla görevli yardımcıları) dediler ki: „ Bizler, Allâh yardımcılarıyız. Allâh’a samimiyetle inandık ve şahit ol, bizlerin Müslümanlar (:Allâh’a teslimiyeti benimseyen) olduğumuza! “.

 

3:53       „ Rabbimiz, inandık senin indirdiğin şeye ‘hakikat bilgisine’ ve uyduk elçiye; artık bizleri yaz şahitlerle ‘Allâhû Teâlâ’ya ve peygamberlerine tanıklık edenlerle’ beraber! “.

 

3:54       Ve ‘inkârcı Yahudiler’, düzen kurdular. Ve Allâh da düzen kurdu (yaptıklarının devamına müsaadesiyle, aleyhlerine oluşturur)! >14:46, 16:26, 35:43, 52:42< Ve Allâh, düzen kuranların en hayırlısıdır!

 

3:55       Demişti ki Allâh: „ Yâ Îsâ! Mutlaka ki Benim… Seni ‘vaden dolunca’ vefat ettirecek ve seni yükseltecek Zât’ıma! >3:145, 11:104, 15:5, 17:13< Ve seni ‘gayrimeşru iftirasından’ arındıracak, o kimselerden ki, ‘seni’ inkâr ettiler! Ve üstün kılacak da, sana uyan kimseleri kıyâmet gününe kadar, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselerden. Sonra Bana’dır dönüşünüz! Artık ‘âhirette’ aranızda hüküm vereceğim ihtilâf ettiğiniz şeylerde! “. >3:64, 9:30, 9:31, 42:21, 98:5<

 

3:56       Ancak ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselere ise, öyleyse onlara azap edeceğim şiddetli azap ile dünyada ve âhirette de. Ve yoktur onlara yardımcı.

 

3:57       Oysaki samimiyetle inanan kimselere ise ve erdemli gayretler edenlere… Öyle ki, tastamam ödenir onlara mükâfatları. Ve Allâh, zalimleri sevmez!

 

3:58       ‘Yâ Muhammed’! İşte bunlar ki, okuyoruz onu sana; âyetlerindendir adaleti hükmeden ve ‘gerçekleri, Allâhü Teâlâ’yı’ hatırlatan ‘Kur’ân-ı Kerîm’in’.

 

3:59       Mutlaka emsali Îsâ’nın, Allâh’ın katında ‘şu’ misal gibidir: Âdem ki, onu yarattı topraktan ‘babasız’. Sonra dedi ki ona: „ Ol! “; ‘O’, Hemen ‘oluşmak için harekete geçti, vaktiyle de’ oldu!

 

3:60       ‘Yâ Muhammed’! Gerçek ‘hakikat bilgisi’ Rabbindendir. O hâlde olma, tereddüt edenlerden!

 

3:61       ‘Yâ Muhammed’! Artık kim, seninle tartışırlarsa onda, ‘Îsâ aleyhisselâm’ın’ hakkında, sana gelen şey ‘hakikat’ bilgisi ardından, o hâlde de ki: „ Gelin çağıralım, oğullarımızı ve oğullarınızı ve kadınlarımızı ve kadınlarınızı ve canlarınızla ve canlarımızla ‘canla başla toplanalım’. Sonra yakaralım ‘Allâhû Teâlâ’ya’, böylelikle edelim Allâh’ın lânetini yalancıların üzerlerine! “.

 

3:62       Muhakkak ki bu ‘Îsâ aleyhisselâm hakkında anlatılan’, elbette o kıssanın gerçeğidir. Ve yoktur ‘bir’ ilâh, Allâh’tan gayrı! Ve şüphesiz Allâh, gerçekten O… Daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

3:63       Buna rağmen eğer ‘eskiye’ dönerlerse, o hâlde şüphesiz Allâh, bozgun çıkaranları en iyi bilendir!

 

3:64       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) Gelin bir kelimeye ‘Allâhû Teâlâ’nın hükmüne’ ki, aynıdır aramızda ve aranızda. ‘Hizmetle, ibadetle’ Kulluk etmeyelim Allâh’tan gayrısına! >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5< Ve ortak yakıştırmayalım Zât’ına bir şeyi ‘uydurma ilâhları’! >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< Ve edinmeyelim birbirimizden birilerimizi, Allâh’ın yanı sıra ‘dîni kurallar koyan’ rabler! “. >3:64, 9:30, 9:31, 42:21, 98:5< Buna rağmen eğer ‘eskiye’ dönerlerse, artık deyin ki: „ Şahit olun, bizlerin Müslümanlar (:Allâh’a teslimiyeti benimseyen) olduğumuza! “.

 

3:65       Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) Neden tartışıyorsunuz İbrâhîm hakkında? Ve indirilmedi Tevrât ve İncîl de illâki ‘önce ki, indirildi’ onun ardından. Hâlâ akıl etmez misiniz?

 

3:66       İşte sizler busunuz ki, tartıştınız hakkında bilginiz olan bir şeyde. Oysaki neden tartışıyorsunuz hakkında bilginiz olmayan bir şeyde? Ve Allâh bilir ve sizler bilmezsiniz ‘sırları ve açıklanan şeyleri’!

 

3:67       Olmadı İbrâhîm, Yahudi ve ne de Hristiyan. Ve lâkin Hanif (:yegâne İlâh’a inanan), Müslümandı (:Allâh’a teslimiyeti benimseyen). >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25< Ve olmadı ‘İbrâhîm aleyhisselâm , Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan.

 

3:68       Muhakkak insanların en yakın olanı İbrâhîm’e, elbette o kimseler ki, ona uydular ve bu peygamber ‘Muhammed aleyhisselâm’ ve o kimseler ki samimiyetle inandılar. Ve Allâh, dostudur samimiyetle inanan kimselerin.

 

3:69       Arzuladı ‘diğer’ kitapların erbaplarından (:Yahudiler ve Hristiyanlar) bir grup, keşke şaşırtabilseler sizleri. Ve ‘aslında’ saptıramazlar benliklerinden başkasını. >14:30< Ve ‘bunun’ farkında ‘bile’ değillerdir.

 

3:70       Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) Neden örtüyorsunuz Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’? Ve sizler ‘buna’ şahitlerken.

 

3:71       Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) Neden karıştırıyorsunuz gerçeği, asılsızla? Ve gizliyorsunuz gerçeği ve sizler bildiğiniz ‘hâlde’.

 

3:72       Ve dedi ki ‘diğer’ kitapların erbaplarından (:Yahudilerden) bir grup, ‘diğerlerine’: „ İnanın samimiyetle inanan kimselere, onlara indirilene ‘Kur’ân-ı Kerîm’e’ gündüzün ve inkâr edin ‘günün’ sonunda. Ki, belki ‘inançlarından’ dönerler. “.

 

3:73       „ Ve inanmayın, dîninize ‘dîni algılarınıza’ uyan kimseden başkasına. “. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Muhakkak ki ‘tek gerçek’ yönlendirilme, Allâh’ın ‘razı olduğu’ yönlendirilmedir! “. ‘Yine derlerse ki:’ „ Sizlere verilen şeyin benzeri ‘başka’ birine de verilmesine de ‘inanmayın’. “. Veya delillerle tartışırlarsa sizlerle, Rabbinizin huzurunda. >2:76, 3:73, 42:13, 42:14, 42:15, 42:16< De ki: „ Şüphesiz lütuf, Allâh’ın elindedir, verir onu dilediği ‘rızasına uyan’ kişiye. “. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< Ve Allâh, ilmi, kudreti, lütufları geniş, her şeyi kapsayandır; en iyi bilendir!

 

3:74       ‘Allâhû Teâlâ’, Tahsis eder bahşetmesini, merhametle esirgemesini, dilediği ‘rızasına uyan’ kişiye. >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< Ve Allâh, büyük lütuf sahibidir!

 

3:75       Ve ‘diğer’ kitapların erbaplarından (:Yahudiler ve Hristiyanlar) ‘öyle’ kimseler var ki, kantarlarca ‘servetini’ eğer ona emanet etsen, sana onu iade eder. Ve aralarından ‘öyle’ kimseler de ‘var ki’, bir dinarı eğer ona emanet etsen, sana onu iade etmez, illâki başında dikilmedikçe. Ki, işte bu, diyor olmalarından: „ Yoktur üzerlerimize, bilmeyenler ‘dînimizden olmayanlar’ hakkında bir yol ‘vebal’. “. Ve söylüyorlar Allâh üzerine yalanı ve bildikleri ‘hâlde’. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

3:76       Aksine kim, vefa eder de taahhüdüne ve ‘günahlardan’ korunursa, o hâlde şüphesiz Allâh, ‘günahlardan’ korunanları sever!

 

3:77       Muhakkak o kimseler ki, satalar Allâh’ın ‘adıyla verilen’ taahhüdü ve yeminlerini az bir bedele. İşte onlar ki, bir pay yoktur onlara âhirette. Ve onlarla konuşmayacak Allâh ve ne de göz açtırır ‘süre verir’ onlara kıyâmet günü ve onları ‘günahlardan’ arındırmayacak. Ve onlaradır ‘cehennemde’ elem azap.

 

3:78       Ve muhakkak ‘Yahudilerin’ aralarından, elbette bir kısmı, dillerini eğip bükerler onu ‘okuduklarını’ kitaptan ‘hakikat bilgisi’ sanmanız için kitabı ‘Tevrât’ı’ okurken; ve o şey kitaptan değildir. Ve derler ki: „ O, Allâh’ın katındandır! “. O şey, Allâh’ın katından değildir. >4:46< Ve söylüyorlar Allâh üzerine yalanı ve bildikleri ‘hâlde’. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

3:79       Olamaz bir insan için, Allâh’ın, ona vermesi kitap ‘hakikat bilgisi’ ve idrak ‘yetisi’ ve peygamberlik ki, sonra da insanlara desin ki: „ Kul olun ‘kulluk edin’ bana da, Allâh’ın yanı sıra! “. >13:38, 14:11< Ve lâkin ‘der ki’: „ Rabbanî ‘hizmetle, ibadetle kendini Rabbine adayan, dîn âlimleri’ olun ki, öğretiyor olduğunuz şeylerle, kitaptan ve öğreniyor olduğunuz şeylerle ‘hakikat bilgisiyle’! “.

 

3:80       Ve ‘onlar’ emretmez sizlere edinmenizi, melekleri ve peygamberleri, ‘Allâhû Teâlâ’nın yanı sıra’ rabler. >3:64, 9:30, 9:31, 42:21, 98:5< ‘Bir peygamber’ Sizlere, emreder mi ‘hakikati’ inkârı ki, sizler Müslümanlar (:Allâh’a teslimiyeti benimseyen) olduktan sonra?

 

3:81       Ve Allâh, aldığı zaman peygamberlerden kesin söz: „ Sizlere verdiğim kitap ‘hakikat bilgisi’ ve hükümlerden sonra, sizlere geldiğinde bir elçi ki, onaylayandır beraberinizdeki sebebi ‘Tevrât ve İncîl’i’, ona elbette inanacak ve ona elbette yardım edeceksiniz! “. Dediğinde: „ Kabul ettiniz ve aldınız mı bu ağır ‘görevi’ üzerlerinize? “. Dediler ki: „ Kabul ettik! “. ‘Allâhû Teâlâ’ Dedi ki: „ Öyleyse şahit olun ve Ben sizlerle beraber şahitlerdenim! “.

 

3:82       Artık kim, ‘eskiye’ dönerse bundan sonra, o hâlde işte onlar ki… Onlar, yoldan çıkmışlardır.

 

3:83       Allâh’ın dîninden ‘İslâm’dan’ gayrısını mı amaçlıyorlar hâlâ? >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25< Ve ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ına teslim oldu ‘olmuşken’, kim varsa göklerde ve yerde, istekli ve isteksiz ve Zât’ına döndürüleceklerken.

 

3:84       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Bizler samimiyetle inandık, Allâh’a ve indirilen şeye bizlere ‘Kur’ân-ı Kerîm’e’ indirilen şeye ‘diğer mukaddes kitaplara’, İbrâhîm’e ve İsmâîl’e ve İshâk’a ve Yâkub’a (:İbrâhîm aleyhisselâm’ın torunu) ve oğullarına ve verilen şeye Mûsâ’ya ve Îsâ’ya ‘Tevrât ve İncîl’e’ ve ‘diğer’ peygamberlere ‘verilen sahife, kitap ve vahiylere’, Rablerinden. Ayırt etmeyiz ‘hiç’ birini onların aralarından. Ve bizler, ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ına Müslümanlarız (:Allâh’a teslimiyeti benimseyen)! “.

 

3:85       Ve kim gaye edinir de İslâm’dan (:Allâh’a teslimiyet) gayrı bir dîne ‘inanca’, artık asla kabul edilmez ondan; ve o, âhirette de hüsrana uğrayanlardandır.

 

3:86       Nasıl yönlendirir ki Allâh, inandıktan sonra ‘hakikati’ örten toplumu (:Yahudiler ve Hristiyanlar). Ve şahitlerken, elçinin gerçek olduğuna ve gelmişken onlara, ayan beyan ‘deliller’. Ve Allâh, ‘inkâra şartlandıkları için’ yönlendirmez zalimler toplumunu. >3:108, 6:104, 7:101, 10:74, 40:35, 64:11<

 

3:87       İşte onlar ki, cezaları Allâh’ın lânetinin üzerlerine olmasıdır ve meleklerin de ve ‘bilgilendirilme şansı olmadığı için sapan ve neticelerine katlanan’ insanların da topluca.

 

3:88       Kalıcılardır onun ‘cehennemin’ içinde. Hafifletilmez onlardan azap ve onlara göz açtırılmaz ‘süre verilmez’.

 

3:89       O kimseler müstesna ki, tövbe ettiler bunun ardından ve gidişatı düzelttiler. O hâlde şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

3:90       Muhakkak o kimseler ki ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlardır inandıklarının ardından, sonra da nankörlüğü arttırdılar. Onların ‘son nefesteki’ tövbeleri asla kabul eylenmez. >3:90, 9:84, 9:113< Ve işte onlar ki… Onlar, sapanlardır.

 

3:91       Muhakkak o kimseler ki ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlardır ve ‘bu günahla’ öldüler; ve onlar inkârcılardır ‘öldüklerinde’. Artık asla kabul eylenmez onların hiçbirinden, yeryüzü dolusu altını olsa ve onu feda edecek olsa da. İşte onlar ki… Onlaradır ‘cehennemde’ elem azap. Ve onlara yoktur yardımcı.

 

3:92       Asla ulaşamazsınız, samimiyetle inanmışlığı yansıtan yaşama. Ki, ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’ bağış yapmadıkça sevdiğiniz şeylerden. Ve ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’ bağış yaptığınız şeyi bir şeylerden, o hâlde şüphesiz Allâh, onu en iyi bilendir!

 

3:93       Yiyeceklerin hepsi helâldi ‘caizdi’ İsrail oğullarına, İsrail’in (Yâkub aleyhisselâm’ın bir adağı esas alarak) benliğine haram ‘caiz olmaz’ kıldığı şeyler haricinde ki, Tevrât indirilmeden önce. >3:93, 4:160, 6:146< ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Haydi Tevrât’ı getirin de okuyun, eğer sözünde samimilerseniz! “.

 

3:94       Artık kim, Allâh üzerine ‘Allâhû Teâlâ’nın emridir’ yalanı atfederse, o hâlde işte onlar ki… Onlar, zalimlerdir. >2:168, 2:169, 7:33, 16:116<

 

3:95       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Sözünde samimidir Allâh. Öyleyse uyun İbrâhîm’in milletine ‘aynı inancı paylaşanlara’, Hanif (:yegâne İlâh’a inanan) olarak! “. >3:19, 3:83, 3:84, 3:85, 6:161, 10:105, 21:25< Ve olmadı ‘İbrâhîm aleyhisselâm , Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıranlardan.

 

3:96       Muhakkak ilk ev (:Kâbe), insanlara ‘ibadet’ için konulmuştur. Elbette o, Bekke’dedir (:Mekke’nin eski adı). Ve yönlendirmeye ‘vesile olarak’ bereket kaynağıdır milletlere. >2:127, 3:96, 3:97<

 

3:97       Oradadır âyetler ‘ibretler’, ayan beyan ‘deliller’, İbrâhîm’in mahallînde. Ve kim oraya girerse, emniyette olur. Ve Allâh için evin (:Kâbe) hac edilmesi, insanların üzerinedir! >2:127, 3:96, 3:97< Ona yol bulmaya ‘hacca gitmeye’ gücü yeten kimselere. Ve kim, ‘hakikati’ inkâr ederse, o hâlde şüphesiz Allâh, var olan hiçbir şeye muhtaç olmayandır!

 

3:98       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) Neden örtüyorsunuz Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’? “. Ve Allâh, her daim hazır, her şeyin iç yüzünün farkında, şahittir; gayret ettiğiniz şeyler üzerinde!

 

3:99       ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Ey ‘diğer’ kitapların erbapları! (:Yahudiler ve Hristiyanlar) Neden alıkoyuyorsunuz Allâh’ın yolundan inanan kimseleri? Onda bir eğrilik amaçlıyorsunuz ve sizler şahitlerken ‘buna’ “. Ve Allâh, bihaber değildir gayret ettiğiniz şeylerden!

 

3:100     Ey samimiyetle inanan kimseler! Eğer itaat ederseniz bir kısmına o kimselerin ki, kitap ‘hakikat bilgisi’ verilen ‘Yahudiler ve Hristiyanların’, sizleri döndürürler inancınızın ardından inkârcılığa.

 

3:101     Ve nasıl nankörlük edersiniz? Ve sizlere okunurken Allâh’ın âyetleri ‘hakikat bilgisi’ ve aranızdayken elçisi. Ve kim, sımsıkı tutunursa Allâh’a ‘teslimiyete’, artık o, yönlendirilmiş olur ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu’ yol doğrultusunda.

 

3:102     Ey samimiyetle inanan kimseler! Korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’ ki, Zât’ına lâyıkıyla, hakkıyla ‘titizlikle, gereğince’! Ve ölmeyin ve sizler, Müslümanlar (:Allâh’a teslimiyeti benimseyen) kalmaksızın!

 

3:103     Ve sımsıkı tutunun ‘elbirliğiyle! Allâh’a teslimiyet için bir yöne çekilen’ Allâh’ın urganına, hepiniz ve ayrılığa düşmeyin! Ve hatırlayın üzerlerinizdeki Allâh’ın lütuflarını! Sizler ‘birbirinize’ düşman idiniz, sonra kaynaştırdı kalplerinizin arasını ki, böylelikle olmuştunuz ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ının lütfuyla kardeşler. Ve sizler, ateşten bir çukurun kenarındayken nihayet sizleri kurtardı ondan. İşte böyle beyan eder Allâh, sizlere âyetlerini ‘hakikat bilgisini’. Ki, belki ‘Allâhû Teâlâ’nın razı olduğu yola’ yönlenirsiniz.

 

3:104     Ve olsun aranızda bir millet. Hayra davet eden ve emreden makul olarak ve men eden aykırılıktan! Ve işte onlar ki… Onlar ‘buna uyanlar’, kurtuluşa erenlerdir.

 

3:105     Ve olmayın. O kimseler (:Yahudiler ve Hristiyanlar) gibi ki, ayrıldılar ve ihtilâf ettiler gelen şeyin ‘delillerin’ ardından onlara, ayan beyan! >3:64, 9:30, 9:31, 42:21, 98:5< Ve işte onlar ki… Onlaradır ‘cehennemde’ büyük azap.

 

3:106     O gün ‘kıyâmet sonrası âhirette, nice’ yüzler parlayacak ve kararacak ‘nice’ yüzler de. Artık yüzleri kararan kimselere ‘denir ki’: „ ‘Hakikati’ Örtmeye mi şartlandınız? İnanmanızın ardından; o hâlde tadın azabı! İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden. “.

 

3:107     Ve ama o kimseler ki, yüzleri parladı. Artık Allâh’ın bahşetmesi, merhametle esirgemesi içindedirler. Onlar, onun ‘cennetin’ içinde kalıcılardır.

 

3:108     ‘Yâ Muhammed’! Bunlar Allâh’ın âyetleridir ‘alâmetleridir’ ki, onu okuyoruz sana, gerçekleriyle! Ve Allâh, dilemez var olan her şeye ‘haksız yere’ zulüm.

 

3:109     Ve Allâh’ındır, göklerdeki şeyler ve yerdeki şeyler de! Ve Allâh’a döndürülür emirleriyle ‘oluşan her şey’!

 

3:110     Sizler oldunuz en hayırlı millet, insanlar için çıkarılmış. Makul olarak emredersiniz ve men edersiniz aykırılıktan ve samimiyetle inanıyorsunuz Allâh’a. Ve eğer inansalardı ‘diğer’ kitapların erbapları da (:Yahudiler ve Hristiyanlar) elbette olurdu onlara ‘daha’ hayırlı. Onlardan samimiyetle inananlar da ‘vardır’ ve onların birçoğu yoldan çıkmışlardır.

 

3:111     Sizlere asla zarar veremezler, rahatsızlık dışında. Ve eğer savaşırlarsa sizlerle, arkalarını dönerler sizlere. Sonra da ‘onlara’ yardım olmaz.

 

3:112     Üzerlerine vuruldu aşağılanma ‘damgası’, nerede bulunurlarsa. ‘Elbirliğiyle bir yöne çekilen’ Allâh’ın urganına ‘sımsıkı tutunanlar’ müstesna; ve bir urgan ki, ‘dîni algıları Allâh’a teslimiyet olan’ insanlardan ‘sımsıkı tutulmuştur’. Ve uğradılar Allâh’tan ‘bir’ hiddete ve vuruldu üzerlerine miskinlik ‘damgası’. İşte bu onların, Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ örtüyor olmalarındandır. Ve öldürüyorlar peygamberleri hak dışı. İşte bu şey, isyan etmeleri sebebiyledir ve haddi aşmış olmalarındandır.

 

3:113     ‘Onların hepsi’ Eşit değildir. ‘Diğer’ kitapların erbaplarından (:Yahudiler ve Hristiyanlar) bir millet, ‘Allâhû Teâlâ’nın huzurunda’ dikilerek okurlar Allâh’ın âyetlerini gece boyunca. Ve onlar ‘Allâhû Teâlâ’nın huzurunda’ yere kapanırlar.

 

3:114     Samimiyetle inanırlar Allâh’a ve âhir ‘son’ güne. Ve emrederler makul olanla ve men ederler aykırılıktan ve yarışırlar ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’ hayırlara. Ve işte onlar, erdemlilerdendir.

 

3:115     Ve ifa ettikleri şey ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’ hayırdan ki, artık o, asla örtülmez ‘mutlaka mükâfatı tastamam ödenir’. Ve Allâh, ‘günahlardan’ korunanları en iyi bilendir!

 

3:116     Muhakkak o kimseler ki ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlardır; asla çıkar sağlamaz onlara, malları ve ne de evlâtları, Allâh’tan ‘gelen’ bir şeye. Ve işte onlar, ateş sahabeleridir; onlar, onun içinde kalıcılardır.

 

3:117     Emsali bağış yapılan şeylerin bu dünya hayatında, kavurucu, dondurucu bir rüzgâr misali gibidir benliklerine zulmeden toplumun ekinlerinin ki, ona kavurucu bir soğuk isabet etti de böylelikle onu yok ettiği ‘tahribata benzer’. Ve zulmetmedi onlara Allâh, ve lâkin ‘iftirayla, günaha sebebiyet verecek bir iş yapmakla’ kendi benliklerine zulmediyorlar.

 

3:118     Ey samimiyetle inanan kimseler! Edinmeyin sırdaş, sizlerden olmayanı! >3:118, 4:89, 4:144, 5:51, 5:57, 9:16, 9:23, 58:22, 60:1, 60:8, 60:9< ‘Onlar’, Sizlere kargaşadan geri kalmazlar ve sizleri meşakkate düşürecek şeyler arzularlar. Kinleri ağızlarından ‘sözlerinden’ belli olmuştur. Ve gizledikleri şey ‘kinleri’ göğüslerinde ‘gönüllerinde’ daha da büyüktür. Sizlere, âyetleri ‘alâmetleri’ beyan etmiştik, eğer akıl ederseniz.

 

3:119     İşte sizler böylesiniz, onları seversiniz ve onlar sizleri sevmezler. Ve sizler, inanırsınız kitaba ‘hakikat bilgisine’ ki, onun tamamına. Ve sizlerle buluştukları zaman, derler ki: „ Bizler, samimiyetle inandık! “. Ve baş başa kaldıkları zaman, ısırırlar parmak uçlarını sizlere karşı öfkelerinden. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Öfkenizden ölün! “. Şüphesiz Allâh, göğüslerin ‘gönüllerin’ barındırdığını en iyi bilendir!

 

3:120     Eğer sizlere dokunursa bir iyilik, onları hüzünlendirir. Ve eğer isabet ederse sizlere bir kötülük, onunla keyiflenirler. Ve eğer sabrederseniz ve ‘günahlardan’ korunursanız, sizlere zarar veremez onların hileleri, ‘hiçbir’ şeyle. Şüphesiz Allâh, kuşatan, kavrayandır; gayret ettikleri şeyleri!

 

3:121     ‘Yâ Muhammed’! Ve ‘ayrıldığın’ zaman sabah erkenden ailenden, eğleştiriyordun samimiyetle inananları, savaş için ‘Uhud’da’ elverişli yerlere. Ve Allâh, işitmesi devamlı ve her şeyi kapsayan, işittiğine icabet edendir; en iyi bilendir!

 

3:122     ‘Bozulmaya’ Yeltenmişti sizlerden iki grup, korkarak. Ve Allâh, onların dostu ‘olduğu hâlde’. Ve artık Allâh’a itimat etsinler samimiyetle inananlar!

 

3:123     Ve andolsun ki, Allâh, sizlere yardım etti, Bedir’de ‘savaşta’ ve sizler ezik hâldeyken. Artık korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ki, belki şükredersiniz.

 

3:124     ‘Yâ Muhammed’! Demiştin ki samimiyetle inananlara: „ Sizlere yetmiyor mu ki, Rabbinizin sizlere imdada yetişmesi, indirilen meleklerden üç bini ile? “. >3:151, 8:10, 8:11, 8:12, 8:44, 8:48, 8:66, 36:28<

 

3:125     Zaten eğer sabrederseniz ve ‘günahlardan’ korunursanız ve sizlere gelirler de aniden, ‘saldırırlarsa bile’ bununla sizlere imdada yetişir Rabbiniz, belirlenmiş meleklerden beş bini ile. >3:151, 8:10, 8:11, 8:12, 8:44, 8:48, 8:66, 36:28<

 

3:126     Ve yapmadı onu ‘bu yardımı’ ki Allâh sizlere, illâki ‘bir’ müjde ve ‘fiilen görüp’ kanaat olması için kalplerinizin bununla. >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5< Ve yardım olmaz ki, Allâh’ın katından olmasın! Ki, ‘Zât’ı’, daima üstün gelen, eşi benzeri olmayandır; âdil, hakkı yerine getiren, adaletle hükmedendir!

 

3:127     ‘Allâhû Teâlâ bu yardımı yaptı ki’, Bir tarafın ‘ardını’ kesmek için, inkâr eden kimselerden veya onları perişan eder ki, bu yüzden bozguna uğrar da geri dönerler.

 

3:128     ‘Yâ Muhammed’! Ki ‘bu’ işte senin ‘yapacağın’ bir şey yoktur! ‘Allâhû Teâlâ’, Ya onlardan tövbeyi kabul eyler veya ‘inkâra devam ederlerse’ onlara azap eder. Ne var ki, gerçekten onlar zalimlerdir.

 

3:129     Ve Allâh’ındır, göklerdeki şeyler ve yerdeki şeyler de! Bağışlar dilediği ‘rızasına uyan’ kişiyi; >5:16, 7:178, 13:27, 16:9, 39:41, 57:20, 64:11< ve azap eder dilediği ‘müstahik’ kişiye de. >4:48, 6:88, 7:146, 8:51, 9:80, 16:107, 16:108, 40:12, 47:28< Ve Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; inançlıları esirgeyen, acıyan, bahşedendir!

 

3:130     Ey samimiyetle inanan kimseler! Yemeyin kâr payını kat kat arttırarak! Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ki, belki kurtuluşa erersiniz.

 

3:131     Ve ‘günahlardan’ korunun ki, o ateş, ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışlara hazırlandı!

 

3:132     Ve itaat edin Allâh’a ve elçiye! Ki, belki bahşedilip, merhametle esirgenirsiniz.

 

3:133     Ve yarışın, Rabbinizden bağışlanmaya! Ve cennete ki, yeri, gökler ve yeryüzü kadardır. Hazırlanmıştır ‘günahlardan’ korunanlara.

 

3:134     O kimseler ki, ‘Allâhû Teâlâ’nın rızası için’ bağış yaparlar bollukta ve darlıkta ve yutanlardır ‘tutanlardır’ öfkelerini ve affedenlerdir insanları. Ve Allâh, ahlâklıları sever!

 

3:135     Ve o kimseler ki, yüz kızartıcı işler ifa ettiklerinde veya zulmettiklerinde ‘günaha sebebiyet verecek işleri yapmakla’ benliklerine, Allâh’ı yâd ederler, suçları için hemen bağışlanma isterler. Ve ‘doğrusu’ kim, bağışlar suçları ki, Allâh’tan başka? Ve ‘onlar’ ısrar etmezler, ifa ettikleri şeyler üzerinde ‘hatalarında’ ve bildikleri ‘hâlde’.

 

3:136     İşte onlaradır hak ettikleri, Rablerinden bağışlanma ve cennetler ki, akar tabanından ırmaklar. Kalıcılardır onun ‘cennetlerin’ içinde. Ve ne güzel mükâfatları, ‘yararlı işlere’ gayret edenlerin!

 

3:137     Gelip geçmiştir sizlerden önce de uygulanan sünnetler ‘uygulanan İlâhî hükümler’. Haydi yeryüzünde ‘o hâlde isterseniz’ gezinin de böylelikle bakın, nasıl oldu âkıbeti ‘hakikat bilgisini’ yalanlayanların!

 

3:138     Bu ‘Kur’ân-ı Kerîm’, bir beyandır insanlara ve yönlendirilme ve nasihattir ‘günahlardan’ korunanlara!

 

3:139     ‘Ey samimiyetle inanan kimseler’! Ve yılmayın ve üzülmeyin. Ve sizler üstün olanlarsınız eğer samimiyetle inananlarsanız!

 

3:140     Eğer sizlere dokunursa bir ıstırap, o hâlde dokunmuştu o topluma da onun benzeri bir ıstırap. Ve bunları ‘mutlu ve kederli’ günleri insanlar arasında dolandırırız. Allâh’ın, bilmesi ‘belirlemesi’ içindir samimiyetle inanan kimseleri ve aranızdan şahitler edinir. >3:166, 3:167, 47:31, 57:25< Ve Allâh, zalimleri sevmez!

 

3:141     Ve gidermesi içindir ‘kalplerinizdeki şüpheyi’ Allâh’ın, samimiyetle inanan kimselerden ve usul usul mahvetmesi içindir inkârcıları.

 

3:142     Yoksa hesapladınız mı ki, cennete dâhil edileceğinizi ve olmadıkça Allâh’ın bilip ‘belli etmesi’, aranızdan cihâd (:kararlılıkla İslâm’ı yaşama mücâdelesi) eden kimseleri ve bilip ‘belli etmeden’ sabredenleri? >3:166, 3:167, 47:31, 57:25<

 

3:143     Ve andolsun ki, sizler diliyordunuz, ölümü ‘şehit olmayı’ onunla karşılaşmadan önce. Ve sizler bakınırken ‘beklerken’ nihayet onu görmüş oldunuz.

 

3:144     Ve Muhammed değildir ki, elçiden başkası. Ki, ondan önce de gelip geçmiştir elçiler. Öyleyse eğer öldüyse veya öldürüldü, geriye döneceksiniz topuklarınız üzerinde ‘davanızdan öylemi’? Ve kim, geri dönerse topukları üzerinde buna rağmen Allâh’a asla zarar veremez ‘hiç’ bir şeyle. Ve Allâh, ‘âhirette’ hak ettiklerini verecek şükredenlere.

 

3:145     Ve olamaz bir canın ölmesi, Allâh’ın izni olmaksızın ki, vadesi ‘ömrü’ belli yazgıdır ‘kaderdir’! >3:145, 11:104, 15:5, 17:13< Ve kim, isterse ‘sadece’ dünya sevabını ‘kazancını’, veririz ona ondan. >17:18, 17:19, 17:20< Ve kim, isterse âhiret sevabını ‘mükâfatını’, veririz ona ondan. Ve ‘âhirette’ vereceğiz hak ettiklerini şükredenlere.

 

3:146     Ve niceleri peygamberlerden ki, onunla beraber savaştı birçok kendini Rabbe adayanlar. Öyle ki yılmadılar onlara isabet eden şeylerden, Allâh’ın yolunda ve zaaf göstermediler ve durulmadılar. Ve Allâh, sabredenleri sever!

 

3:147     Ve olmadı onların sözleri ki, demelerinden başka ‘bir şey’: „ Rabbimiz, bağışla bizleri, suçlarımızı ve israfımızı ‘aşırılığımızı’ işlerimizde! Ve sabitle ‘sağlamlaştır’ ayaklarımızı ‘yolunda’! Ve yardım et bizlere, inkârcı topluma karşı! “.

 

3:148     Bu yüzden verdi onlara Allâh, dünya sevabı ‘kazancı’ ve en güzel âhiret sevabı ‘kazancı’. Ve Allâh, ahlâklıları sever!

 

3:149     Ey samimiyetle inanan kimseler! Eğer itaat ederseniz ‘hakikati’ örten kimselere, sizleri döndürürler topuklarınız üzerinde ‘dîni algılarınızdan’! Yoksa döndürülürsünüz hüsrana uğrayanlara!

 

3:150     Zaten Allâh, sahibiniz, koruyucunuzdur! Ve O, yardımcıların en hayırlısıdır!

 

3:151    Bırakacağız kalplerine ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış kimselerin korku Allâh’a ortak yakıştırmaları sebebiyle ki, hakkında ‘hiç’ bir delil indirmediği bir şeye ‘rağmen’. >3:151, 4:117, 6:71, 6:100, 7:33, 7:197, 10:18, 10:28, 10:29, 10:106, 46:5< Ve onların varacakları yer ateştir. Ve ne kötüdür kalınacak yer, zalimlere!

 

3:152     Ve andolsun ki, sözünde samimiydi sizlere Allâh, vaadinde. Onları perişan edip öldürüyordunuz ‘Uhud savaşında, Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ının izniyle. Ta ki, yılgınlığa kapılmıştınız ve anlaşmazlığa düştünüz ‘verilen’ emir hakkında ve isyan ettiniz ‘Allâhû Teâlâ’nın’, sizlere, sevdiğiniz şeyi ‘galibiyeti’ göstermesinin ardından. Sizlerden kiminiz ‘görev yerini terk edip ganimete koşarak’ dünyayı istiyordu, ve sizlerden kiminiz de âhireti istiyordu ki, ‘emre uyup direndi, şehit oldu’. Sonra ‘Allâhû Teâlâ’, sizleri onlardan uzak tuttu ‘yenilgiye uğrattı’ sizleri yoklamak için. Ve andolsun ki, ‘buna rağmen’ sizleri affetti. Ve Allâh, samimiyetle inananlar üzerine lütuf sahibidir!

 

3:153     O zaman kaçışıyordunuz ve dönüp bakmıyordunuz ‘hiç’ birine ve elçi çağırıyordu sizleri arkanızdan. Bu yüzden isabet etti sizlere, gam üstüne gam ki, elinizden çıkan şeylere ve sizlere isabet eden şeylere ‘bundan sonra da’ üzülmemeniz için. >57:23< Ve Allâh, haberdar, üstün bilgi sahibidir; gayret ettiğiniz şeylerden!

 

3:154     Sonra ‘Allâhû Teâlâ’, indirdi üzerlerinize gamın ardından emniyetteyken uyuklama ki, bürüyordu aranızdan bir grubu. Ve diğer grup canlarını önemsemiş ‘canlarının derdine düşmüşlerdi’. Allâh’a karşı cahil ‘bilgisiz’ zannıyla hak dışı zanna uyuyorlar, diyorlardı ki: „ Bu emirden ‘hükümden’ bizlere bir şey var mı? (Bu işten bizlere ne?) “. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Şüphesiz emirlerin ‘hükümlerin’ hepsi Allâh’ındır! “. Saklıyorlardı içlerinde sana açıklamadıkları bir şeyi de, diyorlardı ki: „ Ki, olsaydı bizlere ‘bu’ emirden ‘işten’ bir şey, burada öldürülmezdik! “. De ki: „ Olsaydınız bile evlerinizde, elbette çıkıp giderlerdi üzerlerine ölüm yazılmış kimseler, ‘vurulup’ yatacakları ‘yere’! “. Ve ‘bu’, Allâh’ın sınaması içindir, göğüslerinizdeki ‘gönüllerinizdeki’ şeyi ve gidermesi içindir kalplerinizdeki şeyi ‘şüpheyi’. >22:76, 41:20, 50:16, 82:10, 82:11, 82:12< Şüphesiz Allâh, göğüslerde ‘gönüllerde’ olanı en iyi bilendir!

 

3:155     Muhakkak o kimseler, aranızdan dönüp ‘gidenlerdir, Uhud savaşında’, iki topluluğun karşılaştığı gün. Artık şeytan, onların ‘ayaklarını’ kaydırmak istedi, ‘emre itaatsizlik, ganimete koşmak gibi zaaflarıyla’ kazandıkları bazı şeyler ‘bahanesiyle’. Ve andolsun ki, affetti Allâh onları. Şüphesiz Allâh, fazlalığına bakmaksızın günahları örten, bağışlayandır; hemen cezalandırmayan, ılımlı davranandır!

 

3:156     Ey samimiyetle inanan kimseler! Olmayın nankörler gibi! Ve dediler ki, yeryüzünde vuruşmaya ‘sefere’ çıktıları zaman veya gazi olan kardeşleri için: „ Olsaydılar yanımızda, ölmezler ve öldürülmezlerdi! “. Oluşturdu Allâh bunu ki, kalplerinde, hasret için ‘âhirette pişman olsunlar’. >2:167, 3:30, 6:27, 6:28, 6:30, 6:109, 6:110, 6:111, 7:53, 69:25, 78:40, 89:23, 89:24< Ve Allâh diriltir ve öldürür! Ve Allâh, gayret ettiğiniz şeyleri her hâliyle görendir!

 

3:157     Ve mutlaka eğer öldürülürseniz Allâh’ın yolunda veya ölürseniz, elbette bağışlanma Allâh’tandır! >2:154, 3:169, 3:195, 9:111, 22:58, 47:4< Ve bahşedilme, merhametle esirgenme, ‘daha’ hayırlıdır onların ‘dünyada’ topladıkları şeylerden. >3:157, 7:48, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

3:158     Ve mutlaka eğer ölürseniz veya öldürülürseniz de elbette Allâh’a toplanacaksınız! >1:3, 7:8, 11:103, 11:104, 11:105, 14:48, 20:108, 24:25, 75:30<

 

3:159     Ancak Allâh’tan, bahşedilme, merhametle esirgenme sebebiyle onlara yumuşak davrandın. Ve olsaydın kaba, katı yürekli, elbette dağılırlardı etrafından. Artık affet onları ve bağışlanma iste onlara ve danış ‘görüşlerini al’ emirlerde ‘kararlarda’! Nihayet karar verdiğin zaman da, artık Allâh’a itimat et! Şüphesiz Allâh, itimat edenleri sever!

 

3:160     Eğer yardım ederse sizlere Allâh, artık sizlere galip gelecek yoktur. Ve eğer yardımsız bırakırsa sizleri, artık kimdir ki o, ardından yardım eder sizlere? Ve artık Allâh’a itimat etsinler samimiyetle inananlar!

 

3:161     Ve olamaz bir peygamber için, ‘ganimet malına’ hıyanet edip ‘aşırması’. Ve kim, ‘ganimet malına’ hıyanet ederse, gelir o hıyanet ettiği şeyle kıyâmet günü. Sonra her benliğe kazandığı şeyler ‘ödül, ceza’ tastamam ödenir. Ve onlar ‘âhirette’ zulmedilmezler.

 

3:162     Öyleyse kim ki, Allâh’ın rızasına uydu, Allâh’tan ‘bir’ hışma uğrayan kimse gibi midir? Ve onun varacağı yer cehennemdir. Ve ne kötü varış yeridir ‘o’!

 

3:163     Onlar, mertebelerledir Allâh’ın katında. Ve Allâh, her hâliyle görendir gayret ettikleri şeyleri! >3:163, 6:132, 7:8, 7:9, 21:47, 23:102, 23:103<

 

3:164     Andolsun ki Allâh, minnettar ‘etti’ samimiyetle inananları ki, çıkardı içlerinde ‘görevlendirilmek üzere’ kendilerinden bir elçi. >2:127, 2:128, 2:129< Onlara, okur ‘Allâhû Teâlâ’nın’ Zât’ının âyetlerini ‘Kur’ân-ı Kerîm’i’. Ve onları ‘cehaletten, günahlardan’ arındırır. >4:49, 9:103< Ve öğretir kitabı ‘hakikat bilgisini’ ve hükümleri. Ve oysaki onlar, daha önce apaçık sapkınlık içindeydiler.

 

3:165     Ve ‘Uhud savaşında’, isabet ettiğinde sizlere bir musibet ki, ‘Bedir savaşında’ iki misli ‘düşmanlarınıza’ isabet etmişti; dediniz ki: „ Bu nereden? “. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ O, sizlerin kendi bencilliğinizdendir! “. Şüphesiz Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir!

 

3:166     Ve isabet eden şey ‘musibet’ sizlere, iki topluluğun karşılaştıkları gün, ancak Allâh’ın izniyleydi ve samimiyetle inananları bilmesi ‘belirlemesi’ içindir. >3:166, 3:167, 47:31, 57:25<

 

3:167     Ve bilmesi ‘belirlemesi’ içindir, nifak ‘ikiyüzlülük’ yapan kimseleri de. >3:166, 3:167, 47:31, 57:25< Ve denildi ki onlara: „ Gelin, savaşın Allâh’ın yolunda veya müdafaa edin! “. Dediler ki: „ Eğer bilseydik savaşmayı, elbette sizlere uyardık ‘sizlerle gelirdik’! “. Onlar, inkârcılığa daha yakındılar izin günü ‘Allâhû Teâlâ’nın izniyle gerçekleşen o gün’ inançtan ‘ziyade’. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar. >8:16< Ve Allâh en iyi bilendir gizledikleri şeyleri!

 

3:168     O kimseler ‘ikiyüzlülük yapanlar’, dediler ki ve oturdukları ‘yerden savaşa katılan, şehit’ kardeşleri için: „ Eğer itaat etselerdi bizlere, öldürülmezlerdi! “. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Haydi savuşturun ölümü canlarınızdan, eğer sözünde samimilerseniz! “.

 

3:169     Ve olduğunu sanmayın ki, Allâh’ın yolunda öldürülen kimseler ölülerdir. Aksine diridirler, Rablerinin katından rızıklandırılıyorlar. >2:154, 3:169, 3:195, 9:111, 22:58, 47:4<

 

3:170     Ferahlanırlar, onlara verdiği şeylerle Allâh’ın, Kendi lütfundan. Ve müjdelemek isterler o kimseleri ki, henüz katılmayan onlara, arkalarından ‘gelecek olan şehitleri’. Ki onlara ‘o şehitlere de’, korku olmaz ve ne de üzüntü çekerler.

 

3:171     Müjdelemek isterler, Allâh’tan iyi hâli ve lütfu. Ve şüphesiz Allâh, zayi etmez mükâfatını samimiyetle inananların!

 

3:172     O kimseler ki ‘Uhud savaşına’, davete icabet ettiler, Allâh için ve elçiye ki onlara, isabet eden ıstırabın ardından. Onlardan en iyilere ve ‘günahlardan’ korunanlaradır büyük mükâfat.

 

3:173     O kimseler ki, onlara dedi ki insanlar: „ Mutlaka insanlar, toplandılar sizlere ‘karşı’, artık onlardan ürperin! “. Oysaki ‘bu söz, daha da’ arttırdı onların inancını. Ve dediler ki: „ Yeterlidir bizlere Allâh! Ve ‘O’ ne güzel her hususta tanık, idareyi üstlenen, itimat edilendir! “.

 

3:174     Bu yüzden geri döndüler Allâh’tan bir iyi hâl ve lütufla ‘savaştan’ onlara dokunmadı bir kötülük. Ve uydular Allâh’ın rızasına. Ve Allâh, büyük lütuf sahibidir!

 

3:175     Ancak ki, bununla ‘gelen haber ile’ şeytan, onu dost edinenleri korkutur. Artık onlardan korkmayın ve Benden korkun eğer samimiyetle inananlarsanız!

 

3:176     ‘Yâ Muhammed’! Ve seni üzmesin o kimseler ki, yarışıyorlar ‘hakikati’ örtmekte! Gerçekten onlar, asla bir şeyle zarar veremezler Allâh’a. Allâh diler ki, onların âhirette ‘cennet’ payı olmasın. Ve onlaradır ‘cehennemde’ büyük azap.

 

3:177     Muhakkak o kimseler ki, pazarladılar ‘hakikati’ örtmeyi inanç ile. Asla zarar veremezler Allâh’a ‘hiç’ bir şeyle. Ve onlaradır ‘cehennemde’ elem azap.

 

3:178     Ve olduğunu sanmasınlar ‘hakikati’ örtmeye şartlanmış o kimseler ki, mühlet veriyor olmamız benlikleri için onlara hayırdır. Sadece süre veriyoruz onlara günahlarını arttırmaları için. Ve onlaradır ‘cehennemde’ alçaltıcı azap.

 

3:179     Allâh, ‘bir arada’ bırakmayacaktır samimiyetle inananları, bulunduğunuz şey üzerinde. Ta ki, ayıklar kötüyü ‘inkârcıyı’, temizden ‘samimiyetle inanandan’. >10:28, 30:14, 36:59< Ve değildir Allâh, aşina edecek sizleri algılanamayanı. >6:59, 11:123, 13:9, 16:77, 18:26< Ve lâkin Allâh, ‘bildirmek için’ seçer elçilerinden kimi dilerse. O hâlde samimiyetle inanın Allâh’a ve elçilerine! Ve eğer samimiyetle inanır ve ‘günahlardan’ korunursanız, artık sizleredir büyük mükâfat.

 

3:180     Ve olduğunu sanmasınlar cimrilik eden o kimseler ki, onlara verdiği şeyler Allâh’ın, Zât’ının lütfundan o, onlara hayırdır. Aksine o, onlara şerdir boyunlarına dolanacaktır onunla cimrilik ettikleri şey, kıyâmet günü. Ve Allâh’ındır mirası, göklerin ve yerin! Ve Allâh, gayret ettiğiniz şeylerden haberdar, üstün bilgi sahibidir!

 

3:181     Andolsun ki işitti Allâh, sözlerini o kimselerin. Dediler ki: „ Doğrusu Allâh, fakir ve bizler zenginiz! “. Yazacağız söyledikleri şeyleri ve öldürmelerini peygamberleri hak dışı. >22:76, 41:20, 50:16, 82:10, 82:11, 82:12< Ve ‘cehennemde’ deriz ki: „ Tadın yakıcı azabı! “.

 

3:182     İşte bu ‘azap’, ellerinizle sunduğunuz ‘günahlar’ sebebiyledir. Ve şüphesiz Allâh, kullara zulmedici değildir.

 

3:183     O kimseler ki ‘Yahudiler’, derler ki: „ Mutlaka Allâh, taahhüt etti bizlere, ‘hiç’ bir elçiye inanmamamızı ta ki, ‘şimşek çakıp’ ateş onu yiyip ‘yakacağı’ bir kurban getirir bizlere. “. ‘Yâ Muhammed’! De ki: „ Sizlere gelmişlerdi elçiler, benden önce ayan beyan ‘delillerle’ ve söylediğiniz ‘mucize’ ki onunla. O hâlde neden öldürdünüz onları, eğer sözünde samimilerseniz? “.

 

3:184     ‘Yâ Muhammed’! Artık, eğer artık seni yalanlıyorlarsa ‘bil ki’, bu yüzden yalanlanmıştı ‘diğer’ elçiler senden önce de ki, getirdiler ayan beyan ‘deliller’ ve ulvî sayfalar ve aydınlatıcı kitap ‘hakikat bilgisi’.

 

3:185     Her can ölümü tadıcıdır! Ve artık tastamam ödenir ücretleriniz kıyâmet günü. Nihayet kim, uzaklaştırılır ateşten ve dâhil edilirse cennete, artık kurtulmuş olur. Ve dünya hayatı, aldatıcı ‘geçici’ menfaatten başka ‘bir şey’ değildir. >3:157, 7:48, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20<

 

3:186     Elbette deneneceksiniz mallarınızla ve canlarınızla. Ve elbette duyacaksınız, o kimselerden ki, sizlerden önceki kitap ‘hakikat bilgisi’ verilen ‘Yahudiler ve Hristiyanların bazılarından’ ve ‘Allâhû Teâlâ’ya’ ortak yakıştıran kimselerden birçok rahatsız ‘eden sözler’. Ve eğer ‘bunlara’ sabrederseniz ve ‘günahlardan’ korunursanız artık gerçekten işte bu azmedilmeye değer işlerdendir.

 

3:187     Ve Allâh aldığı zaman kesin söz, o kimseler ki, kitap ‘hakikat bilgisi’ verilen ‘Yahudiler ve Hristiyanların bazılarından, demişti ki’: „ Mutlaka beyan edeceksiniz onu ‘hakikat bilgisini’ insanlara ve gizlemeyeceksiniz onu! “. Fakat onu ‘artlarına’ attılar sırt ‘çevirip’ ve onu pazarladılar az bir bedele. >2:75, 2:159, 5:13, 9:9, 9:10, 14:28, 41:40< Oysaki ne kötü, pazarladıkları şey.

 

3:188     Olduğunu sanma ki, ‘bu hakikat bilgisidir diye’ geldikleri şeyle ‘gerçeği gizleyip, uyguladıklarıyla’ keyiflenen ve uygulamadıkları şeylerle de ‘inancı yaşıyorum diye’ övünmeyi seven o kimseler, ‘kazançlı çıkacaklar’. Öyleyse olduğunu sanma, onlara azaptan kurtulacak bir yer. Ve onlaradır ‘cehennemde’ elem azap.

 

3:189     Ve Allâh’ındır, göklerin saltanatı, hükümranlığı ve yerin! Ve Allâh, her şey üzerinde dilediğini, irade ettiği gibi icra eden ve yapmaya kudretlidir!

 

3:190     Muhakkak yaratılışında göklerin ve yerin, ihtilâfı ‘zıtlığı’ gece ve gündüzün elbette âyetlerdir ‘alâmetlerdir’ aklı ve gönlü işleyen, derin kavrayış sahiplerine.

 

3:191     O kimseler ki yâd ederler Allâh’ı, ayaktayken ve otururken ve yan üstü uzanmışken. Ve inceden inceye düşünürler yaratılışını göklerin ve yerin; ‘ve derler ki’: „ Rabbimiz, yaratmadın bunu gerekçesiz! Sen, noksan sıfatlardan, kusurdan ve eksiklikten uzaksın! Artık koru bizleri ateşin azabından ‘cehennemden’! “.

 

3:192     „ Rabbimiz, şüphesiz Sen, kimi ateşe dâhil edersen, artık rezil etmiş olursun onu! “. Ve yoktur zalimlere yardımcılar.

 

3:193     „ Rabbimiz, mutlaka ki bizler işittik, samimi inanca davet eden davetçinin ‘peygamberin’: „ Rabbinize samimiyetle inanın! “ ‘dediğini’; bunun üzerine samimiyetle inandık! Rabbimiz, artık bağışla suçlarımızı ve ört kötülüklerimizi! Ve bizleri iyiler, özü sözü bir kullarınla beraber ‘onlara verdiğin kıymetle’ vefat ettir! “.

 

3:194     „ Rabbimiz, ve bizlere ver elçilerin huzuruna ‘aracılığıyla’ bizlere vadettiğin şeyi! Ve rezil etme bizleri kıyâmet günü! Şüphesiz Sen, miada ihtilâf etmezsin! “.

 

3:195     Derken onların ‘dualarına’ icabet etti Rableri. >1:4, 2:21, 2:153, 2:186, 6:102, 17:110, 98:5< ‘Allâhû Teâlâ’: „ Muhakkak ki Ben, zayi etmem ‘yararlı işlere’ gayret edenlerin gayretini sizlerden erkek veya dişi ki, birbirinizdensiniz ‘birbirinizin soylarındansınız’. Hicret ‘göç’ eden kimselerin ve çıkarılanların yurtlarından ve eziyet edilenlerin yolumda ve savaşanların ve öldürülenlerin elbette örteceğim onlardan kötülüklerini ‘günahlarını’. >2:154, 3:169, 3:195, 9:111, 22:58, 47:4< Ve mutlaka dâhil edeceğim onları cennetlere ki, akar tabanından ırmaklar. “. Sevap ‘mükâfat olarak’, Allâh’ın katından. Ve Allâh… Zât’ının katındadır, sevabın ‘mükâfatın en’ güzeli.

 

3:196     ‘Yâ Muhammed’! Olduğu aldatmasın seni, ‘rahatça’ dolaşmaları ‘hakikati’ örtmeye şartlanmışların şehirlerde.

 

3:197     ‘Bu’ Az bir menfaattir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. >3:157, 7:48, 10:58, 17:18, 17:19, 17:20, 57:20< Ve ne kötü döşektir ‘o’!

 

3:198     Lâkin o kimseler ki, korundular Rablerine ‘karşı gelmekten’; onlaradır cennetler ki, akar tabanından ırmaklar. Kalıcılardır onun ‘cennetlerin’ içinde ‘bir’ ağırlanmayla, Allâh’ın katından. Ve Allâh’ın katındaki şeyler ‘mükâfatlar daha’ hayırlıdır iyiler, özü sözü bir kullar için.

 

3:199     Ve muhakkak ‘diğer’ kitapların erbaplarından (:Yahudiler ve Hristiyanlar) elbet ‘öyle’ kimseler ‘var ki’, samimiyetle inanırlar Allâh’a ve sizlere indirilen şeye ‘Kur’ân-ı Kerîm’e’ ve onlara indirilen şeye ‘Tevrât ve İncîl’e’. Allâh’tan ürperirler. Pazarlamazlar Allâh’ın âyetlerini ‘hakikat bilgisini’ az bir bedele. İşte onlar ki… Onlaradır mükâfatlar, Rablerinin katında. Şüphesiz Allâh, tez, noksansız hesaplayandır!

 

3:200     Ey samimiyetle inanan kimseler! Sebat edin ve sabırlı olun! Ve ‘inancınızı korumada’ temkinli, tetikte olun! Ve korunun Allâh’a ‘karşı gelmekten’! Ki, belki kurtuluşa erersiniz.